top of page

Hristiyanlık Dini Kurucusu Pavlus mu?

  • 14 Ağu
  • 3 dakikada okunur

Soruyu soran kişi: "Hristiyanlık dini kurucusu Pavlus mu? İncil'i Pavlus mu yazdı?"


Öncelikle, soruyu soran değerli kardeşimize teşekkür ediyoruz.


Hristiyanlık dini kurucusu Pavlus mu? İncil'i Pavlus mu yazdı?

Türkiye'de dinler tarihiyle biraz ilgilenen herkesin mutlaka kulağına çalınan o meşhur bir iddia vardır: "Hristiyanlığı aslında İsa değil, Pavlus kurdu. İsa'nın getirdiği o saf inancı Pavlus bozdu ve bugünkü haline getirdi."

Tabi bu iddialarda eli emeği olan kişiler ülkemizin ilahiyatçıları ve akademisyenleri. Peki bir kişinin kimliğinin "Akademisyen-İlahiyatçı" olması, asla yalan söyleyemeyeceği anlamına mı geliyor? Belki bilerek bunu yapıyorlar, belki de bilmeden. Birlikte konuya bakalım:


İlk duyduğunuzda, özellikle de gizli bilgi fısıltısı taşıyormuş gibi göründüğü için insana çok cazip, çok mantıklı gelebilir. Peki ama tarihi gerçekler ve Hristiyanlığın kendi iç tutarlılığı bu iddiayı doğruluyor mu?


Pavlus Olmayan Bir Şeyi İcat Etmedi, Var Olanı Aktardı


En yaygın yanılgı, İsa'nın çarmıha gerilişi ve dirilişi gibi temel inançları Pavlus'un sonradan uydurduğu düşüncesidir. Fakat bu o kadar mantıksızdır ki. Çünkü İsa Mesih'in Havarileri, öğrencileri Pavlus ile aynı dönemde yaşadılar. Pavlus'tan haberleri vardı ve tanıştılar bile!

Pavlus'un mektupları kronolojik olarak incelendiğinde çarpıcı gerçeklerle karşılaşırız.


Pavlus, Korintliler'e yazdığı birinci mektupta (1. Korintliler 15) şöyle der:

 "Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim: Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi. 5 Kefas'a (Petrus), sonra Onikiler'e göründü. 6Daha sonra da beş yüzden çok kardeşe aynı anda göründü. Bunların çoğu hâlâ yaşıyor, bazılarıysa öldüler. 7-8 Bundan sonra Yakup'a, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü. 9 Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrı'nın kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.."


İşte burası çok önemli. Tarihçiler ve teologlar, Pavlus'un burada bahsettiği inanç bildirisinin kendisinden çok öncesine, İsa'nın çarmıha gerilişinden sadece 1-2 yıl sonrasına kadar uzandığını kabul eder. Yani Pavlus bir din uydurmadı. Zaten Kudüs'teki ilk inananlar arasında var olan, ilahi olarak kabul edilen bir inancı, tıpkı kendisine aktarıldığı gibi diğer uluslara taşıdı. Çekirdek inanç zaten oradaydı. Pavlus sadece bu inancın dünyaya yayılmasında bir megafon görevi gördü.


İsa'nın Öğrencileri Neden Sessiz Kalsın?


Düşünsenize, İsa'nın yanında yıllarca yürümüş, onunla yemek yemiş, öğretilerini bizzat kendi kulaklarıyla duymuş olan Petrus, Yuhanna ve Yakup gibi devasa figürler var o dönemde. Eğer Pavlus çıkıp da ustalarının mesajını tamamen çarpıtsaydı, yeni ve uydurma bir din icat etseydi, bu adamlar ona karşı durmaz mıydı?


Hem de nasıl dururlardı! Oysa tarihi kayıtlar tam tersini söylüyor. İncil'de (Galatyalılar 2. bölümde) Pavlus, Kudüs'e gidip Kilise'nin direkleri sayılan bu isimlerle görüştüğünü anlatır. Sonuç? Petrus ve diğerleri Pavlus'un mesajını onaylamış ve ona sağ elini vererek (yani tam bir destek ve ortaklık sunarak) onu diğer uluslara müjdeyi duyurması için uğurlamışlardır.

Hatta Petrus, kendi mektubunda (2. Petrus 3) Pavlus'un yazdıklarından övgüyle bahseder ve Kutsal Ruh'un esinlemesiyle yazdığını belirtir.

Ustalarının mirasına canları pahasına sahip çıkan havarilerin, inancı bozan birine destek vermesi mantıklı mı? Asla.


Mesajlar Arasında Çatışma Değil, Tamamlayıcılık Var


"İsa sevgi dolu bir ahlak öğretmeniydi, Pavlus ise işi teolojiye ve kurallara boğdu, inancı bozdu" derler.

Bu, İncil'i bütüncül okumamaktan kaynaklanan bir illüzyondur.


İsa'nın Dağdaki Vaaz'ını okuyun. Düşmanlarınızı sevin, kötülüğe iyilikle karşılık verin der. Sonra dönüp Pavlus'un Romalılar'a yazdığı mektubun 12. bölümüne bakın. Pavlus birebir aynı şeyi söyler: "Kötülüğe yenilme, kötülüğü iyilikle yen."


Ortada bir çelişki yok. İsa temeli atmış, Pavlus ise o temelin üzerine İsa'nın talimatlarıyla binayı inşa eden ustabaşlarından biri olmuştur. Mimarın çizdiği planı uygulayan bir mühendisi, binanın asıl tasarımcısı sanmak büyük bir hatadır.


Pavlus'un Kazancı Neydi?


Pavlus'un kazancı yok. Hatta zararı var.


Pavlus (eski adıyla Saul) kendi toplumunda son derece saygın, eğitimli, statü ve güç sahibi bir din bilginiydi. Sadece bu değil, o dönemin süper gücünün bir vatandaşıydı.

İlk Hristiyanları tutuklatıp hapse atacak ve öldürtecek kadar da radikaldi. Bir gün aniden, inandığı her şeyi elinin tersiyle itti. Sırf "İsa Mesih'tir, İsa Rab'tir" dediği için taşlandı, kırbaçlandı, yıllarca hapis yattı, gemi kazaları geçirdi, aç kaldı ve sonunda Roma'da başı kesilerek idam edildi.


Şimdi elinizi vicdanınıza koyup düşünün. Saygınlık ve zenginlik içinde yaşamak varken, kimse kendi uydurduğu koca bir yalan uğruna böylesi bir sefaleti ve ölümü göze alır mı? İnsanın doğasına aykırı. Pavlus'un hayatındaki bu keskin dönüşümün tek bir mantıklı açıklaması vardır: Gerçekten de dirilmiş olan İsa Mesih ile Şam yolunda karşılaşmış olması.

Pavlus, Hristiyan inancının kurucusu değildir. İnancın en büyük, en çalışkan ve en fedakar elçilerinden biridir. Mesajı o yazmadı, sadece postacıydı. Ve postacıyı suçlamadan önce, mektubun içindeki o muazzam sevgi ve kurtuluş mesajına bakmak, her zaman çok daha ufuk açıcıdır.


Lütfen Hristiyanlığı, Hristiyanlardan öğrenin..

bottom of page