top of page

Arama sonuçları

Boş arama ile 82 sonuç bulundu

  • " Yakup'un Tanrı ile Güreşmesi " Ne Anlama Geliyor?

    Yakup'un Tanrı ile güreşmesi ne anlama geliyor? Bu olay bize ne anlatıyor? Bir peygamber Tanrı ile güreşebilir mi? Tevrat'ta Yakup'un güreşmesi olayı.. Yaratılış 32:22–32 bölümlerinde, Yakup'un tüm gece süren bir güreş hikayesini anlatıyor. Rakibi ise kendisinden “Tanrı” diye söz eden bir kişi. (Ayet 28) Daha sonra Yakup, mücadele ettiği kişiden de “Tanrı” olarak söz ediyor. (30. ayet) Peki bu olay bize neyi anlatıyor? Yakup peygamberin hikayesini bilmek, onun hayatının hiç bitmeyen bir mücadele olduğunu bilmek demektir. Yakup'un ailesi köklü bir düşmanlıkla karakterize ediliyordu. Hz. Yakup; kandırılmış bir kandıran, kendisine yalan söylenen bir yalancı ve manipüle edilmiş bir manipülatördü. Birçok yönden, kelimenin tam anlamıyla "topuk tutan" anlamına gelen ve "yerini almak veya aldatmak için peşinden gelen" anlamını taşıyan "Yakup" ismine yakışır şekilde yaşadı. Tanrı Yakup'a onun aracılığıyla büyük bir ulusun geleceğini ve tüm dünyanın kutsanacağını vaat etmişti. (Yaratılış 28:10-15) Yine de Yakup korku ve kaygılarla dolu bir adamdı. Abisi Esav onu öldürmeye yemin etmişti. Amcası Lavan onu yıllarca aldatmıştı. İki eşinin birbiriyle düşmanca bir ilişkisi vardı. Yakup ve ailesi, Lavan'ın kötü muamelesinden kaçtıktan sonra meleklerin kendisi için seçtiği bir yerde kamp kurdu. (Yaratılış 32:1-2). Oradan, görüşmediği kardeşi Esav'a hediyelerle birlikte haberciler gönderdi ve onlar, Esav'ın 400 adamla birlikte yola çıktığını haber vererek geri döndüler. (Yaratılış 32:3-6) En kötüsünden korkan Yakup, bir grubun Esav'ın adamlarının hedefi olması durumunda diğer grubun kaçabilmesi için ailesini ve sürülerini böldü. Yakup, Rab'bin yardımı için dua etti ve ardından Esav'ı sakinleştirme umuduyla önünden birçok kervan dolusu hediye gönderdi. Sonunda Yakup, geri kalan tüm eşyalarıyla birlikte eşlerini ve çocuklarını Yabbuk Irmağı'nın karşı kıyısına gönderdi. (Yaratılış 32:22-23) Çölün vahşi doğasında tek başına kalan Yakup, son derece huzursuz bir gece geçirdi. Bir kişi Yakup'u ziyaret etti ve gece boyunca gün doğana kadar güreştiler. Bu noktada bu adam, Yakup'un uyluğuna darbe vererek onu sakatladı. O zaman bile Yakup dayandı. Bu adamda doğaüstü bir şeyler olduğunu biliyor olmalıydı çünkü ondan bir kutsama talep etti. (Yaratılış 32:26) Adam, daha sonra Yakup'a yeni bir isim verdi: İsrail , anlamı ise: " Tanrı'yla güreşen veya Tanrı'yla mücadele eden " demektir. (Yaratılış 32:28) "Adam, “Artık sana Yakup değil, İsrail denecek.” dedi, “Çünkü Tanrı'yla, insanlarla güreşip yendin.” (Yaratılış 32:28) Bu Olaydan Öğrenebileceğimiz 5 Şey 1.) Bağışlanmaya İhtiyacımız Var - Bu Sadece Tanrı'nın Lütfuyla Gelir Yakup, Esav'a yaptıklarından dolayı suçluydu ve bunu biliyordu. Bu noktaya kadar Yakup başarısı için kendi zekasına güvenmişti ama şimdi ne olacağını bilmiyordu. Onun hayatta kalması, kardeşinin hatalarını affetmesine bağlıydı. Yakup'un abisinin kalbi üzerinde hiçbir kontrolü yoktu ama bunu yapabilecek birisi vardı. Güreşin gece olmuş olması manidardır. Gün içerisinde hayatın yoğunluğundan dolayı dikkatimiz dağılabilir. Gecenin sessizliği ve yalnızlığı yüreğimizde taşıdığımız korkularla yüzleşmemizi sağlar. Yakup'un artık kendi gücüne güvenemeyeceğini görmesinin zamanı gelmişti. Hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu bağışlanma onun kontrolü dışındaydı. Eğer Tanrı'yı takip edeceksek yanlışlarımızı ve zayıflıklarımızı fark etme noktasına gelmemiz gerekir. Yalnızca Tanrı'nın merhametiyle affedilebiliriz ve O'nun bizi gecenin diğer tarafına geçiren lütfuyla yaşam buluruz. 2.) Tanrı, Özellikle Kendisini Arayanlarda Kararlı Olanı Onurlandırır Adam, “Bırak beni, gün ağarıyor” dedi. Yakup, “Beni kutsamadıkça seni bırakmam” diye yanıtladı. Yakup'un takdire şayan iki özelliği vardı. Bunlardan biri manevi hassasiyetti. Bu, kardeşinden kaçtığında ve cennete giden merdiveni gördüğünde yine Rab'bin ona memleketine dönmesini söyleyen sesini takip ettiğinde görüldü. O'na itaat etti. İkinci nitelik ise kararlılığıydı. Yakup pes eden biri değildi. Onun azmi, Rahel'in peşinde koşmasında ve Lavan'ın onunla evlenmesine yardım etme konusundaki sabrında öne çıkıyor. Yakup, gizemli adamla güreşinde her iki niteliği de örnekliyor. Güreştiğinin Tanrı olduğunu biliyordu ve Tanrı onu kutsayana kadar pes etmeyi reddetti. Bunu daha da etkili kılan şey ise Yakup'un karşı karşıya olduğu ahlaki sonuçlardı. O, kutsamayı hak etmiyordu ama onu almak için gereken her türlü yargı veya sonuçla yüzleşmeye hazırdı. Sonuç önemsiz değildi. Güreş onu sakat bırakmıştı ama Yakup'un onayı vardı. 3.) İsa Mesih'teki Kimliğimiz Yakup'un ilginç bir mirası vardı. Dedesinin imanı gereği (İbrahim) birçok millete çoğalacak olanların soyundan geliyordu. Büyükannesi Sara'nın kıskançlığının bir kısmını, annesinin vicdansız zekasının bir kısmını ve babasının sadakatinin bir kısmını miras almıştı. İsmine yakışır şekilde yaşadı. Yakup ilk yıllarında bencil biriydi. Rahel'e olan sevgisi ve ailesine olan sadakati onu kısmen değiştirse de Yakup, Tanrı'yla mücadelesinde bir dönüm noktasına ulaşır. Ona yeni bir isim verildi: İsrail. Yeni ismin önemi nedir? Bu yeni bir kimliktir. Tanrı bunu Kutsal Kitap boyunca birçok kez yapar. İsa Mesih, her yeni imanlı için aynısını yapıyor. "Bir kimse Mesih'teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur." (2. Korintliler 5:17) Yaratılış kitabını okumaya devam ettikçe Yakup'un isminin hayatı boyunca eski isminden yeni ismine geçiş yaptığını görüyoruz. Yaratılış 35:10'da Tanrı, Yakup'a yeni adını bir kez daha hatırlatır. Bu genellikle bizde de olur. Tanrı ile güreştikten sonra yeni kimliğimize sıkı sıkıya tutunmalıyız. Tökezleyebilir ve kim olduğumuzu unutabiliriz, ancak her zaman Tanrı'nın bizi çağırdığı şeye geri dönebiliriz. 4.) Tanrı, Kendisini Yakından Tanımamızı İstiyor Yakup Tanrı'nın kim olduğunu biliyordu. Tanrı'nın babasının ve büyükbabasının Tanrısı olduğunu biliyordu. Ancak Yakup'un güreştiği Tanrı, insan biçimine bürünen Tanrı Sözü'ydü. Üçlü birlik yapısında kendini açıklayan tek Tanrı'nın günahlarımızı çarmıhta taşıyacak, aklanmamız için ölümden dirilecek kişisi; Tanrı Sözü yani İsa Mesih 'ti. Tanrı, kendisini tıpkı İsa Mesih'te yaptığı gibi insan bedeninde sınırlandırarak onunla güreşti. Pek çok insan Tanrı'yı bildiğini iddiaa ediyor ama O'nunla hiçbir zaman gerçek, hayat değiştiren bir karşılaşmaya ve tanışmaya sahip olmuyor. Tanrı'nın başkaları için ne yaptığını bilmek, O'nun sizin için ne yaptığını anlamakla aynı şey değildir. Tanrı; hayatınızı başarılı bir şekilde yaşıyormuş gibi göründüğümüzle daha az, kalplerimizin durumuyla ise çok daha fazla ilgilenir. Tanrı ile ilişki kurmanın tek yolu O'nunla vakit geçirmektir. Kutsal Kitabı okumak, dua etmek ve kalbimizi ve zihnimizi tamamen Tanrı'ya odaklayarak O'na tapınmak bizi O'nunla daha yakın, daha samimi bir ilişkiye sokar. Bazen Tanrı ile vakit geçirmenin önündeki en büyük engel kendimizdir. Önceliklerimiz karışıyor. Güne Tanrı'nın sözüne vakit ayırarak ve/veya dua ederek başladığımda, günün geri kalanının daha iyi geçtiğini biliyorum. Günümdeki rutin olaylar bazen değişmiyor ama hayata karşı tutumum değişiyor çünkü Tanrı'nın esenliği ve varlığı benimle oluyor. 5.) Tanrı'ya Yaklaşmak İstiyorsan, Mütevazi Ol "Yakup Peniel'den ayrılırken güneş doğdu. Uyluğundan ötürü aksıyordu." (Yaratılış 32:31) Yakup, Tanrı'yla yaptığı güreş yüzünden bedensel olarak engelli kaldı. Gururlu, kendi kendine yeten, kıvrak zekalı Yakup için bu fiziksel engel, onun yeni alçakgönüllülüğünün bir işaretiydi. Alçakgönüllülük, "gurur ve kibirden kurtulmak" anlamına da gelir. Bizim dünyamızda tevazu çoğu zaman aptallık olarak görülür. Ancak Tanrı’nın dünyasında gururumuzu bir kenara bırakıp O’na güvendiğimizde daha iyi ve güçlü oluruz. Yakup, Tanrı tarafından alçakgönüllü kılınan tek kişi değildi. Aynı tür hikayeleri Petrus'da ve Saul'un Pavlus'a dönüşümünde de görüyoruz. Hiç kimse alçakgönüllü kalabilmek için hayatını bir sakatlık veya hastalıkla geçirmek istemez, özellikle de beden gücünün yoğun kullanıldığı o dönemlerde. Tanrı neye ihtiyacımız olduğunu ve kendimiz yerine O'na olan bağımlılığımızın en büyük gücümüz olduğunu bilir. Yakup topallayarak uzaklaşırken güneş onun üzerinde doğuyordu. Yeni bir rahatsızlığı vardı ama aynı zamanda yeni bir kimliği, yeni bir adı ve Tanrı'yla yeni bir yakınlığı vardı. Anlatımın Sonu Yakup güreşten sonra kardeşi Esav'ı gördü. Kardeşi onu öldürmek yerine kucaklaşarak ve sevinç gözyaşlarıyla karşıladı. Esav kardeşini affetmişti. Yakup'un hayatı bağışlandı. Esav, Yakup'un kendisine hediye ettiği eşyaların hiçbirini istemedi. (gerçi bunları Yakup'un ısrarı üzerine kabul etti) O sadece kardeşinin yanında olmak istiyordu. Yakup'un hikayesinin geri kalanı sonsuza dek mutlu bir hayat değil. Çok sevdiği karısı Rahel'i doğum sırasında kaybedecekti. En sevdiği oğlu, ağabeyleri tarafından ihanete uğrayacak ve köle olarak satılacaktı. Yakup'un hayatı gurbette bir ülkede sona erdi. Bütün bunlar olurken, Tanrı ona defalarca kendisiyle birlikte olduğunu ve Yakup bunların nasıl mümkün olduğunu göremese bile vaatlerinin doğru olduğunu hatırlatır. Yakup'un güreşini okuduğunuzda onun hikayesinin hangi kısımlarını kendinizle özdeşleştiriyorsunuz? Tanrı ile ilişki arayışınızda ısrarcı mısınız? O’na nasıl yaklaşabilir ve alçakgönüllü olabilirsiniz? Tanrı'nın Sözü'ndeki olaylardan Tanrı'nın bizim için verdiği dersleri aldığımızda hayatımızda büyüyebilir, daha fazla huzura sahip olabilir ve Tanrı'nın bizi çağırdığı erkek ya da kadın olabiliriz.

  • Hristiyanlıkta Oruç ve Dua Arasındaki İlişki Nedir?

    Hristiyanlıkta oruç ve dua arasındaki ilişki nedir? Hristiyanlıkta oruç ve dua arasındaki bağ nedir? Sürekli ikisini beraber görüyorum. Dua ve orucu birbirine bağlayan ortak bir bağın, Kutsal Kitap'ta kayıtlı tüm dua ve oruç örneklerinde yer aldığı görülmektedir. Nehemya kitabının ilk bölümü, Nehemya'nın Yeruşalim'in harap olduğu haberi karşısında yaşadığı derin üzüntüden dolayı dua etmesini ve oruç tutmasını anlatır. Onun dua ettiği birçok gün gözyaşlarıyla, oruçla, halkı adına itiraflarla ve Tanrı'ya merhamet dilemesiyle karakterize ediliyordu. Endişeleri o kadar yoğundu ki, böyle bir yalvarışın ortasında yemek ve içmek için ara vermesi neredeyse düşünülemezdi. Yeruşalim'in başına gelen yıkım Daniel'i de benzer bir duruş sergilemeye sevk etti: " Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrı'ya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla O'na yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum. " (Daniel 9:3). Nehemya gibi Daniel de oruç tuttu ve Tanrı'nın halka merhamet etmesi için dua ederek şöyle dedi: “ Ya Rab, kendisini sevenlerle, buyruklarına uyanlarla yaptığı antlaşmaya bağlı kalan yüce ve görkemli Tanrı! Buyruklarından, ilkelerinden ayrılıp günah, suç işledik, kötülük yaptık, başkaldırdık. ” (Daniel 9:5) Eski Ahit'te birçok durumda oruç, duayla bağlantılıdır. Davut hasta çocuğu için dua etti ve oruç tuttu. (2. Samuel 12:16), Rab'bin önünde yürekten bir şekilde ağladı. (21-22 ayetler) Ester, kocası kralın huzuruna çıkmayı planladığı için Mordekay ve Yahudileri oruç tutmaya teşvik etti. (Ester 4:16) Oruç ve duanın yakından bağlantılı olduğu açıktır. Yeni Ahit'te de dua ve oruç örnekleri vardır. Peygamber Anna “ Tapınaktan ayrılmaz, oruç tutup dua ederek gece gündüz Tanrı'ya tapınırdı. ” (Luka 2:37) 84 yaşındayken; vaat edilen kurtarıcısını beklerken duası ve orucu, O'nun tapınağında Rab'be yaptığı hizmetin bir parçasıydı. Ayrıca Yeni Ahit'te Antakya'daki kilise, Kutsal Ruh onlara Saul ve Barnabas'ı Rab'bin işi için görevlendirme konusunda konuştuğunda ibadetleriyle bağlantılı olarak oruç tutuyordu. O sırada dua edip oruç tuttular, ellerini iki adamın üzerine koyup onları uğurladılar. İşte bu örneklerde dua ve orucun Rabbimize ibadet etmenin ve O'nun rızasını kazanmanın bir parçası olduğunu görüyoruz. Ancak hiçbir yerde, oruç da eşlik ettiği takdirde Rab'bin duaları yanıtlamasının garanti olduğuna dair bir gösterge yoktur. Aksine, duayla birlikte oruç tutmak, dua eden kişinin samimiyetini ve içinde bulunduğu durumun kritik doğasını gösteriyor. Durum ne kadar kritikse oruç ve dua da o kadar önemlidir. Markos 9'da İsa bir çocuğun içinden cin çıkarır. Öğrenciler, daha önce kendilerine kötü ruhlar konusunda yetki verilmiş olmasına rağmen, cini kovma işlemini gerçekleştirememişlerdi. (Markos 6:7) Daha sonra öğrencileri İsa'ya çocuğu cinden kurtarma girişimlerinde neden başarısız olduklarını sordular ve İsa şöyle dedi: "Bu tür ruhlar ancak dua ve oruçla kovulabilir." (Markos 9:29, Matta 17:21) İsa, kararlı bir düşmanın eşit derecede kararlı bir imanla karşılanması gerektiğini söylüyor. Dua, ruhsal savaşta en güçlü silahtır (Efesliler 6:18) ve oruç, duaya odaklanmaya ve kararlılık sağlamaya yardımcı olur. Oruç tutsak da tutmasak da, “ Bu nedenle, ey kardeşler, İsa'nın kanı sayesinde perdede, yani kendi bedeninde bize açtığı yeni ve diri yoldan kutsal yere girmeye cesaretimiz vardır. ” (İbraniler 10:19) Dua ve oruç bir yük ya da görev değil, Tanrı'nın çocuklarına olan iyiliğini ve merhametini kutlamaktır.

  • Hristiyanlıkta Ne Tür Oruç Tutma Şekilleri Vardır?

    Hristiyanlıkta ne tür oruç tutma şekilleri vardır? Hristiyanlıkta farklı oruç tutma türleri var mı? Oruç, genellikle belirli bir süre yiyeceklerden uzak durmaktır. Ancak Kutsal Kitap'ta orucun farklı türleri vardır ve bunların hepsi yemekle ilgili değildir. Eski Ahit'teki Hz.Musa, Hz. Davut ve Hz. Daniel ve Yeni Ahit'teki Hz. Anna, Hz. Pavlus ve İsa Mesih dahil olmak üzere İncil'deki pek çok kişi oruç tuttu. Hristiyan tarihindeki pek çok önemli şahsiyet, tıpkı günümüz Hristiyanlarının çoğunun yaptığı gibi, orucun değerini vurgulamıştır. Kutsal Kitap'ta geçen oruç, Hz. Davut'un, İsrail ulusunun ve Ninova şehrinin örneklerinde olduğu gibi çoğu zaman tövbeyle yakından bağlantılıdır. Oruç aynı zamanda Kral Yehoşafat ve Kraliçe Ester örneğinde olduğu gibi duayla da ilişkilidir. Kutsal Kitap'a göre oruç, Tanrı'yı arayan alçakgönüllü bir yürekten kaynaklanır. (Yeşaya 58:3-7) Bir ilahiyatçı, Yeşaya 58 hakkında şu yorumu yapıyor: “İnsanlar, Tanrı onların dini eylemlerini kabul etmediğinde şikayette bulundular. Ancak Tanrı, onların oruçlarının ikiyüzlülükle dolu olduğunu söyleyerek karşılık verdi. İkiyüzlü oruç, Tanrı'ya gerçek anlamda ibadet etmeyi dışlayan insanlarla çekişme, münakaşa ve gösterişle sonuçlandı. Oruç, sadece öylesine bir ritüel ve sahte bir tövbeden daha fazlasını içeriyordu; günah karşısında tövbe etmeyi ve bunun sonucunda alçakgönüllü olmayı, günahtan ve başkalarına yapılan gösterişten kopmayı, açları doyurmayı ve ihtiyacı olanlara karşı insanca davranmayı içeriyordu.” Oruç türlerinden biri ve en geneli, su dışında katı ve sıvı tüm yiyeceklerden uzak durularak yapılır. Bu, Yahuda Kralı Yehoşafat'ın ülkesi istilayla karşı karşıya kaldığında tuttuğu oruç türüdür. (2. Tarihler 20:3) Babil esaretinden sonra Yeruşalim'e dönen insanlar dua edip oruç tuttular ve yolculukları boyunca Tanrı'dan koruma dilediler. (Ezra 8:21) Rab İsa çölde şeytan tarafından denenirken kırk gün boyunca oruç tuttu. (Luka 4:2) İsa Mesih acıktığında Şeytan, taşları ekmeğe çevirmesi için O'nu ayartmaya çalıştı ve İsa buna şöyle yanıt verdi: "İnsan yalnız ekmekle yaşamaz." (Luka 4:4) Kutsal Kitap'taki bir başka tür oruç da kısmi oruçtur. Peygamber Daniel üç haftayı belirli yiyeceklerden uzak durarak geçirdi. Daniel 10'da peygamber şöyle diyor: " O sırada ben Daniel üç haftadır yas tutuyordum. Üç hafta dolana dek ağzıma ne güzel bir yiyecek ya da et koydum, ne şarap içtim, ne de yağ süründüm." (Daniel 10:2–3) Daniel'in bu olayda tuttuğu orucun yalnızca belirli yiyeceklerden uzak durmak olduğunu görüyoruz. Et yemeden, yalnızca vegan bir tarzda beslenerek. İncil'de ayrıca hiçbir yiyecek veya suyun tüketilmediği mutlak oruç yani tam oruçtan da bahsedilmektedir. Ester, İran'daki tüm Yahudilerin öldürülmesine yönelik planı öğrendiğinde, o ve Yahudi kardeşleri, kralın mahkemesine merhamet dilemek için girmeden önce üç gün boyunca yiyecek yemeden ve su içmeden oruç tuttular. (Ester 4:16) Mutlak orucun bir başka örneği de Saul'un Pavlus'a dönüşümü hikayesinde bulunur. Zalim olan Saul, Şam yolunda İsa'nın görkemiyle karşılaştı. “ Üç gün boyunca gözleri görmeyen Saul hiçbir şey yiyip içmedi. ” (Elçilerin İşleri 9:9) Körlük ve oruç döneminin hemen ardından Saul, hayatını İsa Mesih'i anlatmaya adadı. Ester ve Saul'un durumunda mutlak oruç yalnızca üç gün sürdü. Ancak Musa ve İlyas kırk günlük mucizevi oruçlara katıldılar. Musa taş tabletleri almak için dağın zirvesinde Tanrı'yla buluştuğunda gıda tüketmedi ve su içmedi. (Yasa'nın Tekrarı 9:9). İlyas, Karmel Dağı'nda Baal'in adamlarını yendikten sonra, canını kurtarmak için kaçtı ve çölde kırk gün oruç tuttu. (1. Krallar 19) Orucun amacı, şişedeki cin gibi Tanrı'nın her isteğimizi yerine getirmesini sağlamak değildir. Oruç ister mutlak, ister gıda tüketmeyip sadece su içerek Tanrı'nın varlığına ulaşmaktır; diğer tüm nimetler ve faydalar, Tanrı'nın kendisinden sonra gelir. Kutsal Kitap'ta anlatılan orucu dünyadaki diğer dini ve kültürel uygulamalardan ayıran şey budur.

  • Hristiyanlıkta Oruç Nasıl Tutulur?

    Hristiyanlıkta oruç nasıl tutulur? İncil'in hiçbir yerinde İsa Mesih'in takipçilerine oruç tutmaları emredilmez. İmanın şartı değildir. Eski Ahit'te bile Yahudilere yılın yalnızca bir günü, yani Kefaret Günü'nde (Yom Kippur) oruç tutmaları emredilmişti. (Levililer 23:27, 29, 32) Oruç tutmayı emreden veya belirli yiyecekleri zorla kısıtlayan herhangi bir dini lider, bunu İncil'in emri olmadan yapmaktadır. Ancak İsa bazen oruç tutuyordu (Matta 4:2) ve takipçilerinin de ara sıra oruç tutmalarını söyledi. (Matta 6:16-18; Markos 2:20) Peki oruç tutmak Hristiyanların yaptığı bir şeyse, oruç tutmanın doğru yolu nedir? Kutsal Kitap nasıl oruç tutulacağı konusunda ne diyor? Kutsal Kitap farklı oruç türlerinden bahseder. Kendinizi belirli bir yiyecek türüyle sınırlandırabilirsiniz. (Daniel 1:8–14) Tamamen yemekten uzak durarak oruç tutmak vardır. Su tüketilebilir. (Daniel 10:2–3) Hem yiyeceklerden hem de su içmekten uzak durarak oruç tutmak vardır. (Luka 4:2; Elçilerin İşleri 9:9) Farklı oruç türleri göz önünde bulundurulduğunda, nasıl oruç tutulacağı büyük ölçüde ne tür oruç tuttuğunuza bağlıdır. Nasıl ve ne kadar süreyle oruç tutmanızı istediği konusunda her zaman Tanrı'dan bilgelik dileyin. (Yakup 1:5) Bir zaman çerçevesi belirlemek İncil'deki yaklaşımlardan biridir. (Ester 4:16) İster 12 saat, ister 24 saat tutun. Ya da 8 saat. Zamanı siz belirliyorsunuz. Tanrı size diretmemektedir. Bu sizin, gönüllü yaptığınız bir ibadettir. Ayrıca orucun belli bir amacı olmalıdır. İncil'de insanlar belirli bir şey için oruç tutuyor ve dua ediyorlardı. Ya Tanrı'nın onların kalplerini değiştirmesini, durumlarını değiştirmesini ya da kendilerine bir şeyler vahyetmesini istiyorlardı. Sonuçta oruç yemekten çok Rab'be odaklanmayla ilgilidir. Oruç, Tanrı'nın işlerine daha çok odaklanmak için, dikkatinizi bu dünya işlerinden uzaklaştırmaktır. Oruç bu nedenle Tanrı'ya yaklaşmanın bir aracıdır. Oruçla ilgili bir uyarı: Tıbbi rahatsızlıkları olanlar, özellikle de diyet kısıtlamalarını içeren durumlara sahip olanlar (örneğin diyabet), oruç tutmadan önce bir doktora danışmalıdır. Unutmayın, Kutsal Kitap'ta İsa Mesih'in takipçilerinin oruç tutmasının zorunlu olduğuna dair bir emir yoktur. Bu nedenle nasıl oruç tutulacağına karar verirken tıbbi bir durumu dikkate almak yanlış değildir. Rab sizi, sizden daha iyi bilir ve sever. Bu sebeple kendinizi kötü hissedip suçlamanız gerekmiyor. Ayrıca oruç tutma nedenlerinizi de gözden geçirmenizde fayda var. Oruç, Tanrı'yı manipüle etmek değildir. Oruç, Tanrı'nın isteği dışında bir şey yapmasına sebep olmaz. Oruç, Tanrı'nın planıyla uyum içinde olmak ve O'nun planındaki rolünüzü yerine getirmeye hazırlanmak için kendinizi yenilemenizle ilgilidir. Nasıl oruç tutacağınıza karar verirken, orucun neyle ilgili olduğunu hatırlamak çok önemlidir.

  • Hristiyanlıkta Oruç - Kutsal Kitap Ne Diyor?

    Hristiyanlıkta oruç ne anlam ifade ediyor? İncil Oruç Hakkında Ne Söylüyor? Kutsal Kitap, Hristiyanlara oruç tutmayı emretmez. Oruç tutmak, Hristiyan olmanın şartıdır demez. Rab, Hristiyanlardan bunu talep etmez ve bizim orucumuza da ihtiyacı yoktur. Fakat Kutsal Kitap orucun iyi, faydalı ve yararlı olduğunu bizlere söyler. Elçilerin İşleri bölümünde, imanlıların önemli kararlar vermeden önce oruç tuttuklarını yazar. (Elçilerin İşleri 13:2; 14:23) Oruç ve dua sıklıkla birbiriyle bağlantılıdır . (Luka 2:37; 5:33) Çoğu zaman insanlar oruç tutarken sadece belli bir saat gıdalardan uzak durmayı amaçlar. Hristiyan inancında oruç tutmanın amacı, gözleri bu dünyadaki şeylerden uzaklaştırıp tamamen Tanrı'ya odaklanmaktır. Oruç, Tanrı'ya ve kendimize O'nunla ilişkimiz konusunda ciddi olduğumuzu göstermenin bir yoludur. Oruç tutmak, yeni bir bakış açısı kazanmamıza ve Tanrı'ya yenilenmiş bir güven ve iletişim kazanmamıza yardımcı olur. Hristiyanlıkta oruç tutmak neredeyse çoğu zaman gıdalardan uzak durmak olsa da, oruç tutmanın başka yolları da vardır. Tüm dikkatimizi Tanrı'ya odaklamak için geçici olarak vazgeçilen her şey oruç sayılabilir. (1 Korintliler 7:1-5) Oruç tutmanın amacı bedeni cezalandırmak değil, dikkatimizi Tanrı'ya yönlendirmektir. Oruç bir “diyet yöntemi” olarak da görülmemelidir. Kutsal Kitap'ta anlatılan orucun amacı kilo vermek değil, Tanrı ile daha derin bir paydaşlık kazanmaktır. Herkes oruç tutabilir, ancak bazıları yemekten oruç tutamayabilir. (Örneğin şeker hastaları) Herkes Tanrı'ya yakınlaşmak ve iletişimini kuvvetlendirmek için geçici olarak bir şeylerden vazgeçebilir. Gözlerimizi bu dünyaya ait şeylerden bir süreliğine ayırarak dikkatimizi İsa Mesih’e daha güçlü bir şekilde çevirebiliriz. Oruç, Tanrı'ya istediğimizi yaptırmanın bir yolu değildir . Oruç bizi değiştirir , Tanrıyı değil. Oruç, diğer insanlardan daha manevi, daha dindar görünmenin bir yolu değildir. Oruç, Tanrı'ya verebileceğimiz bir rüşvet değildir. Karşılıksız tutulur. Oruç, tevazu ruhuyla ve sevinçli bir tavırla tutulmalıdır. Matta 6:16-18 şunu bildirir: “Oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın. Öyle ki, insanlara değil, gizlide olan Babanız'a oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.” (Matta 6:16-18)

  • Hristiyanlıkta Erkek Küpe Takabilir mi?

    Hristiyanlıkta bir erkek küpe takabilir mi? Hristiyanlıkta kadın veya erkeğin küpe takmasının sakıncası var mı? İncil'de küpe takan erkek ve kadınlar vardır. (Mısır'dan Çıkış 32:2-3; Çölde Sayım 31:50; Hakimler 8:24; Ezgiler Ezgisi 1:10-11) Kutsal Kitap hiçbir yerde kadınlarda veya erkeklerde küpeyi veya küpe takmayı kınamaz. Bazı kardeşlerimiz piercing hakkında da sorular sormaktalar. İyi bir soru. Piercing meselesinin sorusunu “İncil bunu yasaklıyor mu?” olarak değil de, bunun yerine "Bu yapmam gereken bir şey mi?" diye düşünebiliriz. Kutsal Kitap'ta küpeler hakkında özel bir öğüt olmasa da, Pavlus, Timoteos'a kilisede tapınmayı tavsiye ederken takılar hakkında genel şeyler söylemişti: “ Kadınların da saç örgüleriyle, altınlarla, incilerle ya da pahalı giysilerle değil, sade giyimle, edepli ve ölçülü tutumla, Tanrı yolunda yürüdüklerini ileri süren kadınlara yaraşır biçimde, iyi işlerle süslenmelerini isterim. ” (1. Timoteos 2:9-10) Buradaki prensip hem kilisenin içinde hem de dışında geçerlidir: alçakgönüllülük, nezaket, görgü ve iyi işler hem erkeklerde hem de kadınlarda gerçek bir Hristiyanın ayırt edici özellikleridir. Küpe mi yoksa başka bir takıyı, piercingi mi takmayı tercih edeceğimiz herkesin kendi vicdani meselesidir. Her halükarda, Hristiyanlar olarak bizim sorumluluğumuz, hiçbir şeyi boşuna kibirden yapmayarak (Filipililer 2:3) ve şunu hatırlayarak, sevdiğimizi iddia ettiğimiz Tanrı'ya şeref ve yücelik getirmektir: "RAB insanın gördüğü gibi görmez; insan dış görünüşe, RAB ise yüreğe bakar.” (1. Samuel 16:7)

  • Hristiyanların ve Müslümanların Orucu Farklı mı?

    Hristiyanlar ve Müslümanların orucu farklı mı? Hristiyan ve müslüman orucu arasındaki farklar neler? Hristiyanlıkta oruç nasıldır? Hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar oruç tutar, ancak oruç tutma amaçları farklıdır. İslam'ın 5 şartından birine uymak için bir Müslümanın, Ramazan ayında oruç tutması gerekir. Kutsal Kitap orucun ne Tanrı’nın lütfuna ne de cennette bir yere layık olduğunu öğretir. Oruç, Hristiyanlıkta sevap karşılığında değildir. Sevap kazandırmaz. Hristiyanlar aşağıdaki nedenlerden biriyle oruç tutarlar: Tanrı'ya şükretmek için (Matta 4:4) Tanrı'nın önünde kendisini alçakgönüllü kılmak için (Daniel 9:3) Tanrı'nın yardımını istemek, yakarmak için (2. Samuel 12:16; Ester 4:16; Ezra 8:23) Tanrı'nın yönlendirişini istemek için (Elçilerin İşleri 13:2-3) Günahtan dönmek, tövbe için (Yunus 3:5-10) Dikkati toparlayarak Tanrı'ya ibadet etmek için (Luka 2:36-38) İncil bize Oruç hakkında neler öğretiyor? İsa Mesih, oruç tuttu ve bize de gösterdi. İsa, insanlara açık hizmetinin başlangıcında, büyük mucizelerinden ve öğretisinden önce kırk gün oruç tuttu. Daha sonra şeytan, İsa'yı açlıkla sınadı: "İsa kırk gün kırk gece oruç tuttuktan sonra acıktı...." "İblis bu kez İsa'yı çok yüksek bir dağa çıkardı. O'na bütün görkemiyle dünya ülkelerini göstererek,“Yere kapanıp bana taparsan, bütün bunları sana vereceğim” dedi. İsa ona şöyle karşılık verdi: “Çekil git, Şeytan! ‘Tanrın Rab'be tapacak, yalnız O'na kulluk edeceksin’ diye yazılmıştır.” Bunun üzerine İblis İsa'yı bırakıp gitti. Melekler gelip İsa'ya hizmet ettiler." (Matta 4:2, 8-11) Şeytan, İsa'yı günah işlemeye ayartmaya çalışmasına rağmen, İsa tarihteki diğer tüm insanlardan farklı olarak kusursuz kaldı. Oruç tutmayla ilgili gururlanmaya karşı İsa Mesih uyardı. İsa Mesih insan bedenindeyken, o zamanın dinsel liderleri haftada iki kez oruç tutmakla övünüyorlardı; fakat İsa onların samimiyetine karşı meydan okudu. "Oruç tutuyorum, ne kadar iyi insanım. Diğerleri tutmuyor, ben şöyleyim ben böyleyim." diye düşünüyorsanız, dikkat edin. İnsanların önünde dindar gözükmek için oruç tutmayın. “Oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. Onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın. Öyle ki, insanlara değil, gizlide olan Babanız'a oruçlu görünesiniz. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.” (Matta 6:16-18) Günahlarınızın silinmesi, bağışlanması için oruç tutmayın. Ferisi ayakta kendi kendine şöyle dua etti: ‘Tanrım, öbür insanlara –soygunculara, hak yiyenlere, zina edenlere– ya da şu vergi görevlisine benzemediğim için sana şükrederim. Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.’ “Vergi görevlisi ise uzakta durdu, gözlerini göğe kaldırmak bile istemiyordu, ancak göğsünü döverek, ‘Tanrım, ben günahkâra merhamet et’ diyordu. “Size şunu söyleyeyim, Ferisi değil, bu adam aklanmış olarak evine döndü. Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.” (Luka 18:11-14) İsa oruç tutarak cennete giremeyeceğimizi öğretti. Günahlarımız, en iyi eylemlerimizi bile değersiz kılar. (Yeşaya 64:6) İsa'nın oruç tutmayı açıklaması İsa, Tanrı'nın isteklerini yerine getirmenin yemek yemekten daha fazla tatmin getirdiğini öğretti: “. . . Bu arada öğrencileri O'na, “Rabbî, yemek ye!” diye rica ediyorlardı. Ama İsa, “Benim, sizin bilmediğiniz bir yiyeceğim var” dedi.Öğrenciler birbirlerine, “Acaba biri O'na yiyecek mi getirdi?” diye sordular. İsa, “Benim yemeğim, beni gönderenin isteğini yerine getirmek ve O'nun işini tamamlamaktır” dedi." (Yuhanna 4:31-34) Tanrı’nın isteği nedir? İsa, “Yaşam ekmeği Ben'im. Bana gelen asla acıkmaz, bana iman eden hiçbir zaman susamaz” dedi. “Ama ben size dedim ki, ‘Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.’ Baba'nın bana verdiklerinin hepsi bana gelecek ve bana geleni asla kovmam. Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini yerine getirmek için gökten indim. Beni gönderenin isteği, bana verdiklerinden hiçbirini yitirmemem, son gün hepsini diriltmemdir. Çünkü Babam'ın isteği, Oğul'u gören ve O'na iman eden herkesin sonsuz yaşama kavuşmasıdır. Ben de böylelerini son günde dirilteceğim.” (Yuhanna 6:35-40) Tıpkı ekmek/yemek yemezsek öleceğimiz gibi, Yaşam Ekmeği İsa 'yı kabul etmezsek de öleceğiz. (yani cehennemde Tanrı'dan sonsuza kadar ayrı kalacağız.) İsa, bir bakireden doğmuş olarak “gökten indiği” için, Tanrı'yı Babası olarak adlandırdı. İsa kusursuz yaşamı, ölümü ve dirilişiyle kendisinin ilahi, Tanrı'nın Oğlu olduğunu kanıtladı. İsa, Baba'sının iradesini yerine getirdi: Çarmıhta bizim günahlarımızın cezasını üstlenerek inanan günahkarları kurtarmak. Tanrı, İsa'yı ölümden dirilterek, Mesih'in kurbanını kabul ettiğini gösterdi. Yaşam Ekmeğini nasıl alır ve yersiniz? Günahtan dönmeli ve oruç gibi işler aracılığıyla kendi küçük çabalarınızla değil, Rab İsa'nın sizi kurtaracağına ve dirilişine güvenmelisiniz. Rab sizi, imanınız aracılığıyla günahtan kurtardıktan sonra size iyi işlerle; hatta oruçla, Tanrı'yı yüceltme arzusunu ve gücünü verecektir: "Ama şimdi günahtan özgür kılınıp Tanrı'nın kulları olduğunuza göre, kazancınız kutsallaşma ve bunun sonucu olan sonsuz yaşamdır. Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı'nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır." (Romalılar 6:22-23)

  • Hristiyanlar ve Müslümanlar Aynı Allah'a mı İnanır?

    Hristiyanlar ve Müslümanlar aynı Allah'a mı inanır? Hristiyanlık'ta ve İslam'da aynı Tanrı'ya mı inanılır? Müslümanların ve Hristiyanların Tanrı hakkındaki görüşleri bazı benzerliklere sahiptir. Hristiyanlar evreni yaratan sonsuz bir Tanrı'ya inanırlar, Müslümanlar da. Her ikisi de Tanrı'yı her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve her yerde mevcut olan bir Yaratıcı olarak görüyor. Tanrı Doğası İslam'ın ve Hristiyanlık'ın Tanrı görüşleri arasındaki hayati farklardan biri, Teslis kavramıdır. Kutsal Kitap'ta Tanrı kendisini üç kişide tek Tanrı olarak açıklamıştır: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh. Tanrı 3 tanrı değil, kendini 3 şekilde açıklamıştır. İsmi "ALLAH" değil, "YAHVE"'dir. İsa Mesih Konusu Tanrı'nın Söz'ü, Kelam'ı insan biçiminde yeryüzüne geldi. (Luka 1:30-35; Yuhanna 1:14; Koloseliler 2:9; 1. Yuhanna 4:1-3) Rab İsa Mesih çarmıhta ölerek günahılarımızın cezasını ve ölümün gücünü yendi. (Romalılar 6:23) İsa Mesih ölümden dirildikten sonra Baba'nın yanında olmak için göğe geri döndü ve Kutsal Ruh'u imanlılara gönderdi. (Elçilerin İşleri 1:8-11) Kıyamet yani yargı günü İsa Mesih yargılamak ve yönetmek için geri dönecek. (Elçilerin İşleri 10:42, 43) Rab İsa'ya güvenenler O'nunla birlikte yaşayacak. Fakat İsa Mesih'in günahlarımızı yüklendiğine inanmayanlar, hüküm giyeceklerdir. Ya biz günahlarımızı İsa Mesih'e getiririz, ya da bedelini kendimiz üstleniriz. (1 Petrus 2:24). "Baba Oğul'u sever; her şeyi O'na teslim etmiştir. Oğul'a iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Ama Oğul'un sözünü dinlemeyen yaşamı görmeyecektir. Tanrı'nın gazabı böylesinin üzerinde kalır." (Yuhanna 3:35-36) İsa Mesih, Hristiyan inancının olmazsa olmazıdır. İslam inancı da, İsa Mesih'i peygamber olarak kabul ettiğini söyler. Fakat maalesef ki, yanlış bir kabul durumu vardır. Şu hikayeyi beraber hayal edelim: Gökçe sarışın ve mavi gözlü birisidir. 180 cm boyuna sahiptir. Gökçe'den 600 yıl sonra birisi, Gökçe'nin esmer ve 155 boyuna sahip olduğunu iddia eder. Gerçek hangisidir? Fakat kendisi bir peygamberden öte olduğunu hem yaptıklarıyla, hem söyledikleriyle dile getirmiştir. İslam'dan 600 yıl önce inananlara sahip olan, İsa'ya bizzat dokunan ve dinleyen kişilerin olduğu Hristiyanlık inancı; İsa'nın çarmıh'ta ölümü ve dirilişi, Tanrı'nın bizim için yaptıkları, karşılıksız sevgisi üzerine kuruludur. İsa Mesih olmasaydı günahtan kurtuluş olmazdı. Kurtuluş olmasaydı, günah herkesi sonsuz cehenneme mahkum ederdi. Peki Hristiyanlar ve Müslümanlar aynı Tanrı'ya mı iman ediyorlar? Daha iyi bir soru soralım: "Hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar Tanrı'nın kim olduğu konusunda doğru bir anlayışa sahipler mi?" Hristiyanların ve Müslümanların Tanrı anlayışları arasındaki önemli farklılıklar nedeniyle, iki inancın her ikisi de doğru olamaz. Kutsal Kitap'taki Tanrı, İsa Mesih'i vererek günah sorununu tek başına ele alır ve çözer. “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlu'nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O'nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi. O'na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrı'nın biricik Oğlu'nun adına iman etmemiştir." (Yuhanna 3:16-18)

  • Tanrı'nın Doğasına Dair Bilmemiz Gereken En Önemli Şeyler Nelerdir?

    Hristiyanlıkta Tanrı'nın doğasına dair bilmemiz gerekenler nelerdir? Tanrı Hristiyanlıkta nasıldır? Tanrı'nın doğasının en önemli unsuru O'nun kutsallığıdır . Kutsal, “ayrılmış” anlamına gelir ve Tanrı, doğası ve niteliklerine dayalı olarak yarattıklarından açıkça ayrıdır. Kutsallık, Tanrı’nın karakterinin diğer tüm yönlerinin temelidir. Vahiy 15:4 Tanrı hakkında şöyle der: “Çünkü kutsal olan yalnız sensin..” Vahiy 4:8, gece gündüz Tanrı'ya tapınan dört yaratıktan bahseder: “Kutsal, kutsal, kutsaldır, Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı, Var olmuş, var olan ve gelecek olan.” O'nu tüm günahları yargılayacak olan, "yakıp yok eden ateş" yapan, Tanrı'nın kutsallığıdır. (İbraniler 12:29) Tanrı'nın kutsallığını yücelten güzel övgülere örnekler: Mezmur 99:9; Mezmur 33:21; Mezmur 77:13; Mezmur 89:18; Mezmur 105:3, daha bir çok örnek verebiliriz. Tanrı'nın özünün sonsuz olduğunu anlamak da önemlidir. (Yuhanna 4:24). O, her zaman üç kişi olarak var olan tek Tanrı'dır. (Yasa'nın Tekrarı 6:4): Baba, Oğul ve Kutsal Ruh. O'nun fiziksel bir bedeni yoktur. (Yalnızca Mesih İsa, Tanrı Söz'ü insan bedeni alıp günahlarımız için gelmiştir.) Tanrı aynı zamanda doğası gereği egemendir . Hiç kimse tarafından yargılanmaz ve tüm evren ve içindeki her şey üzerinde mutlak yetkiye sahiptir. O'nun egemenliği, her şeye kadir olması da dahil olmak üzere birçok şekilde ifade edilir. O'nun tüm yolları doğrudur (Mezmur 145:17) Rab Tanrı zaman ve mekanla sınırlı değildir . Tanrı'nın doğasının bir diğer önemli yönü O'nun değişmezliğidir . O, “dün, bugün ve sonsuza dek” aynı olduğundan değişmez. (İbraniler 13:8). Malaki 3:6'da açıkça şöyle diyor: “Ben RAB'bim, değişmem.." O'nun değişmez doğası nedeniyle, O'nun bereketlerine güvenebiliriz: "Her nimet, her mükemmel armağan yukarıdan, kendisinde değişkenlik ya da döneklik gölgesi olmayan Işıklar Babası'ndan gelir." (Yakup 1:17) O, Ezeli ve Ebedi 'dir. Düşündüğümüz, yaptığımız, söylediğimiz her şeyi de bilir. O, yaşamış ve yaşayacak olan her insanı her bakımdan yakından tanır ve kişisel olarak bilir. Tanrı'nın Yeremya 1:5'teki şu sözlerini duymak cesaret vericidir: “Ana rahminde sana biçim vermeden önce tanıdım seni. Doğmadan önce seni ayırdım.." Tanrı'nın kutsallığından kaynaklanan gazabını gözardı etmemeliyiz. Günaha, insanların birbirini öldürmesine ve insanların özgür iradeleriyle yaptığı birçok kötü şeye karşı haklı bir öfkesi vardır. (Mezmur 7:11) Bu sebeple Tanrı'nın yaklaşan hükmü nedeniyle insanlığın lütuf ve kurtuluşla ilgili müjde mesajına ihtiyacı vardır. Aynı zamanda sevmek Tanrı'nın doğasında vardır (1. Yuhanna 4:16) ve O, bize duyduğu sevgiyle, bizi kurtarmak için biricik Oğlu İsa Mesih'i göndermiştir. (Yuhanna 3:16) Sevgi, Tanrı için bir sıfattan daha fazlasıdır; O kelimenin tam anlamıyla aşkın özüdür. Bu, 1.Yuhanna 4:8'de açıkça ifade edilmektedir: "Sevmeyen kişi Tanrı'yı tanımaz, çünkü Tanrı sevgidir." Tanrı'nın sevgisi sonsuzdur . O değişmez olduğundan sevgisi asla değişmez. Onun sevgisi mükemmel ve kutsaldır. Agape sevgisidir, karşılıksızdır. Karşılık verecek potansiyellerde de değiliz. Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa'da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir. (Romalılar 8:38-39)

  • Tanrı'nın Sıfatları / İsimleri Nedir?

    Hristiyanlıkta Tanrı'nın sıfatları nelerdir? Hristiyanlıkta Tanrı'nın isimleri nelerdir? Tanrı'nın Sözü olan Kutsal Kitap bize Tanrı'nın nasıl olduğunu ve nasıl olmadığını anlatır. Kutsal Kitap'ın otoritesi olmadan Tanrı'nın niteliklerini (doğal niteliklerini) açıklamaya yönelik herhangi bir girişim, onun hakkında yanlış bilgilere sahip olmamıza sebep olur. (Eyüp 42:7) Tanrı'nın isimlerini, sıfatlarını bilmemek; O'nun iradesine aykırı olarak sahte tanrılar kurmamıza, onların peşine düşmemize ve tapınmamıza neden olabilir. (Çıkış 20:3-5) Yalnızca Tanrı'nın kendisi hakkında açıklamayı seçtiği şeyler bilinebilir. RAB kendini nasıl tanıtıyorsa, öyle bilebiliriz. Doğrusu da budur. Tanrı'nın sıfatlarından veya niteliklerinden biri "ışıktır", yani O, kendisiyle ilgili bilgileri kendi açığa vurur. (Yeşaya 60:19; Yakup 1:17) Tanrı'nın kendisi hakkındaki bilgiyi açıkladığı gerçeği göz ardı edilmemelidir.(İbraniler 4:1) Yaratılış, Kutsal Kitap ve bedene bürünmüş Söz (İsa Mesih), Tanrı'nın sıfatlarını bilmemize yardım eder. Tanrı'nın Yaratıcımız olduğunu, bizim de O'nun yarattıklarının bir parçası olduğumuzu (Yaratılış 1:1; Mezmurlar 24:1) ve O'nun benzerliğinde yaratıldığımızı anlayarak başlayalım. İnsan, yaratılışın geri kalanının üstündedir ve insana onun üzerinde egemenlik verilmiştir. (Yaratılış 1:26-28) Yaratılış, günaha düşüşle gölgelendi ama yine de Tanrı'nın işlerine bir göz atma olanağı sunuyor bizlere. (Yaratılış 3:17-18; Romalılar 1:19-20) Yaratılışın enginliğini, karmaşıklığını, güzelliğini ve düzenini göz önünde bulundurarak Tanrı'nın muhteşemliğini anlayabiliriz. Tanrı'nın bazı isimlerini anlamak, Tanrı'nın sıfatlarını, nasıl olduğunu araştırmamıza yardımcı olacaktır. Hangi dil olduğunu merak edenler için, İbranice olduğunu söyleyelim. Beraber bakalım: Elohim : Güçlü Olan, İlahi, Yüce, İhtişam Sahibi. (Yaratılış 1:1) Adonai : Efendi, Efendi-Köle ilişkisi olarak düşünebiliriz. ( Mısır'dan Çıkış 4:10, 13) El Elyon : En Yüce, En Güçlü Olan. Yüceler Yücesi. (Yaratılış 14:20) El Roi : Her şeyi gören (Yaratılış 16:13) El Şadday : Kadir'i Mutlak, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı. (Yaratılış 17:1) El Olam : Ebedi, Sonsuz Tanrı. (Yeşaya 40:28) YHVH (YAHVEH) : "Ben, Ben Olan'ım”, yani sonsuz, kendi kendine var olan Tanrı. Ebedi ve Ezeli. (Mısır'dan Çıkış 3:13, 14) Tanrı sonsuzdur, yani O'nun başlangıcı yoktur ve varlığı hiçbir zaman sona ermeyecektir.(Yasa'nın Tekrarı 33:27; Mezmur 90:2; 1 Timoteos 1:17) Tanrı değişmezdir, yani karakteri ve sıfatları değişmez. Bu da Tanrı'nın kesinlikle güvenilir ve sadık bir Tanrı olduğu anlamına gelir. Örneğin, "Ben Tevrat yolladım; vazgeçtim bu bozuldu, insanların gücü bunu bozmaya yetti, yeni kitap yollayayım." demez. (Malaki 3:6; Çölde Sayım 23:19; Mezmur 102:26, 27) Tanrı eşsizdir , işlerinde ve varlığında O'nun gibisi yoktur. O eşsiz ve mükemmeldir. (2 Samuel 7:22; Mezmur 86:8; Yeşaya 40:25; Matta 5:48) Tanrı anlaşılmazdır , ulaşılmazdır , O'nun kendi söyledikleri haricinde kavranamaz ve O'nun varlığını tamamen anlayacak kadar kapasite bizde bulunmaz. Çünkü sonsuz bir varlıktır, O'nu tamamen anlayamayız. (Yeşaya 40:28; Mezmur 145:3; Romalılar 11:33, 34) Tanrı adildir , yeri geldiğinde peygamberleri dahi cezalandırmıştır. (Yasa'nın Tekrarı 32:4; Mezmur 18:30) Tanrı her şeye kadirdir ; O, her şeye gücü yetendir ve her şeyi yapabilir. (Vahiy 19:6; Yeremya 32:17, 27) Tanrı her yerde, her zaman mevcuttur . Zaman kavramına bağlı değildir, ancak bu, Tanrı'nın her şey olduğu anlamına gelmez. (Mezmur 139:7-13; Yeremya 23:23) Tanrı her şeyi bilendir , yani O, herhangi bir anda ne düşündüğümüz de dahil olmak üzere geçmişi, bugünü ve geleceği bilir. O her şeyi bildiğinden adaleti ve yargısı her zaman adildir. (Mezmur 139:1-5; Süleyman'ın Özdeyişleri 5:21) Tanrı birdir ; başka ilah olmadığı gibi, kalplerimizin en derin ihtiyaç ve özlemlerini karşılayabilecek tek kişi O'dur. Tapınmamıza ve bağlılığımıza yalnızca Tanrı layıktır. (Yasa'nın Tekrarı 6:4) Tanrı doğrudur , yani Tanrı yanlışı görmezden gelemez ve geçmeyecektir. Tanrı'nın doğruluğu ve adaleti nedeniyle günahlarımızın bağışlanması için İsa'nın, günahlarımız O'nun üzerine yüklendiğinde Tanrı'nın yargısını deneyimlemesi gerekti. (Çıkış 9:27; Matta 27:45-46; Romalılar 3:21- 26) Tanrı egemendir , yani O yücedir. O'nun yarattıklarının tümü O'na karşı bir araya gelse bile O'nun amaçlarını engelleyemez. (Mezmur 93:1; 95:3; Yeremya 23:20) Tanrı varlığı Üçlü Birlik'tir . Tanrı gerçektir , sadık bir Tanrı'dır ve asla yalan söyleyemez. (Mezmur 117:2; 1.Samuel 15:29) Örneğin şunu yapamaz: "Çarmıhta bir başkası öldü, diğerlerine öyle gösterildi. Fakat insanlar bunu bilmesin." diyemez. Tanrı kutsaldır , her türlü ahlaki kirlilikten uzaktır ve ona düşmandır. Tanrı bütün kötülükleri görür ve bu O'nun iradesine aykırı hareket sonucu adaletle yargılar. Tanrı'dan yakıcı bir ateş olarak söz edilir. (Yeşaya 6:3; Habakkuk 1:13; Mısır'dan Çıkış 3:2, 4-5; İbraniler 12:29) Yani çer çöp olan, O'nun iradesine aykırı şeyleri yakar ve yok eder. Tanrı lütufkardır ve O'nun lütfu iyiliğini, nezaketini, merhametini ve sevgisini içerir. Eğer Tanrı'nın lütfu olmasaydı, O'nun kutsallığı bizi O'nun huzurundan uzaklaştırırdı. Öldüğümüzde yok olurduk. Neyse ki durum böyle değil, çünkü Mesih İsa'yı günahlarımız için gönderdi. (Mısır'dan Çıkış 34:6; Mezmur 31:19; 1. Petrus 1:3; Yuhanna 3:16, 17:3) Tanrı sonsuz bir varlık olduğundan hiçbir insan bu soruyu tam olarak yanıtlayamaz, ancak Tanrı'nın Sözü (Kutsal Kitap) aracılığıyla Tanrı'nın kim olduğunu ve sıfatlarını anlayabiliriz. Hepimiz tüm yüreğimizle O’nu aramaya devam edelim. (Yeremya 29:13)

bottom of page