Arama sonuçları
Boş arama ile 82 sonuç bulundu
- İsa Mesih, Ölümü ve Dirilişi Arasındaki Üç Günde Nereye Gitti?
İsa Mesih, ölümü ve dirilişi arasındaki 3 günde nereye gitti? İsa çarmıhta “Tamamlandı” diye yüksek sesle haykırdıktan sonra “başını eğerek ruhunu teslim etti.” (Yuhanna 19:30) Onun ölü bedeni, çarmıhtan indirilip yakındaki bir mezara konulana kadar çarmıhta kaldı. (Yuhanna 19:40-42) Ancak ruhu başka yerdeydi. Üç gün sonra O'nun insan bedeni ve ruhu yeniden birleşti ve O, ölümden dirildi. (Yuhanna 20) Ölümüyle dirilişi arasındaki üç gün boyunca İsa'nın nerede olduğuna, yani ruhunun nerede olduğuna dair beraber akıl yürütelim. Soru için değerli kardeşimize teşekkürlerimizi sunarız. İsa Mesih'in ölümü ile dirilişi arasında nerede olduğuna dair Kutsal Kitap'ta sahip olduğumuz en açık gösterge, çarmıhta yanında çarmıha gerilen hırsızlardan biriyle yaptığı konuşmadır. İsa Mesih'e iman eden hırsız, İsa kendi krallığına girdiğinde hatırlanmak ister (Luka 23:42) ve İsa şöyle yanıt verir: İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi. (Luka 23:43) Böylece İsa, bedensel olarak ölümünden sonra yerine, yani cennete gitti. Ona iman eden suçlu da oraya gitti. İsa'nın ölümüyle dirilişi arasındaki üç gün boyunca nerede olduğunu düşünürken aklımıza İncil'den başka bir bölüm de gelir. "Nitekim Mesih de bizleri Tanrı'ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü. Bedence öldürüldü, ama ruhça diriltildi. Ruhta gidip bunları zindanda olan ruhlara da duyurdu. Bir zamanlar, Nuh'un günlerinde gemi yapılırken, Tanrı'nın sabırla beklemesine karşın bu ruhlar söz dinlememişlerdi. O gemide birkaç kişi, daha doğrusu sekiz kişi suyla kurtuldu." (1. Petrus 3:18-20) O halde, İsaMesih aynı zamanda ölümü ile dirilişi arasında bir zamanda cehenneme gitti ve orada hapsolmuşlara bir tür duyuru yaptı. Efesliler 4'e baktığımızda da, İsa'nın göğe yükselişine doğrudan bir gönderme vardır. Mesih, Tanrı olarak zaferle insanları kurtardı. İsa, zaferiyle ruhsal düşmanlarımızı yendi ve esir aldı: şeytanı, ölümü ve günahın lanetini.
- Matta ve Luka'da Neden Şeytanın İsa Mesih'i Deneme Sıralaması Farklı?
Matta ve Luka İncillerinde Neden Şeytanın İsa Mesih'i Deneme Sıralaması Farklı? Öncelikle soru için değerli kardeşimize teşekkürlerimizi iletiyoruz. Bu soru, aynı zamanda "İncil'deki Çelişkiler" olarak iddia ediliyor. Peki gerçekten de öyle mi? İncil'de bulunan bir çelişki mi? Neden Matta ve Luka bölümlerinde şeytanın İsa Mesih'i deneme sıralaması farklı? Beraber bakalım.. LUKA MATTA Taşları ekmeğe çevirme (4:3-4) Taşları ekmeğe çevirme (4:3-4) Dünyadaki yönetimleri gösterme (4:4-8) Tapınaktan atlattırmaya çalışma (4:5-7) Tapınaktan atlattırmaya çalışma (4:9-12) Dünyadaki yönetimleri gösterme (4:8-10) Peki, sıralamanın farklı olması bir çelişki midir? Hayır. Matta'da kronolojik bir şekilde olay anlatılırken; Luka'da ise konu bazlı ele alınmıştır. Matta, ayartmaların kronolojik ilerleyişinde (çöl tabanından tapınağın zirvesine, yüksek bir dağa kadar) ve İsa'nın Tevrat'ın Yasa'nın Tekrarı'ndan yaptığı alıntıların azalan sıralamasında yansıtılan orijinal düzeni korumuştur. Luka ise, araştırmacı olarak tıpkı antik tarihçiler gibi kronolojik sıralamaya öncelik vermemiştir. Örneğin birisi size "Lise senin için nasıldı?" diye sordu. “4.0 ile mezun oldum, ikinci sınıfta futbol oynadım ve ehliyetimi aldığımda büyük bir trafik kazası geçirdim” diyebilirsiniz. Elbette bu anlatım kronolojik değildir. Ancak buna dayanarak, yaşadıklarınızı bu şekilde anlattığınız için size yalancı demeleri mantıklı olur mu? Tabii ki değil. Olayları konuya göre kaydedebilir ve yine de onları gerçek anlamda anlatabiliriz. Matta ve Luka neden bu olayı iki farklı şekilde anlatmayı seçiyor? Luka, İsa'nın Yeruşalim'e gideceğini vurgulamak istedi. İsa sonunda Kudüs'e çarmıhta ölmeye giderek Şeytan'ın ayartmalarını yendi. (9:51–19:44) Dolayısıyla Şeytan'ın bu acıyı atlatma teklifi, Tanrı'nın planını bozmaya yönelik bir çabaydı. Luka bölümünde Kudüs önemli bir rol oynuyor. Yalnızca Luka bölümünde İsa "kararlı adımlarla Yeruşalim'e doğru yola çıktı." (9:51) Luka 13:33'te Yeruşalim'in İsa için önemine değiniliyor: "Kuşkusuz hiçbir peygamber Yeruşalim'in dışında ölemez!" Luka'ya göre Kudüs, İsa'nın kaderinin şehridir ve bu nedenle ayartma sahnelerinin burada doruğa ulaşması uygundur. Matta'da ise Yahudi olmayanların veya ulusların önemini vurgulamak istiyor. Sonuçta Matta'nın müjdesi "tüm uluslara" Son Buyruk verilmesiyle sona eriyor. Matta, krallığa ilişkin bir göndermeyle bitirdi. Luka, müjdenin Kudüs'ten Yahudi olmayan uluslara ilerleyişi temasından dolayı Matta'nın ismiyle bahsetmediği Kudüs şehrini (ayet 9) merkeze aldı. Bu sebepler neticesinde, İncil'in iki farklı yerinde ele alınan bu bölümler detaylı incelendiğinde bize harika bilgiler veriyor.
- Hristiyanlar Nasıl İbadet Eder?
Hristiyanların ibadetleri nelerdir? Hristiyanlar nasıl ibadet eder? Hristiyanlıkta ibadet .. Bu harika soruyu sorduğu için, değerli kardeşimize teşekkür ederiz. Bu yazıdan sonra "Hristiyanlıkta ibadet ne anlama gelir, diğer inançlardan farkları nelerdir?" konulu yazımızı da okumanızı öneririz. Bu yazının altında o yazıyı da göreceksiniz. Eğer amacınız, birlikte yaşamak istediğiniz yaratıcınız ise, ona tapınmak ve ona ibadet etmek oldukça büyük bir şeydir. Tanrı'ya 'ibadet etmek', bir keşiş gibi mırıldanarak törensel bir şekilde dizlerinizin üzerine çökmek anlamına gelmez. Ya da duygusuz bir şekilde görev eda eder gibi yapıp geçmek değildir Hristiyanlıkta. "Hristiyanların ibadeti, mutlaka Pazar günü olacak." diye bir şey yoktur. Her gün, Rab'bin günüdür. Her gün Rab'be tapınabiliriz. Günlük yaşamda Tanrı'ya ibadet etmenin, Tanrı'nın sevdiği ve sizin de yapmayı seveceğiniz birçok yolu vardır: 1.) İlahilerle Övmek, Tapınmak "Gelin, RAB'be sevinçle haykıralım, Bizi kurtaran kayaya sevinç çığlıkları atalım, Şükranla huzuruna çıkalım, O'na sevinç ilahileri yükseltelim!" (Mezmur 95:1-2) Kendi başınıza veya bir kilisede ilahiler söyleyerek Rab'bi yüceltebilirsiniz. Youtube'da birçok Türkçe Hristiyan ilahileri mevcuttur. Bunu kalpten yaptığınız, ruhta ve gerçekte tapındığınız zaman Rab'bin Kutsal Ruh'unu emin olun hissedeceksiniz. Çok özel bir zaman olduğunu farkedeceksiniz. Rab'bi ilahilerle överken müzik aleti kullanabilirsiniz, örneğin kiliselerde gitar kullanılması gibi. Birçok araç ile, Tanrı yüceltilebilir. 2.) Dua Etmek "Adımla çağrılan halkım alçakgönüllülüğü takınır, bana yönelip dua eder, kötü yollarından dönerse, gökten onları duyacağım, günahlarını bağışlayıp ülkelerini sağlığa kavuşturacağım." (2. Tarihler 7:14) "Her türlü dua ve yalvarışla, her zaman Ruh'un yönetiminde dua edin. Bu amaçla, bütün kutsallar için yalvarışta bulunarak tam bir adanmışlıkla uyanık durun." (Efesliler 6:18) Dua, bir Hristiyan için olmazsa olmazdır. Şunu düşünün, elinizde evrenin yaratıcısıyla iletişim kurmaya yarayan bir şey var. Bunu kullanmaz mıydınız? Üstelik sadece ona bir şeyler söylemeye yaramıyor, onu duyabilirsiniz de. Çünkü Rab, gerçektir. Sizinle iletişime farklı yollardan geçebilir. Kutsal Kitap ayeti, yaşamınızdaki bir an veya hissiyat. Dua, sadece Tanrı'ya istek/alışveriş listesi sunmak değildir. "Tanrım, bunu bunu bunu istiyorum. Amin." demek değildir. Dua, Tanrı ile birebir konuşmak demektir. Bunu diz çökerek, ayakta, elleri açarak, yürürken vs. yapabilirsiniz. Hristiyanlıkta duanın tek şartı, robot gibi olmak değil içten bir şekilde yaratıcınızla konuşmanızdır. İsa Mesih, yani Tanrı Söz'ünün beden almış hali bize yaratıcıyı "Baba" diye tanıttı. Bizler onun çocuklarıysak, onunla iletişime geçebiliriz. Ve ardından, İsa Mesih'in adıyla amin diyebiliriz. Bu dünyada, buna ihtiyacımız var. Başkaları için de dua etmeyi unutmayalım. 3.) Ondalık Vermek Ondalık, Rab'be sunu sunmak demektir. Rab'bin buna ihtiyacı var mıdır? Elbette ki hayır, fakat o yürek tutumumuzu ve önceliğimizi bununla tazeler. Ayrıca, bu ibadet aracılığıyla bizi maddi veya manevi kutsar. Tecrübemizle sabittir ki, ondalık verip muhtaç birini görmemişizdir. Fakat, ondalığı bu amaçla vermemeliyiz. Hristiyanlıkta her ibadette olduğu gibi, Rab yürekten yapılan ibadeti kabul eder. Rab ile alışveriş ilişkisi söz konusu değildir. Gelirimizin 10'da 1'ini her ay kilisemize veririz. Eğer çevremizde kilisemiz yoksa, 10'da 1 miktar ile Rab için insanlara yardımda bulunabiliriz. Örneğin, gelirimiz aylıksa maaşımızın onda birini veririz. Ya da yıllıksa, yıllık miktardan verebiliriz. Zamanımızın ondalığını da Rab'be verebiliriz. Örneğin, günün ilk saatini Rab'le zaman geçirmeye ayırmak. Ya da, ayda üç kere oruç tutmak gibi. 4.) Rab'bin Sofrası (Komünyon, Efkaristiya) İsa'nın tutuklanmasından hemen önce öğrencileriyle birlikte yediği son yemek geleneksel Fısıh yemeğiydi (Yahudilerin Mısır'daki kölelikten kurtulmasını kutlamaları Fısıh'tır. Biz de günahın ve ölümün köleliğinden İsa Mesih aracılığıyla kurtulduk), ancak İsa bu yemeğe yaklaşan ölümüne ve dirilişine bağlı bir anlamı açıklamıştı. Fısıh yemeğinin, kendisinden bahsettiğini anlattı ve bunu kanıtladı. " Ele verildiği gece Rab İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve şöyle dedi: “Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın.” Aynı biçimde yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: “Bu kâse kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır. Her içtiğinizde beni anmak için böyle yapın.” Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kâseden her içtiğinizde, Rab'bin gelişine dek Rab'bin ölümünü ilan etmiş olursunuz." (1. Korintliler 11: 23-26) Rab'bin sofrası, ayette yazdığı üzere Rab İsa'nın bize öğrettiği bir ibadettir. Biz bu ibadetle, Rab İsa Mesih aracılığıyla kurtulduğumuzu, O'nun gibi yeniden dirileceğimizi ilan ederiz. Yaratan Tanrı, bizim için yerimizi aldı ve bizim yerimize acı çekti. Ve tekrardan, vaat ettiği gibi gelecek. Bu ibadet, yalnız yapılan bir ibadet değildir. Çünkü ayrıca İsa Mesih'in bedeninde bir bütün olduğumuzu da gösterir. Sizinle beraber minimum 1 kişi daha olmalıdır ve bu kişi de İsa Mesih'i Rab'bi ve Kurtarıcısı olarak kabul etmelidir. Bu ibadeti kilisede yapabilirsiniz. Çevrenizde kilise yoksa, Hristiyan bir arkadaşınızla veya Hristiyan eşinizle yapabilirsiniz. 5.) Kutsal Kitap Okumak ve Üzerine Derin Derin Düşünmek Bazı yazarlar Kutsal Kitap'ın Tanrı'nın bize olan sevgisinin bir gösterimi olduğunu söylüyor. Diğerleri bunu yaşam için el kitabımız olarak tanımladılar. Hem bunlar hem de çok daha fazlası... Kutsal Kitabın önemi onun bize Tanrı tarafından vahyedilmesi gerçeğine dayanır. (Yuhanna 1:1–5) "Kutsal Yazılar'ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır." (2. Timoteos 3:16) Kutsal Kitap'ın önemi bize Tanrı'yı görme ve tanıma fırsatını vermesidir. Kutsal Kitap, O'nun karakterini ve doğasını, egemenliğini ve gücünü, bizi, evreni ve içindeki her şeyi yaratma nedenini açıklar. Tanrı'nın insanoğluyla olan ilişkisini, iyiliğini ve lütfunu, ışığını ve sevgisini, kutsallığını ve adaletini, merhametini ve şefkatini okuyoruz. Kutsal Kitap'ta insanların bir zamanlar cennette Tanrı'yla olan mükemmel paydaşlığını ve bunun günah ve itaatsizlik nedeniyle nasıl bozulduğunu öğreniyoruz. Fakat Tanrı’nın, Oğlu İsa Mesih’in kurbanlığı aracılığıyla affediliyoruz. Tanrı'nın bizi kurtarmak ve kendisiyle doğru bir ilişki kurmamızı sağlamak istediğini keşfediyoruz. (Romalılar 5:1–11, 18–19) Tanrı'nın Sözünü okuyarak, zamanın başlangıcından sonsuza kadar Tanrı'nın planlarının yanı sıra hayatımızın amacını da anlayabiliriz. (1. Petrus 2:9; Efesliler 2:10) "Tanrı'nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar." (İbraniler 4:12) Ayrıca, Tanrı Söz'ü gündelik ekmeğimiz gibidir. Bir insan nasıl beslenmeden yaşayamazsa, ruhumuzun da buna ihtiyacı vardır. Tanrı, Kutsal Kitap aracılığıya bize konuşur. Bize öğretir, yol gösterir. Ruhumuzu tazeler. Bu ibadetimizi kiliselerimizde vaaz olarak yerine getirebiliriyoruz. Öğretiş veriliyor, üzerine derin derin düşünüyoruz. Yalnız da yapıyoruz ve yapmalıyız elbette. Her gün beslenmeliyiz. 6.) En Büyük Buyruk "Tanrın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.’ .. ‘Komşunu kendin gibi seveceksin. " (Markos 12:30-31) Günlük yaşamımızda, bunu yapmaya çalışıyoruz. Rab ile beraber yürüdükçe, bu daha da kolaylaşıyor. Peki komşunuz kim? Kapı komşunuz da komşunuz evet, ama aynı zamanda hayatta karşılaştığınız tüm insanlar. Mesih'te yetkinleşmek, inancımızda kök salmak bizim ölene dek olan ibadetimizdir. Ardından, çevremize güzel meyveler veririz. İyilik, sevecenlik, alçakgönüllülük gibi.. 7.) Dünyanın Dört Bir Yanında İsa Mesih'in Tanıkları Olmak "İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin; size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.” (Matta 28:18-20)
- Hristiyanlıkta İbadet Ne Demek?
Hristiyanlıkta "İbadet" ne anlama geliyor? Hristiyanlıkta ibadet nedir? Hristiyanlıkta ibadet ne demek? Öncelikle, ibadet kelime anlamı olarak ne anlama geliyor ona bakalım. İncil'de, "proskuneo" olarak tercüme edilen Yunanca kelimenin anlamı, "önünde yere kapanmak" veya "önünde eğilmek"tir. TDK'ya göreyse "bir dinin buyruklarını yerine getirme" anlamı taşımaktadır. İbadet içsel, bireysel bir eylem olduğundan, yer veya durumdan bağımsız olarak hayatımızın çoğu zaman (veya her zaman) yapılabilir/yapılmalıdır. (Yuhanna 4:21) Bu nedenle Hristiyanlar haftanın yedi günü sürekli ibadet ederler. Hristiyanlar resmi olarak ibadet için bir araya geldiklerinde, yine de bireysel olarak Rab'be ibadet ederler. Cemaat içinde bile katılımcıların bireysel olarak Tanrı'ya tam anlamıyla tapındıklarının farkındadırlar. Tanrı, hepimizle tek tek ilgilenir. Hristiyan ibadetinin doğası içten dışa doğrudur ve eşit derecede önemli iki bölümden oluşur. “Ruhta ve gerçekte” tapınmalıyız. (Yuhanna 4:23-24) Ruhen ibadet etmenin fiziksel duruşumuzla hiçbir ilgisi yoktur. Bu bizim en içteki varlığımızla ilgilidir ve birkaç şey gerektirir. Öncelikle yeniden doğmamız gerekiyor. İsa Mesih'i Rab ve Kurtarıcı olarak kabul etmeli, ardından imkan bulunca vaftiz olmalıyız. Kutsal Ruh içimizde olmadıkça Tanrı'ya tapınarak karşılık veremeyiz çünkü O'nu tanımayamayız. Ruhta tapınmak, Tanrı merkezli ve Gerçek (İsa Mesih) tarafından yenilenen bir zihni gerektirir. "Öyleyse kardeşlerim, Tanrı'nın merhameti adına size yalvarırım: Bedenlerinizi diri, kutsal, Tanrı'yı hoşnut eden birer kurban olarak sunun. Ruhsal tapınmanız budur. Bu çağın gidişine uymayın; bunun yerine, Tanrı'nın iyi, beğenilir ve yetkin isteğinin ne olduğunu ayırt edebilmek için düşüncenizin yenilenmesiyle değişin." (Romalılar 12:1-2) Ancak zihinlerimiz dünyevi şeylere öncelik vermekten Tanrı'ya odaklanmaya değiştiğinde ruhla ibadet edebiliriz. Tanrı’yı yüceltmeye ve yüceltmeye çalıştığımızda, dikkatimizi dağıtan pek çok şey zihnimizi doldurabilir ve gerçek tapınmamızı engelleyebilir. Yalnızca saf, açık ve tövbekar bir kalbe sahip olarak ruhla ibadet edebiliriz. Kral Davut'un yüreği işlediği günah nedeniyle suçluluk duygusuyla dolduğunda (2. Samuel 11), ibadet etmenin imkansız olduğunu gördü. Tanrı'nın kendisinden uzakta olduğunu hissetti ve Tanrı'nın elinin ağırlığını üzerinde hissederek "gün boyu inledi." (Mezmur 32:3-4) Fakat itiraf ettiğinde, Tanrı ile paydaşlığı yeniden sağlandı ve ondan tapınma ve övgüler yağmaya başladı. Şunu anlamıştı: “Senin kabul ettiğin kurban alçakgönüllü bir ruhtur, Alçakgönüllü ve pişman bir yüreği hor görmezsin, ey Tanrı.” (Mezmur 51:17) Tanrı'ya övgü ve tapınma, itiraf edilmemiş günahlarla dolu kalplerden gelemez. Tüm ibadetler gerçeğe bir yanıttır ve gerçek olan, Tanrı Sözü'nde yer alır. Tanrı'ya gerçekten ibadet etmek için O'nun kim olduğunu ve ne yaptığını anlamalıyız ve O'nun kendisini tam olarak açıkladığı tek yer Kutsal Kitap'tır. İbadet, İncil aracılığıyla anlaşılan bir Tanrı'ya yüreklerimizin derinliklerinden gelen bir övgü ifadesidir. Eğer İncil hakikatine sahip değilsek Yaratıcı'yı tanımıyoruz ve gerçek anlamda ibadet edemiyoruz. En önemli şey, Tanrı'ya ruhta ve gerçekte ibadet etmemizdir. Ruhsuz bir şekilde görev yapmak, karşılık bekleyerek yapmak Hristiyanlık'ta yoktur..
- Hristiyanlıkta Neden Mezhepler Var?
Hristiyanlıkta neden mezhepler bulunuyor? Sebebi nedir? Katolik, Ortodoks ve Protestan.. hepsi Hristiyan. Neden bu farklılık var? Yurtdışının aksine, biz bu ayrımı çok da yoğun şekilde farketmiyoruz. Bu toprakların Hristiyanları olarak henüz azınlıkta olduğumuz için, adım başına farklı farklı kiliselerle karşılaşmıyoruz. Peki, bu ayrımın sebepleri nedir? Hadi, hep beraber yaklaşık iki bin yıl geriye gidelim. İsa'nın çarmıha gerilmesinden önceki gece.. İsa Mesih, en yakın takipçilerini bir araya toplar. Gelecekteki sıkıntıları bilerek onlarla birlikte ve onlar için dua eder. Daha sonra gelecek nesil Hristiyanlar için dua etmeye başlar: “Yalnız onlar için değil, onların sözüyle bana iman edenler için de istekte bulunuyorum, hepsi bir olsunlar. Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde olsunlar. Dünya da beni senin gönderdiğine iman etsin. Bana verdiğin yüceliği onlara verdim. Öyle ki, bizim bir olduğumuz gibi bir olsunlar. Ben onlarda, sen bende olmak üzere tam bir birlik içinde bulunsunlar ki, dünya beni senin gönderdiğini, beni sevdiğin gibi onları da sevdiğini anlasın." (Yuhanna 17:20-23) Hristiyanlık içinde üç ana mezhep vardır: Doğu Ortodoksluğu, Roma Katolikliği ve Protestanlık. Coğrafi bölgelere göre yaygınlık oranı değişkenlik göstermektedir. Peki neden ayrım var? Başlangıç olarak, mezheplerin kiliselerden ve çoğu zaman birbirleriyle anlaşamayan insanlardan oluştuğunu unutmayalım. Herkes gibi Hristiyanlar da gurur, bencillik, inatçılık, güç kullanma arzusu ve ikiyüzlülükle mücadele ederler. Çünkü hala bu düşmüş bedenlerin içindeyizdir. Bu nedenle bazen birbirleriyle anlaşmazlıklarına olumsuz tepki verirler. Bu durum çoğu zaman kiliseler ve mezhepler arasında tartışmalara ve bölünmelere yol açmış, bu da yeni kiliselerin ve mezheplerin oluşmasına yol açmıştır. Bu talihsiz bir durumdur ama insanın düşmüş doğası göz önüne alındığında bir gerçektir. Tüm bunların ötesinde, Hıristiyanlar bazen doğası gereği daha ikincil öneme sahip inanç veya uygulamalar konusunda meşru anlaşmazlıklara sahip olabilirler, örneğin: Vaftiz ne anlama gelir ve kim vaftiz edilmelidir? İmanlılar yerel kiliselerini nasıl yapılandırmalılar? Liderlik rollerini kim üstlenmelidir? İnançlı kişiler Rab'bin Sofrası'nı ne sıklıkla uygulamalıdır? Hristiyanlar, Kutsal Yazıların belirli bölümlerini nasıl yorumlamalıdır? Elçi Pavlus, Hristiyanları “tartışmalı konular” söz konusu olduğunda bilgelikle ve alçakgönüllülükle davranmaya teşvik etti. (Romalılar 14:1-23) Bu kadar çok mezhebin varlığının bir nedeni kişiliklerin, tutkuların ve yeteneklerin farklılığıdır. Bir an için bireyleri düşünün. Bazı insanlar Tanrı ile en iyi şekilde zihinlerini çalıştırarak veya doğadayken bağlantı kurarlar. Diğerleri maneviyatı yaratıcı veya sanatsal ifade yoluyla deneyimler. Bazıları ise başkalarına hizmet ederken ya da acı çekenlere yardım ederken kutsal ya da ilahi bir bağ hissederler. Bunların hepsi Tanrı ile bağlantı kurmanın takdire şayan ve geçerli araçları olsa da, bu farklı kişilikleri bünyesinde barındıran farklı kiliselerin ve hatta mezheplerin ortaya çıkması şaşırtıcı değildir. Bir diğer neden ise geleneğin rolüyle ilgilidir. Bazı insanlar, yüzyıllar boyunca aktarılan geleneklere göre Tanrı'ya tapınmanın yapısını ve mirasını takdir etmekteler. Bu nedenle Doğu Ortodoks, Roma Katolik veya Protestan kiliselerinde daha rahat olabilirler. Kültür de kritik bir rol oynuyor; farklı kültürlerden insanlar inançlarını farklı şekillerde uygularlar. İngiliz kasabasındaki kiliselerin, Afrika'nın, yoksullukla boğuşmuş bir köyündeki kiliselerden son derece farklı olması bizi şaşırtmamalı. Ya da bir Türk kilisesinde; Paskalya bayramı günü çocuklar kültürümüz gereği yaşlıların elini öperken, başka bir ülkedeki bir kilisede farklı bir uygulama olabiliyor. Sonuç olarak, kiliseler ve tüm mezhepler, insanların coğrafi konumuna ve kültürel değerlerine bağlı olarak bazı konularda farklılık gösterecektir. İsa Mesih, bizim kültürümüzden vazgeçmemizi emretmiyor. Farklılıkların olması doğaldır. Hristiyanlar Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olarak kendini üç şekilde tanıtan tek Tanrı'ya inanırlar. Bütün insanların günahkar olduğuna ve kurtulmaya muhtaç olduğuna inanırlar. Üstelik Hristiyanlar; yaşamı, ölümü ve dirilişi aracılığıyla Tanrı'nın bağışlamasını ve lütfunu deneyimlememizi yalnızca İsa'nın mümkün kıldığına inanırlar. Hristiyanlar, Kutsal Kitap'ın gerçekleri en açık şekilde ortaya koyduğuna inanırlar. Bunlara iman eden herkes, Katolik - Ortodoks veya Protestan İsa Mesih imanlısıdır. Yukarıda altı çizili bölümden başka bir şeye inanan ise, Hristiyan olduğunu iddiaa etse bile Hristiyan değildir. Mezhep farklılıkları çok kısaca kültür, gelenek ve tarihsel süreçten kaynaklıdır. "Beden bir olmakla birlikte birçok üyeden oluşur ve çok sayıdaki bu üyelerin hepsi tek bir beden oluşturur. Mesih de böyledir. İster Yahudi ister Grek, ister köle ister özgür olalım, hepimiz bir beden olmak üzere aynı Ruh'ta vaftiz edildik ve hepimizin aynı Ruh'tan içmesi sağlandı. İşte beden tek üyeden değil, birçok üyeden oluşur. " (1. Korintliler 12:12-30) "Bundan sonra gördüm ki, her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu'nun önünde duruyordu." (Vahiy 7:9)
- Nasıl Hristiyan Olabilirim?
Nasıl Hristiyan Olabilirim? İsa Mesih'i Nasıl Kabul Edebilirim? Hristiyan olmanın ilk adımı “Hristiyan” teriminin ne anlama geldiğini anlamaktır. “Hristiyan” teriminin kökeni MS 1. yüzyılda Hatay, Antakya şehrinde alındı. (Elçilerin İşleri 11:26) Başlangıçta “Hristiyan” teriminin bir hakaret amacı taşıyordu. İnanmayanlar, inanan kişilere böyle diyordu. Kelime “Mesihçi, Mesih'in Takipçisi, Mesih'e ait” anlamına geliyor. Yüzyıllar boyunca Mesih'e inananlar “Hristiyan” terimini benimsediler ve bu terimi kendilerini İsa Mesih'in takipçileri olarak tanımlamak için kullandılar. Bir Hristiyanın basit tanımı, İsa Mesih'i, yani Tanrı Söz'ünün beden almış halini, bizzat yaratıcının kendisini takip eden kişidir. Peki, neden Hristiyan olmalıyım? Öncelikle, bu soruyu soran değerli bir kardeşimiz için detaylı bir açıklamada bulunmuştuk. Yazımızın sonunda "Neden Hristiyan Olmalıyım?" sorusunun cevabına ulaşabileceğiniz bir yazı dizimiz bulunuyor. Fakat yine de birazcık da olsa buna değinelim. "Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.” (Markos 10:45) O zaman şu soru ortaya çıkıyor: Neden fidye gerekiyor? Fidye fikri, bir kişinin serbest bırakılması karşılığında yapılması gereken bir ödemedir. Fidye fikri en çok, birisinin kaçırıldığı ve serbest bırakılması için bir fidye ödenene kadar esir tutulduğu kaçırma vakalarında kullanılır. İsa bizi esaretten kurtarmak için fidyemizi ödedi! Neyden kaynaklanan esaret? Günahın esareti ve sonuçları, fiziksel ölümün ardından Tanrı'dan ebedi ayrılık. İsa neden bu fidyeyi ödemek zorunda kaldı? Çünkü hepimize günah bulaşmıştır (Romalılar 3:23) ve bu nedenle Tanrı tarafından yargılanmayı hakediyoruz. (Romalılar 6:23) İsa fidyemizi nasıl ödedi? Günahlarımızın cezasını ödemek için çarmıhta ölerek. (1. Korintliler 15:3; 2 Korintliler 5:21) İsa’nın ölümü tüm günahlarımızın kefaretini nasıl ödeyebildi? İsa insan biçimindeki Tanrı'dır; Tanrı bizimle özdeşleşebilmek ve günahlarımız uğruna ölebilmek için bizden biri olmak üzere yeryüzüne geldi. (Yuhanna 1:1,14) Tanrı olarak İsa'nın ölümü sonsuz değerdedir ve tüm dünyanın günahlarının bedelini ödemeye yeterlidir. (1 Yuhanna 2:2) İsa'nın ölümünden sonra dirilişi, O'nun ölümünün yeterli kurban olduğunu, gerçekten günahı ve ölümü yendiğini gösterir. Anladım, peki nasıl Hristiyan olabilirim? Harika bir soru, buraya kadar okuduysanız hayatınızın dönüm noktasındasınızdır. Tanrı bize olan sevgisinden dolayı kendisiyle olmayı son derece kolaylaştırdı. Yapmanız gereken tek şey, İsa Mesih'i kurtarıcınız olarak kabul etmek, O'nun ölümünü günahlarınız için yeterli bir kurban olarak kabul etmek (Yuhanna 3:16), kurtarıcınız olarak yalnızca O'na tamamen güvenmektir. (Yuhanna 14:6; Elçilerin İşleri 4:12) Hristiyan olmak sadece ritüellerden, iş olsun diye kiliseye gitmekten ya da bazı şeyleri yapıp diğer şeylerden kaçınmaktan ibaret değildir. Hristiyan olmak tamamen İsa Mesih ile, yaratan Tanrı ile kişisel bir ilişkiye sahip olmakla ilgilidir. Bir kişiyi Hristiyan yapan şey, İsa Mesih ile iman yoluyla kurulan kişisel ilişkidir. Gerçeği tanımaya hazır mısın? İsa Mesih'i kurtarıcınız olarak kabul ederek Hristiyan olmaya hazırsanız tek yapmanız gereken inanmaktır. Günah işlediğinizi, kalbinizin tertemiz olmadığını ve Tanrı tarafından yargılanmayı hak ettiğinizi anlıyor ve buna inanıyor musunuz? İsa'nın sizin yerinize ölerek sizin cezanızı kendi üzerine aldığını anlıyor ve buna inanıyor musunuz? O'nun ölümünün günahlarınızın bedelini ödemek için yeterli bir kurban olduğunu anlıyor ve buna inanıyor musunuz? O'nu Rab ve Kurtarıcı olarak kabul ediyor musunuz? Bu dört soruya cevabınız evet ise, o zaman kurtarıcınız olarak İsa'ya güvenin. O'nu imanla ve yalnızca O'na tamamen güvenerek kabul edin. İman yoluyla Hristiyan olduğunuzda, hikayeniz burada bitmiyor. Yeni başlıyor. Bize veya çevrenizdeki bir kiliseye mutlaka ulaşın. Alıntı ( alıntı kaynak ) yaptığımız bu duayı sizinle paylaşmak istiyoruz. Hemen, şuan yaratıcınızla iletişime geçin: Sevgili Rab İsa, Kendimi Senin önünde alçaltıyorum. Sen benim Rab’bim ve kurtarıcımsın; beni kurtardığın için teşekkür ederim. Seninle aramda engel oluşturan tüm günahlar için tövbe ediyorum ve Rab İsa, değerli kanınla beni temizlemen için dua ediyorum. Kutsal varlığın şimdi beni kaplasın. Rab, beni Kutsal Ruh’ la vaftiz etmen için dua ediyorum. Senin sözünde “dileyin, verilecektir” (Luka 11:9) yazılıdır. Kutsal Ruh, bendeki işini gerçekleştir. Hayatımın tüm kapılarını senin çalışmana açıyorum, ve bu alanlar üzerinde sana mutlak yetki vererek seni hayatıma davet ediyorum. İsa Mesih'in adıyla, Amin.
- Bir Hristiyan, İsa Mesih'e Tanıklık Etme Korkusunu Nasıl Yenebilir?
Ben Hristiyanım ve müjdeyi yaymam gerekiyor. Gerçek hayatta müjdeyi yaymaktan utanıyorum, utandığım için de üzülüyorum. Bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu korku ve utancı nasıl yenebilirim? Öncelikle, bu korkunun veya utancın normal olduğunu söyleyerek konumuza giriş yapmak istiyorum. Çünkü bu toprağın Hristiyanları olarak, çevremizden baskı görebiliyoruz. Bize dönen bakışlar değişebiliyor, bazılarının canına bile kastedilebiliyor. Tanıklıkla ilgili korkunun olası nedenleri arasında utangaçlık; reddedilme veya aşağılanma; kişisel tanıklığımızı ifade edememe; Kutsal Kitap hakkında bilgi eksikliği; Rab'be güvenmemek; ve insanların sevindirici haberi neden reddettiklerine dair bilgisizlik olabilir. Korkunun gerçek sebebini belirlemek zor olabilir ve sebebini anlamak korkumuzu gidermeyebilir. Ancak bize İsa Mesih'in adıyla cesur olmamız emredildi (Efesliler 6:19), bu yüzden her seferinde bir adım atarak sebat etmemiz gerekebilir. Korkunun üstesinden hazırlık yaparak gelinebileceğinden, bazı temel ilkeleri uygulayabilir ve becerilerimizi geliştirebiliriz. (2 Timoteos 3:16-17) Eğer hayatımızda İsa Mesih'le birlikte yürümezsek, Mesih için etkili bir şekilde tanıklık edemeyiz, bu nedenle kesinlikle tutarlı bir Hristiyan hayatı yaşamalıyız. "Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!" (Matta 5:16) Mümkünse bir kiliseye düzenli bir şekilde gitmeliyiz. Böylece daha çok öğreniriz. Ayrıca Kutsal Kitap hakkındaki bilgimizi her zaman geliştirebiliriz. İnternet üzerinde yayınlanan Hristiyan içerikler, buna yardımcı olacaktır. Kanal Hayat, Sat7 Türk gibi kanallar örneğin. Rabbimiz Mesih İsa, müjdesini pek çok farklı insanla paylaşmıştır. O, Nikodim'i ve kuyunun başındaki kadını anladı ve bu bilgiyi onları kendisine çekmek için kullandı. (Yuhanna 3 ve 4. bölümler) Bizim yaklaşımımız da kişiye özel olmalıdır. İman etmeyen biriyle konuşurken onu kurtuluştan alıkoyan şeyin ne olduğunu bulmaya çalışmalıyız. Genel olarak insanları inançtan alıkoyan üç faktör vardır: Tanrı hakkında kararsızlık, Tanrı korkusu ve O'nun öğretilerini ve Oğlu Mesih İsa'yı yanlış tanımaktan dolayı da gerçek Tanrı'ya karşı nefret. Yuhanna bölümünde bize, başarılı tanıklığın anahtarının "sevgi" olduğunu gösterir. İsa insanları; çarmıhı ve Babadan ayrılmayı kabul edecek kadar sevdi. Kutsal Ruh'un yardımıyla insanları daha çok sevmeyi öğrenebiliriz. Bunu yaptığımızda, insanları ölümden kurtarma arzumuz artacağından sevindirici haberi paylaşma konusunda daha motive olacağız. Sevgi bizi iyi haberi duyurmaya zorlar. Kutsal Ruh, insanları günahlarına ikna ederek ve kurtuluş arzusunu uyandırarak bizim için kapıları açacak ve yollarımızın kesişmesini ayarlayacaktır. Bizim işimiz sadece İsa Mesih'e güvenmek, O'na dua etmek ve kurtuluşun her günahkar için mevcut olduğunu açıklamak ve kurtuluşun iyi haberini sunmaktır. Kutsal Ruh, bizim için fırsatları ve tanıklık etme imkanını sağlayacaktır. Sadece O'na dua edelim ve O'nun yönlendirişine kalbimizi açalım. Konuşmak birçok kişinin rahatsız edici bulduğu bir şeydir, hele ki ülkemizde. Ancak Hristiyan olarak yürüyorsak; çalışıp plan yaparsak; Kutsal Ruh'a güvenirsek (Yuhanna 16:8; Titus 3:5); başarısızlığın kabul edilebilir olduğunu ve reddedildiğimizde Tanrı'nın bizi kutsadığını anlarsak (Luka 6:22); ve eğer insanları gerçekten seviyorsak ve onların cennete gitmesine ve şuanki hayatını güzel yaşamasına yardım etmek istiyorsak, bizim için işe yarayan bir tanıklık yaklaşımı bulabilmeliyiz. Göz önünde bulundurulması gereken yöntemlerden biri, İsa'nın bizim için yaptıklarına ilişkin basit bir tanıklığı hazırlamak ve ezberlemektir. Bu, birkaç anahtar kelime içermelidir. Ayrıca müjdeyle ve tanıklığımızla ilgili birkaç önemli ayeti de ezberlemeliyiz. Daha sonra, bir sohbette anahtar kelimelerimizden herhangi biri ortaya çıktığında, Allah'la ilgili şeylerle ilgili bir bağlamda, tanıklığımızı tartışabiliriz veya bir ayet okuyup anlamını açıklayabiliriz. Bize konuyla ilgili herhangi bir soru sorulursa Kutsal Ruh'un bir yürek açtığına güvenerek ilerleyebiliriz. Eğer diğer kişi herhangi bir ilgi göstermiyorsa, başlangıçtaki sohbete endişe duymadan devam edebiliriz. En azından bir tohum ekmiş oluruz. Bir diğer yöntem ise, İsa Mesih'in karakterini yansıtmaktır. Benim kişisel olarak en sevdiğim yöntemlerden biridir. Şayet bir kişi sizin, diğerlerinden farklı olduğunuzu görürse; yani ışığınızı farkederse nedenini soracaktır. Siz de bu şekilde tanıklığınızı, İsa Mesih ile yürüdüğünüz için böyle olduğunu anlatabilirsiniz. Bu daha çok etkileyici olacaktır. Bizzat nasıl Rab'be geldiğinizi anlatmanız, onları ikna etmeye çalışmaktan daha etkili olacaktır. Unutmayın, her şeyden önce Rab'be dua ederek O'ndan yardım isteyin ve bırakın O sizi yönlendirsin. Peki bunu sokakta yapabilir miyiz? Neden olmasın, fakat en iyisi kendi çevrenizle başlamaktır. Bu daha sağlıklı olacaktır. Onun haricinde şayet bir kiliseye gidiyorsanız, kilisenizdeki ziyaretçilerle ilgilenerek de bunu pratik edebilirsiniz. Kutsal Kitap'ı okuyun ve üzerine düşünün, Hristiyanlığı yani İsa Mesih'in öğrencisi olmayı, Tanrı'nın çocuğu olarak yaşayın. Kutsal Ruh'un işini yapmasına izin verin. (Yuhanna 3:8) Tanrı’nın iyi haberini dünyaya yaymanın bir parçası olmak bir ayrıcalıktır. Büyük Görevi yerine getirirken, İsa'nın harika vaadine sahibiz: "İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim." (Matta 28:20) "Öyleyse buna ne diyelim? Tanrı bizden yanaysa, kim bize karşı olabilir?" (Romalılar 8:31)
- Neden Hristiyan Olmalıyım? Neden İsa Mesih'e İnanmalıyım?
Deist biri olarak bir soru sormak istiyorum, neden Hristiyan olmalıyım? Bu yıl Hristiyan olarak yaşamamın üçüncü yılı. (Vaftiz edildiğimden beri) Bir Türk olarak, elbette ki çoğunluk gibi Müslüman bir ailede doğdum, ailemin dinini miras aldım. Ancak dürüst olmak gerekirse, büyüdükçe ailemin inancını körü körüne takip etmek istemedim. Hayatımda, çoğu benim için hala gizemli olan Tanrı hakkında birçok soruyla sık sık boğuştum. Defalarca Yaratıcı'nın kim olduğunu anlamaya çalıştım. Tanrı'nın gerçekte kim olduğunu ve kime ibadet ettiğimi büyük bir istekle öğrenmek istedim. İnsanlar bana inancımı ve hayat temelimin ne olduğunu sorduklarında gerekçelerini verebilmem, kanaatimi açıklayabilmem gerektiğini her zaman düşünürdüm. İnancıma karşı sorumluluğum var. Hepimizin var. Bazen Tanrı'yı bilmeyi hak ettiğimi düşündüm ve Tanrı hakkındaki gerçeği formüle edecek kadar akıllı olduğumu hissettim, ta ki sonunda elde ettiğim şeyin sadece bir hayal kırıklığı olduğunu fark edene kadar. Herkesin kendine ait bir ruhsal deneyimi olduğuna ve bunu geniş çapta paylaşma hakkına sahip olduğuna inanıyorum. Benim için (Birçok Hristiyan için) Hristiyanlığın sıradan bir dinle alakası yok. Bir kurallar bütününü takip eden, ruhsuz bir inanç değil. Pek çok insanın da anlayabileceği gibi benim de 'din kavramı' ile ilgili şeylere karşı alerjim var çünkü tarih, 'din kavramı'nın bu dünyada barış ve uyum yaratmak yerine her yerde bölünmeyi ve savaşı kışkırttığını gösterdi. Hristiyanlık, İsa'yı yani Tanrı'nın beden almış halini gerçek ve ilgili model olarak takip eden ve O'nunla yakın bir ilişki sürdüren bir inançtır. Bu yolda bizzat Tanrı'nın adımları takip edilir. Üstelik, Tanrı bu yolda sizi yapayalnız bırakmaz, ki bıraksa da başarısız oluruz. Kutsal Ruh'uyla her daim yanımızdadır ve O'ndan öğreniriz. İsa Mesih'e neden inanmanız gerektiğini ya da neden Hristiyan olmanız gerektiğini, 6 başlık altında özetle paylaşabilirim: 1) Yeryüzüne Gelip İnsanlarla İlişki Kurmak İçin İnisiyatif Alan Tek Kişi O'dur İnsan ne kadar çaba gösterirse göstersin kendi gücüyle, anlayışıyla Yaratıcı'ya ulaşamaz. Çünkü o sonsuzdur. İnsanlara sevgiyle ulaşmak için ilk adımı atan Tanrı'dır. İsa; Tanrı'nın, yarattığı dünyada mucizevi bir şekilde doğan ve dünya ile kendisi arasında bağlantı kurmak, insanlarla Tanrı arasında bir köprü kurmak için insan formundaki mükemmel tezahürüdür. Tanrı insanları çok sevdiğinden, kendisi ile yakın bir ilişki kurabilmemiz için bize geldi. İlk adımı atmak, biriyle ilişki kurmanın ilk önemli adımıdır. Biriyle gerçekten ilgileniyorsanız (veya onu seviyorsanız), sohbeti başlatmak için sabırsızlanıyorsunuzdur. Sevdiklerinizin ihtiyaçlarına samimi bir yardımda bulunmaktan kendinizi alıkoyamazsınız. Girişiminiz ilginizi ve sevginizi içten dışa gösterecektir. Birçok insan reddedilmekten korktuğu için sevgisini göstermekten korkuyor. Ancak nazik ve samimi bir davranışta bulunmak için ilk adımı attığınızda korkunuzu yenersiniz çünkü mükemmel sevgi korkuyu siler atar. 2) Ölen, Ölümden Dirilen ve Göğe Yükselen Tek Kişi O'dur. "Yol, Gerçek ve Yaşam benim." Diyen Tek O'dur. İnsanlık tarihi bu gerçekleri kanıtlamıştır. Dünyanın her yıl Paskalya'yı (Diriliş Bayramı) kutladığının farkında mısınız? Bana göre bu, dünyanın İsa’nın ölümünü, dirilişini ve göğe yükselişini tanıdığını açıkça gösterir. Üstelik O'nun ölümü ve dirilişi, O'nun ölüm ve yaşam üzerindeki nihai otoritesine işaret ederken, yükselişi de onun yeryüzünde ve gökteki hakimiyetine işaret etmektedir. Hiçbir inanç önderi, yol gerçek ve yaşam olduğunu veya kendilerinin gözleri önünde ölüp dirileceğini, başkalarına bunu bizzat göstereceğini iddiaa bile edememiştir. Sonsuz olduğunu da iddiaa edememişlerdir. Hepsi ölüp gitmiştir, mezarları bellidir. Ölüm her insanın en büyük korkusudur. Her canlının yeryüzündeki varlığının sonudur. Hiç kimse 'yok oluş' konusunda iyi hissetmiyor. Ancak imanlılar olarak ölümden korkmamıza gerek yok çünkü İsa ölümü yendi! Ölüme karşı zafer kazandı. Dahası, bize görkemli cennette sonsuz bir yuva sağladı. Sonsuza dek mutlu bir yaşamda sonsuza kadar Tanrı ile birlikte olabileceğimiz son varış noktamızdır. Bu evrenin otoritesi olan İsa'da sonsuzluk güvencesine sahibiz. İnananlar olarak O'nun gibi olacağız. 3) Tanrı Olmasına Rağmen Kendisini İnsan Bedeninde Alçalttı. Birçokları "Yüce" Olmak İsterken; Gerçek Yaratıcı Yarattıklarına Alçakgönüllülükle Hizmet Etti İsa, Tanrı Söz'ünün beden almış halidir, Tanrı'nın doğasında mevcuttur, ancak insan bedeninde gücünü kendi avantajı için kullanılabilecek bir şey olarak görmemiştir. Bilerek kendisini sınırlamıştır. İnsan benzeyişinde dünyaya geldi. O, bu dünyaya hizmet edilmek için değil, hizmet etmek ve canını bizim için fidye olarak vermek için geldi. Son günlerde, çoğu yozlaşmış liderliğin neden olduğu pek çok sıkıntıyı her yerde bulabiliriz. Halkını hayal kırıklığına uğratan o kadar çok dünya lideri var ki, bunun sonucu olarak isyanları ya da gözyaşlarını görebiliyoruz. Parçalanmış liderlikler, sadece kendi çıkarlarını gözettikleri için insanların ihtiyaçlarını karşılamakta başarısız oldular. Ya da arkalarında acı bıraktılar. Ancak İsa'nın hayatı, başarılı modern liderlik için büyük bir ilham kaynağı olmuştur. İsa'nın liderliğinin anahtarı; kendi çıkarlarını aramamak, kendini alçaltmak ve herkesin hizmetkarı olmaktır. İnsanlar bu tür bir liderliğe güvenebilir, umut bağlayabilir ve teslim olabilirler. 4 ) Bizi Tanıkları Olmamız, Müjdesini Dünyaya Anlatmamız İçin Gönderen Tek Kişi O'dur İsa göğe çıkmadan önce öğrencilerine tüm uluslara giderek Tanrı'nın hakikati ve kurtuluşu hakkındaki iyi haberi (İncil, Müjde) yaymalarını emretti. Adını tüm dünyanın bilmesini istiyor çünkü Tanrı'nın isteği tüm insanların kurtarılmasıdır. (Hem fiziksel, hem ruhsal kurtuluş) Bir dostumuz ya da ailemizden biri ağır bir hastalığa yakalanmışsa ve onu iyileştirecek bir ilaç varsa, bunu ona söyler miyiz? Yoksa bunu saklayıp daha fazla acı çekmelerine izin mi veririz? Eğer İsa'nın bu 'ölmekte olan' dünyanın ihtiyacı olan tek şey olduğunu biliyorsak, onu kendi kurtuluşumuz için tutamayız. Gerçeği dünyayla paylaşmalıyız ki insanlar ihtiyaç duydukları şifayı bulabilsinler. Bu nedenle müjdeyi yaymanın konuyla ilgili olduğuna ve müjdeyi sözlü veya sözlü olmayan şekilde paylaşmanın her zaman anlamlı olduğuna inanıyorum. İsa'nın hikayesine tanık olmak, insanları aktif olarak sevmek anlamına gelir. Bu dünyada Tanrı'yla paydaşlığa sahip olmak, O'nun müjdesine tanıklık etmek bir ayrıcalıktır. 5 ) Tanrı'ya "Baba" Diye Seslenmeyi Tanıtan Tek Kişi O'dur İsa'nın öğrencilerine öğrettiği bir dua olan "Rab'bin Duası"nda Tanrı'yı Baba olarak tanıttı. Şöyle dedi: "Göklerdeki Baba'mız, adın Kutsal kılınsın." Tanrı ile insan arasındaki ilişkiyi bu kadar baba-evlat ilişkisi olarak anlatan dünyada başka bir din veya inanç sistemi yoktur. Tanrı'yı en dünyasal düzeyde yalnızca İsa'da görebiliriz. Tanrı bu kadar uzakta, ulaşılamaz ya da aşkın bir şey değildir. Aslında RAB bize o kadar yakın ki, kalbimizde yaşamak istiyor. Bu gerçeği bildiğimize göre, O'na soracak bir şeyimiz olduğunda endişelenmemize gerek yok. İsteklerimizi, mutluluğumuzu, üzüntümüzü, gücümüzü, zayıflığımızı, başarımızı, başarısızlığımızı vb. O'na özgürce bildirebiliriz. Yaşamlarımız O'nun önünde geniş bir şekilde açıktır. Hiçbir şey O'na gizli değildir. Gerçek bir babanın evladını içtenlikle sevmesi gibi, İsa da bizi tamamen ve koşulsuz sevdi. (Bizi olduğumuz gibi kabul etti.) Öte yandan gerçek bir baba, evladını yanlış yaptığında azarlayıp cezalandırdığı gibi, İsa da sevdiği kişiye disiplinini göstermiş oldu. (Ve hala, günümüzde de gösteriyor, eğitiyor.) 6 ) Değişmez İnancın, Umudun ve Sevginin Mesajını Getiren Tek Kişi O'dur İsa'nın yaşam mesajının (İncil) temelde inanç, umut ve sevgiyle ilgili olduğu açık ve inkar edilemez. Hayatı boyunca, nerede olursa olsun, bu mesajı daima Tanrı'nın krallığı bağlamında iletti. Pek çok Hristiyanın da bildiği gibi Hristiyanlığın özü Tanrı'yı ve insanları sevmektir. Sevgide umut vardır. Sevgi her şeye inanır: Birini gerçekten seviyorsanız, görünüşte iyi ya da yeterince değerli olmasa bile onun hakkındaki iyi şeylere inanırsınız. Mesih'e olan inanç, umut ve sevgi, (çoğunlukla koşullara bağlı olarak değişmeye devam eden) bu dünyevi kavramlar/değerlerle aynı değildir, çünkü İsa dün, bugün ve sonsuza kadar aynıdır. RAB biz insanlar gibi dönek değildir. Sadıktır. "Fikrimi değiştirdim, yolladığım kitaplarımı değiştirdiler." demez ve diyemez. Çünkü O, güçlüdür. Tanrı yalnızca kitaplarda incelenecek bir nesne değildir. Dahası, Tanrı deneyimlenecek 'bir kişidir'. Tanrı hakkında pek çok teori üretebiliriz, ancak O'nu kişisel olarak deneyimlemediğimiz sürece bunlar boşuna olacaktır. Tanrı'yı deneyimlemek için tüm kalbimizle yaşamlarımızı O'nun kontrolüne teslim etmemiz gerekir. Her gün kendimizi ona teslim ederken, O'nun hayatımızdaki otoritesini itiraf etmemiz gerekir. Bazen insanların onayını aramak için yaşamadığımızdan başkalarının ne düşündüğünü duymamıza gerek kalmaz. Tanrı, Yaratıcı olarak hakkımızda herhangi bir insanın bildiğinden ve hatta bizden daha fazlasını biliyor. Hayatı Tanrı'ya adamak ve O'nunla yürümek anlamlı ve verimli bir yaşama sahip olmanın en iyi yoludur. Rab İsa ile beraber yaşamak şereftir. "İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben'im” dedi. " (Yuhanna 14:6)
- Hristiyanlıkta Tanrı Kimdir?
Hristiyanlıkta Tanrı kimdir? Hristiyanlıkta Allah kimdir? Yaratıcı hakkında neler bilebiliriz? Allah hakkında neler bilebiliriz? Tanrı hakkında neler bilebiliriz? Tanr'nın kim olduğuna dair konuşacağımız yazımızda, kategoriler şeklinde ilerleyeceğiz. Özet olarak konuyu ele alacağız, fakat bu özetten bereket alacağınıza inanıyor ve aklınızın bir köşesinde kalıcılığı sağlayacağını umut ediyoruz. 1.) Tanrı kimdir? - Varlığı Hakkında Tanrı'nın varlığı gerçeği hem yaratılış hem de insanın vicdanı aracılığıyla o kadar dikkat çekicidir ki, Kutsal Kitap Tanrı'yı tanımayanları "Akılsız" olarak adlandırır. (Mezmur 14:1). Kutsal Kitap hiçbir zaman Tanrı'nın varlığını kanıtlamaya çalışmaz. Böyle bir tartışmaya girmez bile. En başından beri O'nun varlığını söyler. (Yaratılış 1:1) Kutsal Kitap'ın yaptığı şey Tanrı'nın doğasını, karakterini ve işini ortaya koymaktır. 2.) Tanrı kimdir? - Tanım olarak Tanrı hakkında doğru düşünmek çok önemlidir çünkü Tanrı hakkında yanlış bir tanımlamaya sahip olmak, bizi putperestliğe itebilir. Mezmur 50:21'de Tanrı kötü adamı şu suçundan dolayı azarlıyor: "Beni kendin gibi sandın." Tanrı'yı tanımlamada kısa, özet bir örnek verebiliriz: “Yüce Varlık; her şeyin Yaratıcısı ve Hükümdarı; Güç, iyilik ve bilgelik bakımından mükemmel olan, Kendiliğinden Var Olan, Ebedi ve Ezeli, Her şeye egemen..." 3.) Tanrı kimdir? - Tanrı'nın Doğası Tanrı hakkında bazı şeyleri bir nedenden ötürü biliyoruz: O, merhametiyle bazı niteliklerini, doğasını bize açıklama lütfunda bulunmuştur. Tanrı, doğası gereği soyut olan ruhtur. (Yuhanna 4:24) Tanrı birdir ama üç kişi olarak varlığını açıklar: Baba Tanrı, Oğul Tanrı ve Kutsal Ruh Tanrı (Matta 3:16-17) Tanrı sonsuzdur (1 Timoteos 1:17), eşsizdir (2 Samuel 7:22) ve değişmezdir. (Malaki 3:6) Tanrı her yerde vardır (Mezmurlar 139:7-12), her şeyi bilir (Mezmurlar 147:5; Yeşaya 40:28) ve her türlü güce ve yetkiye sahiptir. (Efesliler 1; Vahiy 19:6) 4.) Tanrı kimdir? - Tanrı'nın Karakteri Tanrı'nın Kutsal Kitap'ta açıklanan bazı özellikleri şunlardır: Tanrı adildir (Elçilerin İşleri 17:31), sevgi doludur (Efesliler 2:4-5), doğrudur, gerçek ve güvenilirdir (Yuhanna 14:6) ve kutsaldır. (1 Yuhanna 1:5) Tanrı şefkat gösterir (2 Korintliler 1:3), merhamet gösterir (Romalılar 9:15) ve lütuf gösterir. (Romalılar 5:17) Tanrı günahı yargılar (Mezmur 5:5) ama aynı zamanda bağışlama da sunar. (Mezmur 130:4) 5.) Tanrı kimdir? - Tanrı'nın Yaptıkları / İşleri Tanrı'yı yaptıklarından / işlerinden ayrı olarak anlayamayız çünkü Tanrı'nın yaptıkları, O'nun varlığından kaynaklanır. İşte Tanrı'nın geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki işlerinin kısaltılmış bir listesi: Tanrı dünyayı yarattı (Yaratılış 1:1; Yeşaya 42:5); O, aktif olarak dünyayı ayakta tutuyor (Koloseliler 1:17); O, insanın günah ve ölümün lanetinden kurtarılmasını (Galatyalılar 3:13-14) içeren kendi sonsuz planını (Efesliler 1:11) uyguluyor; İnsanları Mesih'e çeker. (Yuhanna 6:44) Çocuklarını terbiye eder. (İbraniler 12:6) Dünyayı yargılayacaktır. (Vahiy 20:11-15) 6.) Tanrı kimdir? - Tanrı ile İlişki / Bağ Kurmak Tanrı Söz'ü, beden alıp dünyamıza geldi. (Yuhanna 1:14). Tanrı'nın Söz'ü, İnsanoğlu oldu ve bu nedenle Yaratıcı ile bizim aramızdaki aracıdır.(Yuhanna 14:6; 1 Timoteos 2:5) Yalnızca İsa Mesih aracılığıyla günahlarımızın bağışlanmasına (Efesliler 1:7), Tanrı ile barışmaya (Yuhanna 15:15; Romalılar 5:10) ve sonsuz kurtuluşa (2 Timoteos 2:10) sahip olabiliriz. "Çünkü Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih'te bulunuyor." (Koloseliler 2:9) Dolayısıyla Tanrı'nın gerçekten kim olduğunu bilmek için tek yapmamız gereken Mesih İsa 'ya bakmaktır.
- Hristiyanlıkta Kadın Saçını Kapatmalı mı? Hristiyanlıkta Kadın Başını Örtmeli mi? Hristiyanlıkta Saç Örtülmeli midir?
Hristiyanlıkta Kadın Saçını Kapatmalı mı? Hristiyanlıkta Kadın Başını Örtmeli mi? Hristiyanlıkta Saç Örtülmeli midir? 1. Korintliler 11:6 ne anlatıyor? 1. Korintliler 11:3-16 kadınlar ve başörtüsü konusuna değiniyor. Bu soru, özellikle kadınlar tarafından bize sıkça sorulan sorulardan bir tanesi. Peki, yanıtı nedir? Pavlus, Korint bölgesine neden bunları yazdı? Beraber bakalım. Korint'teki kilise, İsa Mesih'e inanan insanlarla doluydu. Ancak onların bir çoğunun geçmişi, erken dönemde yanlış yorumlamalara ve kadınların pagan tapınak fahişeleri gibi saçlarını traş etmeleri de dahil olmak üzere açıkça kötü davranışlara yol açtı. Elçi Pavlus kiliseye, bazı kadınların davranışları da dahil olmak üzere çeşitli konularda onları uyaran bir mektup yazdı. Pavlus'un bu mektubu yazdığı spesifik bağlamın dışında, bazıları bu ayeti tüm Hristiyan kadınların başlarını örtmeleri gerektiği şeklinde yorumladılar. Bağlamı ve Mesih'teki özgürlüğün gerçekte ne anlama geldiğini anlamak, Pavlus'un bu kadınlara kendi kültürlerine uygun giyinmeleri gerektiğini yazdığını; tüm inanan kadınların başlarını örtmeleri gerektiğini dikte etmediğini ortaya koyuyor. 1. Korintliler bölümünde Pavlus, o zamanlar içinde birçok mesele bulunan, Yahudi olmayanlardan oluşan bir kiliseye hitap ediyordu. Zina, kötü öğreti ve pek çok endişe verici davranış vardı. Ayrıca, eski yaşantısında pagan tapınaklarında hayat kadını olan, bölgede farklı şekillerde çalışan kişiler mevcuttu. Hayal etmenizi istiyorum. Korint bölgesinde, eskiden hayat kadını olan birisi İsa Mesih'e iman edip eski hayatını geride bırakıyor. Korint cemaatine katılıyor. Saçları, onun geçmişini ele veriyor. Topluluktaki bazı kişiler, onun geçmişinden dolayı onu içten içe yargılayabilirler değil mi? Hristiyanların günah meselesinin dışında kalan bir şey yapıp yapmadıklarına dair pek çok soru gibi, sonuçta bu, inanlının kişisel inancına bağlı olacaktır. Pek çok ülkede bir kadının başını örtmesi hala mütevazı, hatta bazen günlük yaşamın olağan geleneği kabul ediliyor. Bazılarında ise erkekler başlarını örtüyor. Bu tamamen, size bağlı . Başınızı örtebilir veya kapatabilirsiniz. Pavlus, diğer kiliselere yazdığı birkaç mektupta, erkek ve kadınların nasıl davranmaları gerektiği de dahil olmak üzere Hristiyan davranışlarına ilişkin genel tavsiyeler verdi. Ancak bir daha asla başörtüsünü gündeme getirmiyor. Evlilik ilişkilerine, kardeşler arasında ve dünya dışında uygun davranışlara, doğru öğretiye ve diğer konulara düzenli olarak değiniyor. Eğer başörtüsü takmak gerçekten Hristiyan kadınlığının bir emri olsaydı, onun bu konuyu ele alacağı rahatlıkla varsayılabilir. Yazdığı kişiler kimlerdi? Bölgelerinin ortak kıyafetleri neydi? Bu soruları okurken sormayı unutmayalım. Neden yazdığını kendimize soralım. Pavlus'un geldiği Orta Doğu'da kadınların başörtüsü takması yaygındı. Hem İsrail'de hem de Korint'te kadınlar genellikle saçlarını uzun tutuyorlardı. Yunanistan'da kadınlar pagan tapınağı fahişesi olduklarını belirtmek için başlarını tıraş ediyorlardı. Dolayısıyla Hristiyan bir kadının başını örtmesi ve saçını kazıması Korint'te sıkıntılı bir davranıştı ve inanmayan Yunanlılara onun Hristiyan olduğuna dair bir işaret göndermiyordu. Bunun yerine çok farklı bir şeyin sinyalini veriyordu. Birisi yalnızca Pavlus'un hitap ettiği kadınların başlarını örtme emrine baktığında, başörtülerinin farklı kültürlerde farklı amaçlarla var olduğunu unutuyor. Kültürel bağlamın bir diğer önemli parçası da Korint'te kadınların evli olduklarını ve kocalarına itaat ettiklerini göstermek için başörtüsü takmalarıdır. Bir kadının başı örtülmeden dışarı çıkması, evli olmadığının ya da evliliğinde boyun eğmediğinin, hatta muhtemelen sadakatsiz olduğunun göstergesiydi. Bu, o bölgeye has bir durumdu. Erkekler nasıl her ihtiyaç anında Tanrı'ya ibadet edebiliyorsa, kadın da öyle ibadet edebilir. Sevinçli ve sıkıntılı bir anında, ibadette veya Rab'bin sözlerini derin düşünürken başı örtülmeden Tanrı'ya feryat edebilir. Başı ibadette örtmeyi veya örtmemeyi tercih edebilirsiniz. Bir ayetle sonlandırmak istiyorum: "İmanı zayıf olanı aranıza kabul edin, ama tartışmalı konulara girmeyin. Biri her şeyi yiyebileceğine inanır; imanı zayıf olansa yalnız sebze yer. Her şeyi yiyen, yemeyeni hor görmesin. Her şeyi yemeyen, yiyeni yargılamasın. Çünkü Tanrı onu kabul etmiştir. Sen kimsin ki, başkasının kulunu yargılıyorsun? Kulu haklı çıkaran da haksız çıkaran da efendisidir. Kul haklı çıkacaktır. Çünkü Rab'bin onu haklı çıkarmaya gücü vardır." (Romalılar 14:1-4) Her insanın Rab ile ilişkisini nasıl yürüteceği konusunda kendi mücadelesi, kendi vicdanı ve inancı vardır. Eninde sonunda, her erkek ve kadın, inananlar da dahil olmak üzere, Tanrı'nın huzuruna çıkacak ve hesap verecektir. Bu her Hristiyan kadının esenliğine kalmıştır. Bazıları aynı fikirde olmasa da çoğu ilahiyatçı ve mezhep, Pavlus'un başörtüsünü kültürün bir unsuru olarak ele aldığı konusunda hemfikir.
- İsa Mesih'in Matta ve Luka'da Soyağacı Neden Farklı?
İsa Mesih'in Matta ve Luka'da Soyağacı Neden Farklı? İsa'nın soyağacı Kutsal Yazılar'da iki yerde verilmektedir: Matta 1 ve Luka 3:23-38. Matta soyağacının izini İsa'dan İbrahim'e kadar sürer. Luka, soyağacının izini İsa'dan Adem'e kadar sürer. Ancak Matta ve Luka'nın farklı bir soyağacı şemasını kullanırlar. Örneğin Matta, Yusuf'un babasının Yakup olduğunu belirtir (Matta 1:16), Luka ise Yusuf'un babasının Heli olduğunu söyler. (Luka 3:23) Matta çizgiyi Davut'un oğlu Süleyman'a kadar takip ederken (Matta 1:6), Luka ise Davut'un oğlu Natan'a kadar çizgiyi takip eder. (Luka 3:31) Bazıları bu tarz durumları " İncil'deki çelişkiler " diyerek sunma gafletinde bulunuyorlar. Ancak Yahudiler, özellikle soyağacı konusunda titiz kayıt tutuculardı. Matta ve Luka'nın aynı soydan tamamen çelişkili iki soykütüğü oluşturabilmeleri düşünülemez. Düşündük diyelim, bunun çelişki olduğunu düşünüp kitabı değiştirmezler miydi? 1. Cevap Soyağaçlarından biri, Hz. Meryem'i temel alır. Luka bize Hz. Meryem'in soyağacını verirken, Matta bize Yusuf'un soyağacını verir. Luka'nın doğum anlatısı Meryem'e odaklanır. Bu öneri bazen, Yehoyakim'in (Yeremya 36:30) ya da oğlu Yehoya'nın (Yeremya 22:24-30) soyundan gelenlerin Davut'un tahtına oturmayacağını peygamberlik eden Yeremya tarafından Süleyman'ın soyuna karşı verilen vaatle bağlantılıdır. İsa yasal soyundan olduğu için bu hükümde değildir; Davut'un fiziksel soyundan ziyade Meryem aracılığıyla. Matta ise soyağacının Yusuf tarafından takip ediyor. 2. Cevap Bir soyağacı devletsel veya yasal soyağacı, diğeri ise fiziksel yani biyolojik soyağacıdır. Matta, İsrail'in krallarının resmi soyunu listeliyor. Onun amacı Yusuf'un o çizgiyle akraba olduğunu göstermektir. Luka bize fiziksel torunları, başka bir deyişle, düşünmeye alıştığımız şekilde bir soyağacı veriyor. 3. Cevap Matta'nın birincil veya biyolojik soyun izini sürerken Luka'nın "levirat evliliği" olayını hesaba kattığıdır. Bir adam hiç oğlu olmadan ölürse, adamın erkek kardeşinin dul kadınla evlenmesi ve ölen adamın adını taşıyacak bir oğlu olması bir gelenekti. Bu cevaba göre, Malki (Luka 3:24) ve Mattan (Matta 1:15) farklı zamanlarda aynı kadınla evlenmişlerdi. (gelenek ona Estha adını verir). Bu, Heli'yi (Luka 3:23) ve Yakup'u (Matta 1:15) üvey kardeş yapar. Heli daha sonra oğlu olmadan öldü ve böylece (üvey) kardeşi Yakup, Heli'nin Yusuf'u doğuran dul eşiyle evlendi. Bu, Yusuf'u yasal olarak "Heli'nin oğlu" ve biyolojik olarak "Yakup'un oğlu" yapacaktır. Dolayısıyla, Matta ve Luka aynı soyağacını (Yusuf'unki) kaydediyorlar, ancak Luka yasal, devletsel kayıt soyunu takip ederken Matta biyolojik soyunu takip ediyor. Luka Hz. Meryem'in soyağacını kaydediyor ve Matta da Yusuf'un soyağacını kaydediyor. Matta, Davut'un oğlu Süleyman aracılığıyla Yusuf'un (İsa'nın yasal babası) soyunu takip ederken, Luka, Davut'un oğlu Natan aracılığıyla Meryem'in (İsa'nın kan akrabası) soyunu takip ediyor. "Damat" için özel bir Koini Grekçesi kelimesi olmadığından, Yusuf, Heli'nin kızı Meryem ile evlendiğinde "Heli'nin oğlu" olarak anılıyordu. Meryem ya da Yusuf'un soyundan gelen İsa, Davut'un soyundandır ve bu nedenle Mesih olmaya uygundur. Soyağacını anne tarafından takip etmek alışılmadık bir durumdur ama bakireden doğum da aynı şekilde alışılmadık bir durumdur, mucizedir. Luka'nın açıklaması, İsa'nın Yusuf'un oğlu olduğu yönündedir, "böyle sanılıyordu" diye yazmıştır. Devlet kayıtları da o yöndedir. (Luka 3:23)
- Hardal Tanesi Benzetmesi nedir? Hardal Tohumu En Küçük Tohum mu?
Hardal tanesi benzetmesi ne anlatıyor? Hardal tohumu en küçük tohum mudur? Hardal tanesi benzetmesi ne anlama geliyor? Tüm benzetmelerde olduğu gibi, Hardal tanesi benzetmesinin amacı, başka bir şeyi temsil eden çeşitli anlatı unsurlarını veya ayrıntılarını kullanarak bir kavramı veya "büyük fikri" öğretmektir. Öğelerin kendileri önemli olsa da, ayrıntılara aşırı vurgu yapmak veya bir öğeye harfiyen odaklanmak genellikle yorumlama hatalarına ve benzetmenin ana noktasının kaçırılmasına yol açar. Hardal tohumu benzetmesi, kısa olan benzetmelerden biridir: İsa onlara bir benzetme daha anlattı: “Göklerin Egemenliği, bir adamın tarlasına ektiği hardal tanesine benzer” dedi. “Hardal tohumların en küçüğü olduğu halde, gelişince bahçe bitkilerinin boyunu aşar, ağaç olur. Böylece kuşlar gelip dallarında barınır.” (Matta 13:31-32) İsa'nın bunun gibi benzetmeler kullanmasının nedenlerinden biri; kavramları sözlü resimlerle tasvir ederek mesajın kelime kullanımı, teknoloji, kültürel bağlam veya zamanın akışındaki değişiklikler nedeniyle kaybolmamasıdır. İki bin yıl sonra bile anlatılan resim, benzetme hala canlıdır. Büyüyen tohum kavramını hala anlayabiliyoruz. İsa’nın benzetmelerinin basitliği göz kamaştırıyor. 2000 yıl önceki bir çiftçi de, günümüzdeki birisi de anlatılan bu benzetmeyi tamamen kavrıyor. Bu durumu hayal etmeni istiyorum. Hardal Tohumu benzetmesi İncil'in ilk üç bölümünde yer alır. (Matta 13:31–32; Markos 4:30–32; Luka 13:18–19) Bu benzetmede İsa, göklerin egemenliğinin şaşırtıcı şekilde büyüyeceğini önceden bildiriyor. Hardal tohumu oldukça küçüktür, ancak büyüyerek üç metre yüksekliğe kadar büyük bir çalıya dönüşür ve İsa bunun krallığın büyümesinin bir resmi olduğunu söyler. Hardal Tohumu benzetmesinin amacı büyük ve kutsanmış bir şeyin, yani Tanrı'nın egemenliğinin, mütevazi başlangıçlara sahip olduğudur. Mesih'in hizmeti ne kadar anlamlı, bir düşünün. Sadece üç yıl. Bu üç yılda bir avuç öğrencisi vardı. Rütbesi olmayan ve dünyasal imkanları olmayan bir adamdı ve herkesin dünyanın geri kalmış bir bölgesi olarak gördüğü bir yerde yaşıyordu. İsa'nın yaşamı ve ölümü, dünyanın dikkatini yol kenarında yerde yatan bir hardal tanesinden daha fazla çekmedi. Ama bu Tanrı'nın bir işiydi. İlk başta önemsiz gibi görünen şey, İsa Mesih'in dirilmesiyle dünya çapında etkili bir harekete dönüştü ve kimse bunu durduramadı. (bkz. Elçilerin İşleri 5:38-39) Hala günümüzde, bu egemenlik büyüyor ve Rab İsa'nın ikinci gelişiyle tamamlanacaktır. Kuşlar, (Bizler, ruhlarımız) bu egemenliğin dallarında barınacağız. Kutsal Yazılar'ın başka bir yerinde Tanrı'nın egemenliği bir ağaç olarak resmedilir. Örneğin Hezekiel'deki bir bölüm, Hardal Tohumu benzetmesiyle birçok yönden paralellik gösterir. Bu bölümde Rab Tanrı “yüksek ve ulu bir dağa” bir filiz dikeceğini vaat ediyor. (Hezekiel 17:22) Bu küçük dal “ Dal budak salıp ürün verecek, meyve verecek ve muhteşem bir sedir ağacına dönüşecek. Her türden kuş dallarında tüneyecek; dallarının gölgesine sığınacaklar.” (Hezekiel 17:23) İsa Mesih'ten yıllar önce, Kutsal Ruh aracılığıyla peygamber tarafından yazılan bu satırlar; Mesih'in krallığının çok küçük bir başlangıçtan büyük bir yere kadar büyüyeceğini önceden bildirir. Daha küçük tohumlar ve daha büyük bitkiler varken, İsa'nın neden hardal tohumunu tohumların "en küçüğü" ve olgun hardal bitkisini bahçedeki bitkilerin "en büyüğü" olarak adlandırdığını merak ediyorsunuz değil mi? İsa neden böyle bir şey söyledi? Cevap, İsa'nın retorik abartıyı, yani bir noktaya değinmek için edebiyatı kullandığıdır. Botaniksel olarak değil, benzetme yaparak konuşuyor. İsa, boyutun küçükten büyüğe değişimine ve büyümenin şaşırtıcı doğasına vurgu yapıyor. Anlatmak istediği nokta budur, bitki bilimi değildir. Şunu unutmayalım ve hayal edelim: O dönemde yaşayan, okuma yazma bilmeyen bir çiftçisiniz. İsa Mesih sizin köyünüze geldi ve bu benzetmeyi anlatıyor. Ne demek istediğini kavrarsınız. Belki şuan bir öğrencisiniz, ya da bir fabrika işçisi. Mağazada çalışan biri, ya da bir esnafsınız. Mesleğiniz, eğitim durumunuz ne olursa olsun bu benzetmedeki anlatımı anlıyorsunuz. İşte, Mesih İsa'nın odaklandığı şey buydu. Benzetme yaparak, geçmişe ve geleceğe anlatmak istediğini basit ve etkili bir şekilde anlattı. Bu egemenlik, hala günümüzde büyüyor...












