top of page

Hristiyanlıkta Kadın Pastör Olur mu? Hristiyanlıkta Kadın Lider olur mu?

  • 3 gün önce
  • 4 dakikada okunur

Soruyu soran kişi :"Hristiyanlıkta Kadın Pastör Olur mu? Hristiyanlıkta Kadın Lider olur mu? "


Öncelikle, soruyu soran değerli kardeşimize teşekkür ediyoruz.


Hristiyanlıkta Kadın Pastör Olur mu? Hristiyanlıkta Kadın Lider olur mu?

"Hristiyan inancında kadınlar pastör olabilir mi?" sorusu, günümüzde bazen insanların beklentileriyle karşı karşıya gelen ve hassasiyetle yaklaşılması gereken bir konudur, özellikle de Hristiyan nüfusu yoğun olan ülkelerde. Türkiyemizde henüz bu sorulara pek aşina değiliz fakat 50 yıl içinde bu sorunun sıklığının artacağını öngörüyoruz.


Bu konuyu incelerken temel amacımız kimseyi incitmek, dışlamak veya değerini küçümsemek değildir. Aksine, Kutsal Kitap'ın bu konudaki öğretilerini, Tanrı'nın sevgi dolu tasarısını merkeze alarak şeffaflıkla ortaya koymaktır.


Bazıları, kilisenin kadın pastörlere izin vermemesini modern feminist akımların etkisiyle bir değer veya ezilmişlik meselesi olarak yorumlayabilir. "Eğer kilise kadın pastörleri/liderleri/önderleri kabul etmiyorsa, demek ki kadınlara değer vermiyor." şeklindeki bir mantık oldukça yaygındır. Ancak bu, teolojik açıdan yanıltıcı bir argümandır. Çünkü Hristiyanlıkta mesele kimin daha yetenekli veya değerli olduğu değil, Tanrı'nın evinde işlerin nasıl bir düzen içinde yürümesini istediğidir. (Türk kiliselerinin bazılarının düştüğü hatalar içerisinde)


Eşit Değerimiz, Farklı Rollerimiz


Her şeyden önce, Yaratılış bölümü (1:26-27) Tanrı'nın hem erkeği hem de kadını Kendi benzeyişinde yarattığını söyler. Dolayısıyla hem erkek hem de kadın saygı, onur ve değer bakımından Tanrı'nın gözünde mutlak bir eşitliğe sahiptir.

"Artık ne Yahudi ne Grek, ne köle ne özgür, ne erkek ne dişi ayrımı var. Hepiniz Mesih İsa'da birsiniz." (Galatyalılar 3:28)

Ancak varoluşsal ve ruhsal anlamdaki bu eşitlik, kilise içindeki rol ve sorumlulukların da birebir aynı olması gerektiği anlamına gelmez. Sırf pastörlük (önderlik/ihtiyarlık/liderlik) görevi yalnızca belirli niteliklere sahip erkeklere verildi diye, kadınların Tanrı'nın egemenliğinde üstlendikleri muazzam ve hayati roller yok sayılamaz.


Tarih ve Kutsal Kitap bunun kanıtlarıyla doludur:


* Eski Antlaşma'da: Musa'nın kız kardeşi Miryam, Debora ve Hulda gibi peygamberlik yapan güçlü kadınlar görürüz.


* Yeni Antlaşma'da: Anna, Filipus'un peygamberlik eden kızları, Meryem, Marta, Fibi (Phoebe), Prisilla, Yunya ve daha nicesi kilisenin belkemiği olmuştur.

* Tarih Boyunca: Perpetua, Augustinus'un dua savaşçısı annesi Monika gibi kadınlar, imanlarıyla tarihe yön vermiştir. Dördüncü yüzyılda yaşamış pagan yazar Libanius'un Hristiyan kadınların inancı karşısında şaşkınlıkla, "Bu Hristiyanların ne biçim kadınları var!" demesi boşuna değildir.


Buna ek olarak, İsa Mesih'in yeryüzündeki hizmetine bakarsak çok çarpıcı bir tabloyla karşılaşırız: Mesih'in hizmetini maddi ve manevi olarak destekleyenlerin büyük bir kısmı kadınlardı. (Luka 8:1-3) Çok daha önemlisi, Hristiyan inancının en temel taşı olan Mesih'in dirilişinin ilk tanıkları ve bu müjdeyi havarilere (erkeklere) iletmekle görevlendirilen ilk elçiler yine kadınlardı (Mecdelli Meryem vb.)

Bu, Tanrı'nın kadına verdiği muazzam onurun ve güvenin en büyük kanıtıdır.


Fakat aynı İsa Mesih, kilisenin temel otorite yapısını kurarken seçtiği 12 Havarinin tamamını erkeklerden belirlemiştir. Bu bir tesadüf veya o günün kültürüne boyun eğme değil, bilinçli bir ilahi tasarıdır.


1. Timoteos 2 ve Otorite Konusu


İsa Mesih'in evrensel kilisesinin kurallarını belirleyen Kutsal Kitap, kiliseye kimlerin pastörlük yapabileceği konusunda belirsiz konuşmaz. Elçi Pavlus, 1. Timoteos 3:14-15'te inananların Tanrı'nın evinde nasıl davranmaları gerektiğini anlatır. Kısacası kural basittir: Onun evi, Onun kuralları.


Yeni Antlaşma'daki örneklere ve pastörlük için aranan şartlara baktığımızda, bu görevin erkeklere verildiğini görürüz. (1. Tim. 3:2, "tek eşli bir adam olmalı" gibi)

"Kadın sükûnet ve tam bir uysallık içinde öğrensin. Kadının öğretmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum; sakin olsun." (1. Timoteos 2:11-12)

Bu ayeti okurken dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nüans vardır: Buradaki "öğretmek" kelimesi, müjdeyi paylaşmak veya bilgi vermek anlamında değil; kilise üzerinde doktrinel ve evrensel bir otoriteyle öğretmek (Yunanca: didaskein) anlamındadır. Aynı şekilde yasaklanan şey kadının yeteneklerini sergilemesi değil, erkekler üzerinde cemaat bağlamında otorite kullanması veya baş (önder/lider) rolünü üstlenmesidir.


Bu durumun, kadınların yetenekleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Birçok kilisede bilgi, beceri ve donanım açısından erkeklerden çok daha üstün yeteneklere sahip kadınlar vardır. Ancak pastörlük liyakati yetenekle değil, Tanrı'nın yaratılıştaki çağrısıyla ilgilidir.


Dünyasal Kültür Değil, Yaratılış Düzeni


Bu kurallar genellikle o dönemin ataerkil kültürüne veya Efes'teki yerel problemlere bağlanarak aşılmaya çalışılır. Ancak Pavlus, argümanını o günün sosyal normlarına veya Artemis tapınağı kültürüne değil; doğrudan yaratılış düzenine dayandırır:
"Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı." (1. Tim. 2:13).

Nasıl ki yaratılışın başlangıcında Tanrı'nın tasarımıyla kadın ve erkek arasında sevgiye dayalı bir düzen varsa, kilisede de aynı düzen olmalıdır. Havva'nın kandırılması ve Adem'in Tanrı'nın kendisine verdiği sorumluluktan kaçması (yaratılış düzeninin bozulması) cennette nasıl yıkıcı sonuçlar doğurduysa, kilisede de Tanrı'nın düzeninden sapmak benzer yozlaşmalara yol açabilir.


Ancak unutulmamalıdır ki kadın yaratılışın en son, en mükemmel, adeta taçlandıran varlığıdır. Kurtuluşumuz, hiçbir erkeğin yardımı olmaksızın bir kadının (Meryem) çocuğu dünyaya getirmesiyle yeryüzüne inmiştir. Kadının dünya tarihindeki rolü, bir yerel kilisenin yönetiminden çok daha derin ve büyüktür.


Dünyaya Karşı Gelmek (Contra Mundum) - Gerçek Sevgi


Eğer kilise erkek ve kadın rollerindeki bu Kutsal Kitap temelli ayrımı sürdürürse, dış dünyanın gözünde kötü görünmez mi?


Kilisenin öğrettiği evlilik, insan cinselliği ve Mesih'in kimliği gibi pek çok konu zaten modern dünyayla çatışma halindedir.

Eğer kilise sırf dünyaya şirin görünmek veya modern çağa ayak uydurmak adına Tanrı'nın Sözü'nden taviz verirse, kısa sürede çökmeye mahkumdur.


Elbette bu ayetleri bir silah gibi kullanarak kadınları ezen, ruhsal armağanlarını kullanmalarını engelleyen ve kaba davranan erkekler büyük bir hata içindedir. Hristiyanlığın temeli sevgidir ve böyle bir tutum asla kabul edilemez. Kadınlar kilisede pastörlük makamında olmasalar da diyakozluk, müjdecilik, çocuk ve kadın hizmetleri, danışmanlık ve daha sayısız alanda Tanrı'nın krallığına paha biçilemez katkılar sunarlar. (Romalılar 16'daki diyakoz Fibi örneğinde olduğu gibi)



Bizler Rab'be, O'nun çağrısına ve kendi açıkladığı ilahi düzene göre, büyük bir alçakgönüllülük ve O'nun gücüne duyduğumuz tam bağımlılıkla hizmet ederiz. Aynı bedenin gözleri, elleri ve ayaklarıyız.


Bu konuda farklı düşünen, Kutsal Kitap'ı okuyup başka sonuçlara varan samimi kardeşlerimiz elbette olabilir. Niyetimiz tartışmak veya dışlamak değil; Tanrı'nın Sözü'ne sadık kalarak, sevgi, saygı ve onur çerçevesinde, birbirimizin ellerinden tutup yola devam etmektir.

bottom of page