top of page

Hristiyanlıkta İsteyerek Çocuksuz Olmak Günah mı?

4 gün önce
4 dakikada okunur

Soruyu soran kişi: "Merhabalar. Hristiyanlığı yeni araştıran biriyim. Merak ettiğim konulardan bir tanesi Hristiyanlığın istediği hayat tarzı hakkında. Direkt sorumu sorayım, Hristiyanlığın gönüllü olarak çocuk yapmayan, çocuksuz yaşayan bir kadına karşı bakışı nedir? Bu bir günah ya da eksiklik midir? Umarım doğru anlaşılmışımdır. Teşekkür ederim. "


Öncelikle, soruyu soran değerli kardeşimize teşekkür ediyoruz.


Hristiyanlıkta gönüllü çocuksuz yaşamak günah mı? Kutsal Kitap ve İncil ışığında Hristiyan inancının çocuksuz kadınlara bakışını ve ruhsal annelik kavramını inceleyin.

Merhabalar. Hristiyanlığı araştırmaya başlamanız ve bu kadar spesifik ve içten bir soru sormanız gerçekten harika.


Türkiye gibi anneliğin adeta kadının en büyük, bazen de yegane varoluş amacı gibi sunulduğu bir coğrafyada büyüdüyseniz, aklınıza bu sorunun gelmesi çok doğal.


Peki Hristiyanlık bu duruma nasıl bakıyor?

Lafı hiç dolandırmadan söyleyelim:

Hristiyan inancında gönüllü olarak çocuksuz bir hayat seçmek kesinlikle bir günah veya eksiklik değildir. Fakat bu hayatı neden seçiyoruz, motivasyonumuz nedir onu samimiyetle bilmemiz gerekir.


Hristiyanlıkta Gönüllü Çocuksuzluk Bir Günah mı, Yoksa Bir Tercih mi?


Bizim kültürümüzde kadının statüsü genellikle evlilik ve annelikle taçlandırılır. "Cennet annelerin ayakları altındadır" düsturuyla büyümüş bir toplumda, kendi rızasıyla anne olmamayı seçen bir kadına şüpheyle bakılması kaçınılmazdır.


Ancak Hristiyan teolojisi insana ve kadına çok daha temel bir noktadan,Tanrı'nın sureti kavramından yaklaşır.


Kutsal Kitap'a göre bir kadın, anne olduğu veya üreyebildiği için değil bizzat Tanrı tarafından yaratıldığı için kendi içinde tam ve eksiksiz bir değere sahiptir.

Yani Hristiyanlıkta kadının değeri, biyolojik kapasitesine indirgenemez. Hatta tarihsel inanç geleneğine baktığımızda kendini tamamen duaya, topluma veya inanca adayarak biyolojik anne olmamayı seçen kadınlar, en saygın ruhsal figürler olarak kabul edilmiş ve yüzyıllarca övgüyle anılmıştır.

(Azize Catherine of Alexandria, Azize Agatha, Azize Lucia, Azize Cecillia, Azize Paraskevi, Kalkütalı Azize Teresa, Avivalı Azize Teresa, Assisili Azize Claire vb. kişi örnekleri çoğaltılabilir. Soruyu soran kardeşimizin bu kişilerin tanıklıklarını okumalarını rica ederiz.)


Ama Eski Ahit'te Adem ve Havva'ya Çoğalın ve Yeryüzünü Doldurun Denmiyor mu?


Tam bu noktada en çok duyacağınız karşıt argüman şudur:

"Tevrat'ın Yaratılış bölümünde Tanrı insanlara "Verimli olun, çoğalın ve yeryüzünü doldurun." demiştir. Çocuk yapmamak Tanrı'nın emrine karşı gelmek değil midir?"


Bu argüman ilk bakışta çok mantıklı gelse de, Kutsal Kitap'ın tarihsel bütünlüğünü gözden kaçırır. Eski Antlaşma'da soyun devamı ve yeryüzünün nüfuslanması gerçekten de büyük bir vurguydu. O dönemde soyun devam etmesi, ailenin hayatta kalması ve inancın nesilden nesile aktarılması için hayatiydi.


Ancak İncil (Yeni Antlaşma) ile birlikte bu odak tamamen değişir. İsa Mesih dünyaya geldikten sonra asıl vurgu, biyolojik olarak çoğalmaktan ziyade ruhsal olarak çoğalmaya kayar. Keza Hristiyan teolojisinin en büyük resullerinden biri olan Elçi Pavlus da bekardır. (Anti Pavlus söyleminden başka bir şey bilmeyenler lütfen "AHA PAVLUS SADECE BEKARDI!!!!" demesinler, diğer havarilerin bazıları da bekardı ve iman mücadelesinde şehit oldular.)


Eğer evlenmemek veya çocuk sahibi olmamak bir eksiklik ve bir günah olsaydı, inancın merkezindeki bu figürlerin hayatı Kutsal Kitap'la devasa bir çelişki yaratırdı.


"Çocuklar Tanrı'nın Armağanıdır" Argümanı ve Evliliğin Doğası


Bir diğer yaygın karşıt argüman da Mezmurlar bölümünde geçen "Çocuklar RAB'bin verdiği bir armağandır, Rahmin ürünü bir ödüldür." (Mezmurlar 127:3) ayetidir.


Evet, Hristiyanlık çocukları bir yük veya ayak bağı değil, büyük bir armağan ve bereket olarak görür. Ama burada çok ince bir ayrım var: Her armağan, herkes için mecburi bir görev demek değildir.


Nasıl ki zenginlik bir bereket sayılabilir ama fakir olmak bir günah değilse, çocuk sahibi olmak bir bereketken, olmamak da bir lanet veya ruhsal bir eksiklik değildir. İkisinin de farklı sorumlulukları vardır.

Burada inancın çok derin bir vizyonu devreye girer. Hristiyanlıkta evlilik kurumu, doğası gereği yeni yaşama, yani çocuklara açık olmayı gerektiren kutsal bir bağdır.


Eğer evlilik yoluna giriliyorsa, bu birliğin meyvesi olan çocuklara kapıyı bütünüyle kapatmak evliliğin ruhuyla pek uyuşmaz. Fakat asıl can alıcı nokta şudur: Herkes evlilik ve biyolojik aile kurma çağrısına sahip değildir. Hayatınızı nasıl şekillendireceğiniz, size verilmiş özel bir çağrıdır. Evlenmemek ve çocuk yapmamak, eğer sevgiyle ve Rab'be hizmet gibi bir amaca yönlendirilerek seçilmişse, devasa bir ruhsal üretkenliğe dönüşür.


Ruhsal Aile, Ruhsal Annelik ve Adanmışlık Yolu


Bırakın günah olmayı, Yeni Antlaşma bazı durumlarda (Rab'den çağrımızın bu olduğuna emin olduğumuzda) çocuksuzluğu ve bekarlığı teşvik bile eder. Elçi Pavlus, 1. Korintliler mektubunda bekar kalmayı açıkça över. Neden mi? Çünkü bu durum, kişinin dikkatini dağıtmadan, tüm enerjisini ve zamanını Tanrı'ya, topluma, iyiliğe ve ruhsal hizmete adamasına olanak tanır.

Çocuk sahibi olmak isteyen biri eğer isterse enerjisini biyolojik bir aile kurmaya değil; dünyadaki yetimlere, çevresindeki yardıma muhtaç insanlara, sanatına, kariyerine veya Tanrı'nın onu yönlendirdiğini hissettiği herhangi bir alana adayabilir. Hristiyanlıkta bu bencilce bir kaçış değil, tam aksine çok saygın bir adanmışlık yoludur. Fakat dediğimiz gibi, bu isteğin arkasındaki motivasyondan emin olmalısınız. Bencil tutkular mı, Tanrı'ya hizmet mi? (Yeni araştıran kardeşimiz için diyorum, Tanrı'ya hizmet kendimizi 4 duvar arasına kapatıp başka bir şey yapmamak demek değildir. Yukarıda saydığımız bazı Azizelerin hayat hikayesine bakabilirsiniz.)


Kadın doğasındaki o şefkat, besleyicilik ve koruyuculuk illa ki fiziksel bir doğumla ortaya çıkmak zorunda değildir. İnanç geleneğimizde buna "ruhsal annelik" denir. Biyolojik anne olmamak, ruhsal bir anne olmaya yani çevrenizdeki insanlara rehberlik, şefkat ve koruyuculuk sunmaya asla engel değildir. Hatta bazen, sırf kendi biyolojik çocuğunuz olmadığı için Kutsal Ruh'un yardımı ve yönlendirişiyle enerjinizi tüm dünyayı kucaklayacak kadar geniş bir sevgi kapasitesine yönlendirebilirsiniz.

Maalesef bizim buraların o alışılmış mahalle baskısını ve eksik kadın yakıştırmalarını bir kenara bırakırsak, İncil'in sunduğu özgürlük alanı oldukça nettir.

Hristiyanlıkta asıl mesele rahminizin dolu olup olmadığı değil, kalbinizin ve hayatınızın neye adandığı, ne kadar Tanrı sevgisi üretebildiğidir.


Gönüllü olarak çocuk yapmamak bir günah değildir. Kendi kişisel inanç yolculuğunuzda, vicdanınızla ve Tanrı'yla aranızdaki ilişkiye dayanarak alabileceğiniz son derece meşru, özgür ve saygın bir karardır.


Umarız bu açıklamalar zihninizdeki o ağır soruları biraz olsun hafifletebilmiş ve aradığınız perspektifi sunabilmiştir.

bottom of page