top of page

Hristiyanlıkta Faiz Günah mı?

  • 9 Haz
  • 3 dakikada okunur

Soruyu soran kişi: " Hristiyanlıkta faiz haram mı? Hristiyanlıkta faiz günah mı?"


Öncelikle, soruyu soran değerli kardeşimize teşekkür ediyoruz.


Hristiyanlıkta faiz haram mı? Hristiyanlıkta faiz günah mı?

Sevgili dostlar, hepimiz gündelik hayatın koşturmacası içindeyiz. Faturalar, hayallerimiz, kurmak istediğimiz işler veya sadece ay sonunu getirme çabası...


Modern dünyanın ekonomik çarkları o kadar hızlı dönüyor ki, inancımızı yaşarken bazen durup kendimize şu soruyu sorma ihtiyacı hissediyoruz: "Hristiyan bir birey olarak bu sistemin neresinde durmalıyım? Bankalarla çalışmak, kredi çekmek veya faizli işlemlere girmek inancımıza göre günah mıdır?"


En Büyük Buyruktan İkincisi -Kardeşini Koru-


Meselenin köklerine inmek için önce Eski Antlaşma'ya bakmamız gerekiyor. Hristiyan ahlakının temelinde zayıfı ve yoksulu korumak yatar. Bu yüzden Kutsal Kitap, faiz konusunda sömürüyü kesin bir dille reddeder.


Örneğin, Mısır'dan Çıkış 22:25 ayeti çok nettir:


 “Halkıma, aranızda yaşayan bir yoksula ödünç para verirseniz, ona tefeci gibi davranmayacaksınız. Üzerine faiz eklemeyeceksiniz." (Mısır'dan Çıkış 22:25)

Aynı şekilde Levililer 25:36-37, zor duruma düşmüş bir kardeşe faizle borç verip onun üzerinden kazanç sağlamayı yasaklar.

Yaratıcı'nın buradaki mesajı açıktır: Çaresiz bir insanın durumunu kendi zenginliğin için bir fırsata çeviremezsin.


Kuralların Ötesinde Bir Kalp Meselesi


Luka 6:34-35'te Mesih şöyle der:

"Geri alacağınızı umduğunuz kişilere ödünç verirseniz, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile verdiklerini geri almak koşuluyla günahkârlara ödünç verirler. Ama siz düşmanlarınızı sevin, iyilik yapın, hiçbir karşılık beklemeden ödünç verin. Alacağınız ödül büyük olacak, Yüceler Yücesi'nin oğulları olacaksınız. Çünkü O, nankör ve kötü kişilere karşı iyi yüreklidir." (Luka 6:34-35)

Bir Hristiyan için asıl mesele "Şu işlemi yaparsam günaha girer miyim?" korkusundan ziyade, "Kardeşime karşılıksız bir sevgiyle yaklaşabiliyor muyum?" sorusudur. Eğer birinin gerçekten yardıma ihtiyacı varsa, Hristiyan ahlakı o borcun geri dönüşünü, hatta bazen anaparasını bile düşünmeden vermeyi öğütler. Bazen konusuna dikkat çekiyorum. Çünkü RAB şunu öğütlemiştir:


 “İşte, sizi koyunlar gibi kurtların arasına gönderiyorum. Yılan gibi zeki, güvercin gibi saf olun." (Matta 10:16)

Kilise Babaları Tefeciliğe Neden Karşı Çıktı?


İlk yüzyıl Kilise Babaları (örneğin Altınağızlı Aziz Yuhanna), tefeciliği ruhu paramparça eden büyük bir hastalık olarak görmüşlerdir. Neden mi? Çünkü o dönemde faiz, güçlülerin garibanları köleleştirmek için kullandığı acımasız bir araçtı. (Lakap olarak "Altınağızlı" Aziz Yuhanna diyince aklınıza yurtdışından bir figür gelmesin hemen, kendisi Hatay Antakyalıdır.)


İnancımıza göre; Tanrı'nın suretinde yaratılmış bir insanın acısından, hastalığından veya açlığından kar elde etmek, yapılabilecek en büyük ruhsal yıkımlardan biridir.

Bu durum kişiyi açgözlülüğe sürükler ve kalbini merhamete kapatır.


Günümüzde Kredi ve Bankacılık: Sınır Nereden Geçiyor?


Peki işi günümüze, modern finans dünyasına taşıdığımızda ne oluyor? Kiliselerimizin banka hesapları var, inananlar kredi kartı kullanıyor. Burada bir çelişki mi var? Hayır. Hristiyanlar şekilcilikten ziyade eylemin özüne odaklanır. İşin içinde sömürü (tefecilik) mi var, yoksa modern ticaret mi?


Bu ayrımı daha iyi anlamak için güncel hayatın içinden birkaç örneğe bakalım:


Sömürü ve Günah Olan Durum:

Bir komşunuz evinin kirasını ödeyemiyor, çocuğunun hastane masrafı var veya temel gıdaya ulaşamıyor. Ona borç verip "Bana bunu 1 ay sonra faiziyle ödeyeceksin" derseniz, bu tam anlamıyla Kutsal Kitap'ın lanetlediği tefeciliktir. Kardeşinizin çaresizliğini sömürmüş olursunuz.


Makul ve Ticari Olan Durum:

Diyelim ki bir plazada çalışıyorsunuz ve maaşınızın enflasyon karşısında erimemesi için bankanın sunduğu yatırım araçlarını değerlendiriyorsunuz. Ya da girişimci ruhlu birisiniz; internetten bazı ürünler satacağınız bir e-ticaret işi kurmak istiyor ve bunun için ticari bir girişim kredisi çekiyorsunuz. Belki de İstanbul'un o yorucu trafiğinde işe daha rahat ve güvenli gidip gelmek için kendinize 50cc bir motor alacaksınız ve bunun için banka finansmanı kullanıyorsunuz.


İşte bu ikinci maddedeki örnekler yoksulu sömürmek olarak değerlendirmez.

Bunlar tarafların karşılıklı rızasıyla gerçekleşen, çaresizliği değil büyümeyi ve ihtiyacı karşılamayı hedefleyen modern ekonomik araçlardır.


Hristiyanlıkta mesele hiçbir zaman paranın kendisi olmamıştır.


Asıl mesele insanın parayla kurduğu zehirli ilişkidir. Parayı putlaştırmak, paraya tapmak ve bir başkasının zayıflığından faydalanmak, ruhumuzu Tanrı'dan uzaklaştırır.


Bizler, finansal kararlar alırken vicdanımızı açık tutmalı, "Bu işlemde sevgi, dürüstlük ve merhamet var mı, yoksa hırs ve sömürü mü yatıyor?" diye kendimize sormalıyız. Modern ekonominin içinde var olurken, kalbimizi açgözlülüğün tuzaklarından korumak hepimizin en büyük ruhani mücadelesidir.

bottom of page