Tüm Dinler Aynı Şeyleri Emretmiyorlar mı?
- umuttoztekin
- 9 Oca
- 3 dakikada okunur
Tüm dinler aynı şeyleri emretmiyorlar mı? Tüm dinlerin mesajı aynı değil mi? Hristiyanlığa inanmamıza ne gerek var?
Öncelikle, soruyu soran değerli kardeşimize teşekkür ediyoruz.

Körlerin Fili ve Tüm Dinler Aynıdır Yanılgısı
Size bir hikaye: altı kör adam ve bir fil. Her biri filin farklı bir yerine dokunur ve neye benzediğini tarif etmeye çalışır. Biri bacağına sarılır ve "Bu bir ağaç!" der. Diğeri hortumunu tutar, "Hayır, bu bir yılan!" diye itiraz eder. Bir başkası dişine dokunur ve filin mızrak gibi olduğunu iddia eder. Kuyruğu tutan ip der, kulağa dokunan yelpaze...
Hikayenin kıssadan hissesi bellidir: Herkes gerçeğin sadece küçük bir parçasını kavrayabilir, kimse büyük resmin tamamına hakim değildir.
Bu metafor, günümüzde dini çoğulculuğun en popüler savunması haline geldi. Deniliyor ki:
"Bakın, tüm dinler aslında aynı dağın zirvesine çıkan farklı patikalar. İsimler değişse de hepsi aynı Tanrı'ya, aynı hakikate çıkıyor."
İlk bakışta ne kadar da naif, ne kadar da hoşgörülü bir yaklaşım, değil mi? Kimseyi dışlamıyor, herkesi kucaklıyor gibi duruyor. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil. Bu mütevazı hikaye, aslında içinde devasa bir mantık hatası ve gizli bir kibir barındırıyor.
Tevazu Maskesi Altındaki Kibir
Hikayenin en büyük çelişkisi şurada: Bu benzetme, ancak ve ancak hikayeyi anlatan kişi kör değilse işe yarar.
Kör adamların yanıldığını söyleyebilmeniz için, filin tamamını gören, olaya dışarıdan bakan biri olmanız gerekir. Yani, "Tüm dinler gerçeğin sadece bir kısmını görüyor" dediğinizde, aslında gizlice şunu iddia etmiş olursunuz: "Siz hepiniz körsünüz, gerçeği yarım yamalak biliyorsunuz, ama ben (anlatıcı olarak) filin tamamını görüyorum. Sizin göremediğiniz o büyük hakikati ben biliyorum."
Bu tevazu değil, düpedüz "Tanrısal" bir bakış açısı takınmaktır. Tüm inanç sistemlerini eksik olmakla itham edip, kendi bakış açısını hepsinin üstüne koyan, kanıtlanamaz teolojik bir iddiadır.
Aynı Dağ mı, Farklı Gezegenler mi?
İkinci büyük sorun ise şu: Dinlerin hepsi gerçekten aynı şeyi mi söylüyor? Bu iddia, dinlerin öğretilerini sadece yüzeysel bir iyi insan olma kuralına indirgerseniz doğru gibi gelebilir. Ama derine indiğinizde, uçurumlar görürsünüz.
Hristiyanlık, "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh"tan oluşan üçlü bir birlikten (Teslis) bahseder. İslamiyet İncil mesajını reddeder. Hinduizm milyonlarca tanrıyı kucaklar, Budizm ise kişisel bir Tanrı fikrine tamamen uzaktır. Bunlar küçük detaylar veya kültürel farklar değildir. Bunlar, varoluşun temeline dair birbirine zıt iddialardır. Hepsi aynı demek, kapitalizm ile komünizmin aslında aynı ekonomik model olduğunu iddia etmek kadar absürttür. Bu dinlere saygı duymak değil, onları ciddiye almamaktır.
Peki, Hristiyanlığı diğer tüm inanç sistemlerinden ayıran o keskin çizgi nedir?
Yeryüzündeki neredeyse tüm dinler ve felsefeler, insanlara bir yapılacaklar listesi sunar.
"İyi yaşa, kurallara uy, ibadet et, sadaka ver. Eğer yeterince çabalarsan Tanrı (veya evren) seni kabul eder."
Bu, insanın kendi çabasıyla Tanrı'ya ya da bilinçsel yüksekliğe ulaşmaya çalıştığı bir merdivendir. Yani özetle: "YAP."
Hristiyanlık ise tam tersini söyler. İncil, insanın durumuyla ilgili can sıkıcı bir gerçekle başlar: Biz kendimizi kurtaramayız.
Ne kadar çabalarsak çabalayalım, Tanrı'nın kusursuz standardına erişemeyiz. En iyi işlerimiz bile egomuzla ve hatalarımızla kirlenmiştir.
İşte "Müjde" (İncil) tam da burada devreye girer. Hristiyanlık "YAP" demez, "YAPILDI" der.
Mesaj şudur:
Sen yapamadın, ama Tanrı senin için yaptı. İsa Mesih, senin yaşaman gereken kusursuz hayatı yaşadı ve senin hak ettiğin ölümü öldü. Çarmıhta son nefesini verirken "Tamamlandı" dediğinde, hesabı kapattı. Diğer inançlar: "Elindeki CV'yi, sevaplarını, iyi amellerini Tanrı'ya sun ve kabul edilmeyi um" der. Hristiyanlık ise şöyle seslenir: "Senin CV'n yetmez, al İsa'nın kusursuz CV'sini kullan."
İyi İnsanların Gittiği Yer?
Popüler kültür, cennetin iyi insanların gittiği bir yer olduğunu fısıldar durur. Hatta dizilerde, filmlerde hep bu tema işlenir: Sevapların günahlarından fazlaysa, kapılar açılır.
Ama Hristiyanlığın şok edici mesajı şudur: Cennet iyi insanların değil, affedilmiş günahkarların yeridir. Bu karşılıksız lütuftur. Eğer kurtuluş bizim iyi biri olmamıza bağlı olsaydı, o zaman İsa'nın o korkunç çarmıh ölümüne ne gerek vardı?
Sonuç olarak, tüm dinlerin aynı olduğunu söylemek gerçeğin üzerini örten tatlı bir yalandan ibaret. Hristiyanlık, "Ne yaparsan yap, en iyisini yap" diyen bir ahlak öğüdü değildir. O, "Sen yapamazsın, ama senin yerine yapan biri var" diyen eşsiz bir kurtuluş haberidir. Fark, işte bu kadar derindir.
"Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur." (Elçilerin İşleri 4:12)




