top of page

İncil Tahrif Edildi mi? İncil Ne Zaman Yazıldı?

  • 14 Ağu
  • 4 dakikada okunur

Soruyu soran kişi: "İncil tahrif edildi mi? İncil ne zaman yazıldı? İncil çelişkili mi?"


Öncelikle, soruyu soran değerli kardeşimize teşekkür ediyoruz.


İncil tahrif edildi mi? İncil ne zaman yazıldı? İncil çelişkili mi?

Türkiye'de doğup büyüyen bazı kişilerin çok duyduğu bu meşhur argümanlara aşinayız. (Neticede ben de İstanbul doğumluyum ve Müslüman bir ailede ve çevrede yetiştim.)


Bunları duymak çok normal. Ben de dahil olmak üzere birçoğumuz bu fikirlerle büyüdük. Sonuçta bize anlatılan hikaye buydu. Peki, madalyonun diğer yüzünde ne var? Hristiyan dünyası, tarihçiler ve metin araştırmacıları bu çok bilindik eleştirilere nasıl yanıt veriyor?

Önyargıları ve geçmiş duyumlarımızı bir kenara bırakıp, mantıksal bir kurgu içinde bu soruları tek tek masaya yatıralım.


Yazarları Belli Değil Efsanesi


İncil'in anonim olduğu ve kilisenin yüzyıllar sonra "Matta, Markos, Luka, Yuhanna" isimlerini uydurduğu söylenir. Ama bir an için düşünün. Eğer erken dönem kilisesi bu kitaplara prestij katmak için sahte isimler uyduracak olsaydı, sizce kimi seçerdi? Muhtemelen İsa'nın en yakınındaki kişiyi, yani lider olan Petrus'u.


Peki onlar ne yaptı? Gittiler, o dönemin en sevilmeyen mesleklerinden birini yapan, işgalci Roma adına çalışan eski bir vergi görevlisi (Matta) seçtiler. Hatta on ikiler arasında bile olmayan, sıradan bir hekimi (Luka) ve yine elçi olmayan genç Markos'u yazar olarak kabul ettiler. Neden? Çünkü sahte bir PR yani reklam çalışması yapmıyorlardı. Gerçekten bu kişiler Allah'ın Ruh'unun yönetiminde yazmıştı. Üstelik tarihin hiçbir döneminde bu İncil yazarlarının başkası olduğuna dair alternatif bir iddia veya belge, kanıt ortaya çıkmamıştır. Kanıtlar ve arkeolojik buluntular hep bu isimlerle elden ele dolaşmıştır.


Yüzlerce Yıl Sonra mı Yazıldı? (Tarihlendirme Meselesi)


Gelelim o meşhur kulaktan kulağa meselesine. İddiaya göre İnciller, İsa çarmıha gerildikten çok uzun asırlar sonra, kulaktan dolma bilgilerle yazıldı. Tarih ve arkeoloji ise bambaşka bir şey söylüyor.


Bugün seküler, inançsız tarihçilerin bile büyük çoğunluğu İncil'in birinci yüzyılın ikinci yarısında (MS 50-90 arası) yazıldığında hemfikir. Yani olaylardan sadece 30-40 yıl sonra. Antik dünya standartlarına göre bu, kelimenin tam anlamıyla göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süredir. Düşünün, 1980'lerde olan bir olayın kitabını bugün yazsanız, buna yüzyıllar sonra uydurulmuş efsane denir mi? Üstelik İncil yazıldığında, olayların bizzat içinde olan şahitler ve Hristiyanlık karşıtları hala hayattaydı. Yanlış veya uydurma bir şey yazıldığında, "Bir dakika, biz oradaydık, İsa böyle bir şey yapmadı!" diyecek binlerce insan vardı. Erken dönemde bu metinlerin hızla kabul görmesi, içindeki bilgilerin hayattaki şahitler tarafından doğrulanabiliyor olmasındandır. Ve ek olarak:

"Ama Baba'nın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak." (Yuhanna 14:26)
"Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılar'daki hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insan isteğinden kaynaklanmadı. Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı'nın sözlerini ilettiler." (2. Petrus 1:20-21)

Görgü Tanığı Yok İddiası ve Metindeki İpuçları


İncil'i okuduğunuzda, masa başında sonradan uydurulamayacak kadar gerçek ve yerel detaylara çarparsınız.


Örneğin, İncil yazarları Kudüs'teki belirli bir şifa havuzunun tam olarak beş eyvanı olduğunu yazar. Bazı arkeologlar yıllarca bunun sembolik bir uydurma olduğunu sandılar. Ta ki Beytsayda Havuzu kazılıp gerçekten beş eyvanlı yapısı gün yüzüne çıkana kadar. Sadece o coğrafyada yetişen ağaç türleri, rüzgarın esiş yönü, köyler arasındaki yokuşlar veya o dönem İsrailinde en çok kullanılan isimlerin (Simun, Yahuda vb.) istatistiksel olarak tamamen doğru oranda kullanılması...

Yüz yıl sonra bambaşka bir ülkede, hiç görmediği bir yer hakkında uydurma bir metin yazan biri bu kadar yerel detayı nereden bilebilir?


Yuhanna ve Matta doğrudan olayların içindeydi. Markos, Petrus'un en yakınındaki isimdi ve onun söylediklerini kaleme aldı. Luka ise kitabının girişinde açıkça söyler. O bir dedektif gibi, olayları en başından beri gören şahitlerle tek tek görüşerek bunları derlemiştir.


İznik Konsili ve Sözde Binlerce Yakılan İncil (Gerçekten hala İznik konsili konusu konuşuluyor mu!?)


Çay masasında her şeyi ben bilirim tarzı konuşmaları yapmak çok sevilir.

"İznik Konsili'nde 3000 İncil getirildi, 4'e düşürüldü, geri kalanı yakıldı."

Tarihi hiçbir dayanağı olmayan tamamen bir şehir efsanesi. Konsilde İncil sayısı tartışılmadı bile. Hangi hayal gücü bunları üretiyor gerçekten hayranlık uyandırıcı. Ama komik olan bir diğer şey, bunlara inanmak. (Maalesef ben de zamanında kulaktan dolma bu şeylere hiç araştırmadan inanmıştım.)


Metin güvenilirliğine gelirsek:

Antik çağın en güvenilir edebi eseri sayılan Homeros'un İlyada'sının elimizde 600 civarı kopyası vardır ve orijinali ile ilk kopya arasında 500 yıl yatar. Kimse çıkıp da "İlyada değiştirilmiştir!!!!!" demez.


Peki Yeni Antlaşma'nın (İncil) durumu ne? Elimizde 5.800'den fazla orijinal Grekçe el yazması var! Erken dönem çevirileri de sayarsanız bu sayı 24 bini buluyor. Orijinal yazım tarihi ile elimizdeki ilk fragmanlar arasındaki süre sadece birkaç on yıl. Bir metnin değiştirilebilmesi için, dünyanın dört bir yanına (Mısır'dan Suriye'ye, Roma'dan Anadolu'ya) dağılmış bu binlerce kopyanın aynı anda toplanıp tek bir kelimesine kadar senkronize değiştirilmesi gerekir. Mantıken, tarihsel olarak ve fiziksel olarak bu imkansızdır.

İncil'in değiştirildiğine inanıyorsanız, bizim tarih kitaplarımızın değiştirildiğine de inanın. Kanuni Sultan Süleyman hiç yaşamadı iddiası ne kadar gülünçse, bu da o kadar gülünç.


Kopyala-Yapıştır mı, Gerçek Şahitlik mi?


Son olarak meşhur çelişki iddiaları. "Bir İncil'de mezarda bir melek var diyor, diğerinde iki melek. Hani nerede güvenilirlik?" derler.


Bir trafik kazası düşünün. Dört farklı şahidi mahkemeye çağırdınız. Dördü de kelimesi kelimesine, virgülüne kadar aynı ifadeyi verirse hakim ne düşünür? "Siz dışarıda anlaşıp ağız birliği yapmışsınız, yalan söylüyorsunuz."

Gerçek şahitlerin ifadelerinde her zaman farklı perspektifler vardır. Biri arabanın rengine odaklanır, diğeri fren sesine. İncildeki sözde çelişkiler de aslında tam olarak böyledir. Matta olaya Yahudi gözüyle bakar ve kendi önemsediği detayları yazar, Luka ise Romalı bir hekim gözüyle farklı bir açıdan yaklaşır. Birinin "bir melek gördüm" demesi (çünkü o sadece konuşan meleğe odaklanmıştır) orada iki melek olduğu gerçeğini yanlışlamaz. Farklılıklar, aslında metinlerin dışarıdan bir editörün elinden çıkmadığını, aksine bağımsız ve gerçek şahitlikler olduğunu kanıtlar.


Elbette Hristiyanlık inancı kişisel bir kalp ve vicdan meselesidir. Kimse kimseyi zorla bir şeye inandıramaz. Ancak "İncil efsanedir, tarihi hiçbir temeli yoktur, yazarları anonimdir" argümanı, tarihi gerçeklerle yüzleştiğinde ayakta kalamıyor.


Kutsal Kitap tarihin en titiz sınavlarından geçmiş, olayların canlı tanıklarının gözetiminde yazılmış ve binlerce antik kopya ile günümüze sapasağlam ulaşmış belgelerdir. Sorular sormak iyidir. Ama cevapları ararken ezberlerin dışına çıkmak çoğu zaman ufkumuzu beklediğimizden çok daha fazla açar.

bottom of page