Hz. İsa'yı Hristiyanlar mı ilahlaştırdı?
- 14 Ağu
- 4 dakikada okunur
Soruyu soran kişi: " Hz. İsa'yı Hristiyanlar mı ilahlaştırdı? Hz. İsa'yı rahipler mi tanrılaştırdı?"
Öncelikle, soruyu soran değerli kardeşimize teşekkür ediyoruz.

İsa Mesih hakkında çevreden duyduğunuz hikayeler muhtemelen hep aynı şeylerdir: O harika bir peygamberdi, üstün ahlaki öğütler verdi, körlerin gözlerini açtı ve hastaları iyileştirdi. Ancak asla "Ben Allah'ım, ben Allah'ın oğluyum" demedi.
Genel kanıya göre O'nun ölümünden yıllar sonra, belki Pavlus'un etkisiyle belki de İznik Konsili'ndeki siyasi hamlelerle ilahlaştırılarak bambaşka bir figüre dönüştürüldü.
Kulağa oldukça mantıklı ve derli toplu geliyor, değil mi? Bazı ilahiyatçılar ve sözde akademisyenler de bunu savunuyorlar. Peki bir kişinin ilahiyatçı kimliğine sahip olması veya akademisyen olması, mutlak gerçeği söylediği anlamına mı gelir?
Fakat bu iddia, Yeni Antlaşma (İncil) metinlerinin tarihsel gerçekliğiyle ve 1. yüzyıl Yahudi kültürüyle yüzleştiğinde ciddi şekilde afallamaya başlıyor.
Şimdi tarihi metinlere ve İsa'nın kendi sözlerine biraz daha yakından bakalım. Gerçekten de sadece bir peygamber olarak mı kalmak istedi, yoksa arkasında çok daha büyük bir söz mü bıraktı?
Günahları Bağışlama Yetkisi: "Bunu Kim Yapabilir?"
Diyelim ki sokakta yürüyorsunuz. Biri gelip size tokat attı ve cüzdanınızı çaldı. O sırada olayı uzaktan izleyen tanımadığınız bir adam yanınıza yaklaşıp size tokat atan kişiye dönüyor ve şöyle diyor:
"Seni affediyorum, bütün suçlarını bağışladım."
Ne düşünürsünüz? Muhtemelen adamın delirdiğini. Çünkü mantıken sadece kendisine karşı suç işlenen kişi affetme yetkisine sahiptir.
Markos 2. bölümde tam olarak buna benzer bir olay yaşanır. Felçli bir adamı İsa'nın önüne getirirler. İsa adama "Ayağa kalk" demek yerine, o dönem için şok edici bir şey söyler: "Oğlum, günahların bağışlandı."
Bunu duyan Yahudi din bilginleri adeta küplere bindi. Kendi aralarında haklı olarak şu soruyu sordular: "Bu adam ne cüretle böyle konuşuyor? Tanrı'ya küfrediyor! Tanrı'dan başka kim günahları bağışlayabilir?" (Markos 2:7)
(Tabi ayetlerin devamında İsa sadece günahı bağışlamakla kalmıyor, doğuştan felçliyi de iyileştiriyor. Ve insanlara "Bakın, işte günahları bağışlama yetkim var." diyor tabiri caizse.)
Ortadoğu kültüründe ve dönemin inancında günahlar en nihayetinde Tanrı'ya karşı işlenir ve af yetkisi sadece O'ndadır. İsa, bu yetkiyi kendisinde görerek aslında üstü kapalı değil, son derece açık bir ilahlık iddiasında bulunuyordu.
"Ben ve Baba Biriz" Sözü
İsa, "Ben ve Baba biriz" (Yuhanna 10:30) der. (Yani ben ve Allah, biriz tekiz. Birlikteyiz.)
Bu sözü duyan Yahudiler hemen yerden taşları toplarlar. İsa onlara neden kendisini taşlamak istediklerini sorduğunda aldıkları cevap, onun ne demek istediğini çok iyi anladıklarının kanıtıdır:
"..Tanrı'ya küfrettiğin için taşlıyoruz. İnsan olduğun halde Tanrı olduğunu ileri sürüyorsun."
Eğer İsa sadece "Biz Tanrı'yla aynı fikirdeyiz, aynı yoldayız" demek isteseydi, onlara "Durun, beni yanlış anladınız, ben sadece bir elçiyim" derdi. Ama demedi. Geri adım atmadı.
"Ben'im" (EGO EIMI) Gizemi
Eski Antlaşma'da (Tevrat) Musa peygamber yanan çalının önünde Tanrı'ya adını sorduğunda, Tanrı ona "BEN BEN'İM" (YHWH) der. (Kendiliğinden var olan, ebedi ezeli olan, yaratılmamış)
Bu isim İsrailliler için o kadar kutsaldır ki, sıradan bir sohbette ağza bile alınmaz.
Yuhanna 8:58'de İsa, kendisini sorgulayanlara şu tarihi ve sarsıcı cümleyi kurar: "Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce BEN'İM. (Ben Var'ım)"
Dikkat edin, "İbrahim doğmadan önce ben vardım" demiyor. Kasten, gramer kurallarını da aşarak Tanrı'nın özel ismini kendisine atfediyor. Sonuç? Yahudiler onu öldürmek için yine taşlara sarılıyor. Çünkü İsa'nın iddiasının, sadece büyük bir peygamber olmakla uzaktan yakından ilgisi yoktu.
İnsanoğlu Unvanı Zannedildiği Gibi Basit Değil
İsa'nın kendisi için en çok kullandığı unvan İnsanoğlu'dur.
Türkiye'de bu unvanı duyduğumuzda "İşte bakın, kendisinin sadece bir insan olduğunu vurguluyor" diye düşünürüz. Ancak 1. yüzyıl Yahudisi için "İnsanoğlu" bambaşka bir anlama geliyordu.
Bu unvan, Eski Antlaşma'daki Daniel peygamberin bir görümüne dayanır. (Daniel 7:13-14)
Daniel, görümünde İnsanoğluna benzer birinin göğün bulutlarıyla geldiğini ve O'na bütün halkların, ulusların tapınacağı sonsuz bir egemenlik verildiğini anlatır.
İsa Mesih mahkemeye çıkarıldığında, Başkâhin ona "Sen Tanrı'nın Oğlu Mesih misin?" diye sorduğunda İsa şöyle yanıt verir: "Söylediğin gibidir. Üstelik size şunu söyleyeyim: İnsanoğlu'nun Kudretli Olan'ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz." (Matta 26:64)
Başkâhin bu cevabı duyunca dehşet içinde üstündeki özel kıyafetleri yırtar. Neden? Çünkü İsa sıradan bir insan olduğunu değil, Daniel'in peygamberliğindeki bulutlar üzerinde gelen, tüm ulusların tapınacağı kişi olduğunu iddia etmiştir.
Tapınılmayı, Secdeyi Reddetmemesi
Ortadoğu ve İbrahimî dinler geleneğinde değişmez bir kural vardır: Yalnızca Tanrı'ya tapınılır. İncil'de veya Tevrat'ta ne zaman biri bir meleğin ya da peygamberin ayaklarına kapanıp tapınmaya kalksa, şiddetle reddedilir. "Kalk ayağa, ben de senin gibi bir insanım!" derler. (Örneğin Elçilerin İşleri 10:25-26'da Petrus bunu yapar)
Peki İsa Mesih ne yaptı?
Ölümden dirilişinden sonra öğrencilerinden Tomas, İsa'nın yaralarına dokunup ona "Rabbim ve Tanrım!" dediğinde (Yuhanna 20:28), İsa onu azarlamadı. "Estağfurullah, ben sadece bir kulum, bana tapınma" demedi. Aksine, "Beni gördüğün için mi iman ettin? Görmeden iman edenlere ne mutlu!" diyerek bu tapınışı açıkça kabul etti.
Tüm bu kanıtları bir araya getirdiğimizde karşımıza net bir tablo çıkıyor. Tarihsel kayıtlar, İsa'nın kendisini sadece ahlaki öğütler veren, "komşunuzu sevin" diyen sıradan bir peygamber olarak tanıtmadığını gösteriyor. O, günahları bağışladı. Tanrı'nın isimlerini kendisine söyledi ve kanıtladı. Sonsuz egemenliğin sahibi olduğunu söyledi ve kendisine secde edilmesini kabul etti.
Ünlü yazar C.S. Lewis'in çok güzel özetlediği gibi; bu kadar radikal iddialarda bulunan biri için sadece üç ihtimal kalır:
1. Ya aklını yitirmiş bir delidir.
2. Ya insanları bilerek kandıran bir yalancıdır.
3. Ya da tam olarak söylediği kişidir.
"O sadece iyi bir peygamberdi" seçeneği, bizzat İsa'nın kendi sözleriyle masadan kaldırılmıştır. İsa'nın mesajını, iddialarını ve çarmıha geriliş nedenini anlamak için, sözlerini sonradan uydurulmuş efsaneler olarak değil, 1. yüzyılın o tozlu sokaklarında yankılanan sarsıcı gerçekler olarak okumak gerekir. Mesele, bu radikal iddiaya nasıl bir cevap vereceğimizdir. İsa Mesih'in kendi havarileri (öğrencileri) bu uğurda kellelerini feda etmişlerdir. Kendileri uydursaydı, uydurdukları yalan uğruna bunca zülme katlanırlar mıydı?
Konuyla ilgili ücretsiz kitap siparişi için: https://www.kutsalkitap.org/marangozdan-da-ote/




