top of page

Arama sonuçları

Boş arama ile 82 sonuç bulundu

  • Manifesting : Hristiyanlık ne diyor?

    'Manifestlemek, Manifest yapmak' nedir? İncil, bu ve buna benzer şeyler hakkında ne diyor? Manifesting gerçek mi? Çekim yasasına inanmalı mıyız? Manifesting, gerçek olması istenilen bir dileği düşünceyle odaklanarak gerçeğe dönüştürmek olarak ifade ediliyor. Türkçedeki karşılığıysa tezahür. Tezahür kavramı bir süredir var ancak son yıllarda çok daha popüler hale geldi. Sosyal medya, istediğiniz her şeyi ve daha fazlasını ortaya koyma konusunda farklı yaklaşımlarla dolup taşıyor. "Düşün, hayal et ve zengin ol. Evrene mesaj yolla, başarılarla dolup taşacaksın. Manifesting nasıl yapılır?" gibi videolar sosyal medyanın her köşesinde. Ancak olumlu düşünceler, günlük ritüeller ve deftere rakamlar yazma aracılığıyla 30 gün içinde Boğaz'da villada oturmaya inanmaya başlamadan önce, biraz daha derine inelim. Neydi şu manifesting? Manifesting, yaşamınıza olumlu bir sonucu sadece bunun size ait olduğunu "iddia ederek" ve bunun olacağına inanarak getirebileceğiniz fikridir. Hızlı bir internet araması, hayallerindeki yaşamlara ve hedeflere gerçeğe dönüşene kadar dikkatli bir şekilde odaklanarak başarı ve zenginlik bulduğunu söyleyen en sevdiğiniz ünlülerden bazılarını size gösterecektir. Bazıları 3-6-9 yöntemine yemin ederler; istek ve arzuları gerçekleşene kadar günde birkaç kez sabah, öğlen ve gece bir yere kaydederler. Manifesting ile hayatınızın kontrol panelini yönetmeyi hayal ediyorsunuz. Peki Kutsal Kitap manifesting hakkında ne diyor? Kutsal Kitap manifesting'den özel olarak bahsetmese de, Rab bize Kutsal Kitap'ta kontrolün O'nda olduğunu, bizim ise böyle olmadığımızı defalarca hatırlatır. Özgür irademiz vardır, eylemlerimiz belli sonuçlara neden olabilir. Fakat bunun manifest etmek ile ilgisi yoktur. Kendi yaşamlarımızı kontrol etmeye çalıştığımızda Tanrı'nın egemenliğini, güvenilirliğini, planının mükemmelliğini ve sunduğu bereketli yaşamı gözden kaçırırız. Çünkü Tanrı, geleceği ve her şeyi bilen Rab'tir. Bizi bizden iyi tanır, bizim için neyin iyi olacağını bilir. Dua etmek mi, manifesting mi? Duada, isteklerimizi Tanrı'ya getiriyoruz ve bunun gerçekleşmesi için “evrene” ya da içimizdeki güce güvenmek yerine, sonuçları konusunda O'na güveniyoruz. (Efesliler 3:20) Unutmayın, her şeyin yaratıcısı O'dur. O'nun için imkansız yoktur. Bir sonucu manifest etmeye çalıştığınızda Tanrı'yı denklemin dışına çıkarmaya çalışıyorsunuz. Bir nevi şunu diyorsunuz: "Ben güçlüyüm, Tanrı'ya hiç mi hiç ihtiyacım yok. Ondan iyisini bilirim, O'ndan daha güçlüyüm." Ama bu yanılsamadır, gerçeği yansıtmaz. Kutsal Kitap'ta Tanrı “manifest”den bahsetmez ama Hristiyanlara dua etmelerini ve isteklerini kendisine iletmelerini emreder. (Filipililer 4:6-7) Hayatı kendi ellerinize alma veya Tanrı yerine manifest etmeye güvenme arzusuyla mücadele ettiğinizde hatırlamanız gereken 4 gerçeği sıralayalım: 1.) Rab, Her Şeye Egemendir O'dur zamanları ve mevsimleri değiştiren. Kralları tahttan indirir, tahta çıkarır. Bilgelere bilgelik, Anlayışlılara bilgi verir. Derin ve gizli şeyleri ortaya çıkarır, Karanlıkta neler olduğunu bilir, Çevresi ışıkla kuşatılmıştır. (Daniel 2:21-22) Biz hayatlarımızı ne kadar kontrol etmek istesek de, kontrol sahibi olan Tanrı'dan başkası değildir. Her durum ve sonuç O'nun kontrolündedir. Bunu hatırladığımızda, Tanrı'nın üzerimizdeki gücünün farkına varırız ve alçakgönüllülükle, yaşamlarımıza gelen her türlü iyiliğin eylemlerimiz veya düşüncelerimiz aracılığıyla değil, Tanrı aracılığıyla olduğunu hatırlatırız. 2.) Rab, Her Zaman Bizim İyiliğimizi İster. Bunun İçin Ruh'uyla Etkindir "Tanrı'nın, kendisini sevenlerle, amacı uyarınca çağrılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz." (Romalılar 8:28) Çoğu zaman, "ipleri elimize almak" veya bir şeyi gerçekleştirmek için yeni bir yöntem bulmak istediğimizde, bunun nedeni bizim için en iyisinin ne olduğunu bildiğimizi varsaymamızdır. Manifesting gibi. Son dakika haberi: Bunu yapamayız! Tanrı bizim için neyin en iyi olduğunu bilir çünkü O kutsaldır, güçlüdür ve her şeyi bilir. Koşullarımızı, en dayanılmaz olan acılarımızı bile; iyilik için ve kendi büyük amacı için, yani O'nu yüceltmek için kullanacağına güvenilebilir. Bizi tüm acılardan kurtarabilir. Ya da bu acılı anları, iyiyle sonuçlanacak şekilde yönlendirebilir. 3.) Tanrı'nın Bizim İçin Olan İyi Amaçları Saptırılamaz “Senin her şeyi yapabileceğini biliyorum, Hiçbir amacına engel olunmaz." (Eyüp 42:2) Günah insanlığı sonsuza dek değiştirse de, Tanrı'nın amacını asla değiştirmedi. Tanrı, Adem ile Havva'nın başına ne geleceğini biliyordu ve tüm insanlığı kurtarmak için Söz'ünün beden alıp çarmıha gerileceğini biliyordu. Yaşamlarımızı nasıl planlamaya, değiştirmeye ya da yeniden yönlendirmeye çalışırsak çalışalım; Tanrı bize amacının gerçekleşeceğini vaat ediyor. 4.) Tanrı, bize Mesih İsa'da Bol Yaşam Sunar "Hırsız ancak çalıp öldürmek ve yok etmek için gelir. Bense insanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye geldim." (Yuhanna 10:10) Bolluk içinde bir yaşam için strese girmemize gerek yok çünkü Mesih bunu bize karşılıksız olarak veriyor. Hayatımızı daha iyi, daha dolu ve daha başarılı kılacaklarını umarak dünyevi şeyleri ve maddi şeyleri arzulamak kolaydır. Eğer sürekli olarak bu dünyaya ait şeylere özlem duyuyorsak, Mesih'in şu anda bizim için sunduğu yaşamı kaçırıyoruz. O'na bağlı bir hayattan daha iyi bir hayat yoktur. Kariyerimizin, ilişkilerimizin veya ailemizin kontrolünün elimizde olmasını ne kadar umutsuzca istersek isteyelim, Tanrı’nın planı yapabileceğimiz her planın yerine geçer. Ve O'nun planı daha iyi! Bir malikaneyi ya da mükemmel eşi “manifest etmeye” çalışmıyor olsanız bile, yaşamınızda kendi planlarınızla gayet iyi (ya da daha iyi) yaptığınızı düşündüğünüz alanları göz ardı etmeyin. Tanrı ile dua yoluyla ve Kutsal Kitap'ı okuyarak konuştunuz mu? Arzularınız, O’nun Sözü'yle örtüşüyor mu? (1. Yuhanna 2:15-17) Tam olarak bilmeseniz bile Tanrı'nın sizin için hazırladığı planlara güveniyor musunuz? Ritüellerden, olumlu düşüncelerden veya söyleyebileceğimiz veya yapabileceğimiz herhangi bir şeyden bağımsız olarak koşullar değişecektir. Ama Tanrı bizi o kadar çok seviyor ki, yalnızca dünyadaki yaşamlarımızı değil, O'nunla olan sonsuzluklarımızı da planladı. Kararı verme veya en iyi olduğunu düşündüğümüz şeyi "manifestleme" girişimlerimize rağmen, Tanrı'nın güçlü, sevgi dolu, iyi ve mükemmel olduğu gerçeğinde dinlenmekte özgür olabiliriz.

  • Pavlus Kimdir?

    İncil'de ve Hristiyanlık aleminde adı geçen Pavlus kimdir? Elçi Pavlus'un hayatından öğrenebileceğimiz çok şey var. Sıradan olmaktan çok uzak olan Pavlus'a, Tanrı'nın krallığı için olağanüstü şeyler yapma fırsatı verildi. Pavlus'un hikayesi, İsa Mesih'teki kurtuluşun hikayesidir ve hiç kimsenin Rab'bin kurtarıcı lütfunun ötesinde olmadığına dair bir tanıklıktır. Ancak bu adamı tam olarak anlamak için onun karanlık tarafını ve Saul, Pavlus olmadan önce neyi sembolize ettiğini incelemeliyiz. Pavlus'un erken yaşamına dinine tamamen adanmışlık, acımasız şiddet ve ilk kiliseye yönelik acımasız zulüm damgasını vurdu. Neyse ki Pavlus'un yaşamının sonraki yılları, yaşamını Mesih için ve O'nun krallığının ilerlemesi için yaşamasıyla belirgin bir farklılık göstermektedir. Pavlus aslında Saul olarak doğmuştu. Asıl ismi Saul'dur. MS 1-5 yılları arasında Mersin Tarsus'ta, Türkiye'de doğdu. Benyamin oymağından ve İbrani soyundan geliyordu. (Filipililer 3:5-6) Anne babası, çocuklarını Yahudi olmayanlardan gelen “kirlenmeye” karşı korumaya çalışan, Tevrat'a sıkı sıkıya bağlı kalan, ateşli Yahudi milliyetçileri olan Ferisilerdi. Saul'un evinde Yunanca olan herhangi bir şey küçümsenirdi, ancak kendisi Yunanca ve yeterli derecede Latince konuşabiliyordu. Ailesi, Yahudiye'nin resmi dili olan İbranicenin bir türevi olan Aramice konuşuyordu. Saul'un ailesi Roma vatandaşıydı, dönemin süper gücünün vatandaşlığına doğuştan sahipti. (Elçilerin İşleri 22:22-29) Saul on üç yaşındayken Gamaliel adındaki bir Ferisi inanç önderi tarafından yetiştirilmesi için Yahudiye'ye gönderildi; Saul onun yönetiminde Yahudi tarihi, Mezmurlar ve peygamberlerin eserleri konusunda uzmanlaştı. Saul, Kutsal Yazıları incelemek gibi şeyleri öğrendiğinde eğitimi beş veya altı yıl daha devam etti. (Elçilerin İşleri 22:3) Antik çağda "eleştiri, hiciv" olarak bilinen soru-cevap tarzı öğretimi bu dönemde geliştirdi. Bu ifade yöntemi, hahamların yasayı çiğneyenleri savunmak veya kovuşturmak için Yahudi hukukunun daha ince noktalarını tartışmasına yardımcı oldu. Saul avukat olmaya devam etti ve tüm işaretler onun, Yahudi yaşamı ve dinini yöneten 71 kişiden oluşan Yahudi Yüksek Mahkemesi olan Sanhedrin'in bir üyesi olacağına işaret ediyordu. Saul imanı konusunda ateşliydi ve bu iman karşıt fikirlerle uzlaşmaya izin vermiyordu. Saul'u dinsel aşırılık yoluna sürükleyen işte bu gayret oldu. Dünyasal anlamda geleceği o dönemde çok parlaktı. Elçilerin İşleri 5:27-42'de Petrus, Saul'un duyacağı şekilde, Sanhedrin'in önünde sevindirici habere ve İsa'ya ilişkin savunmasını yaptı. Gamaliel de oradaydı ve konseyi sakinleştirmek ve Petrus'u taşlamalarını önlemek için bir mesaj iletti. Saul da İstefanos'un (İlk Hristiyan şehit) duruşmasında hazır bulundu. Taşlanması ve ölümü için oradaydı; taşlayanların giysilerini tutuyordu (Elçilerin İşleri 7:58). İstefanos'un ölümünden sonra "Yeruşalim'deki kiliseye karşı büyük bir zulüm başladı" (Elçilerin İşleri 8:1). Saul, Tanrı adına hareket ettiğine inandığı için Hristiyanları yok etmeye kararlıydı; bu mücadelesinde acımasızdı. Tartışmasız, dindar bir teröristten daha korkutucu veya daha gaddar kimse yoktur, özellikle de masum insanları öldürerek Tanrı'nın iradesini yerine getirdiğine inandığında. Mersinli Saul da tam olarak böyleydi: Dindar bir terörist. Elçilerin İşleri 8:3 şunu belirtir: "Saul ise inanlılar topluluğunu kırıp geçirmeye başladı. Ev ev dolaşarak, kadın erkek demeden imanlıları dışarı sürüklüyor, hapse atıyordu." Pavlus'un öyküsündeki en önemli bölüm, Pavlus'un Yeruşalim'den Şam'a giden yolda, yaklaşık 250 kilometrelik bir yolculukta İsa Mesih'le buluşmasını anlatan Elçilerin İşleri 9:1-22'dir. Saul gördükleri karşısında öfkelendi ve Hıristiyanlara karşı ölümcül bir öfkeyle doldu. Yolculuğuna çıkmadan önce, başrahipten Şam'daki sinagoglara mektuplar istemişti ve Hristiyanları Kudüs'e geri getirip hapsetmek için izin istemişti. Yolda Saul gökten gelen parlak bir ışığa yakalandı ve bu onun yüzüstü yere düşmesine neden oldu. Şu sözleri duydu: "Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, “Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?” dediğini işitti. Saul, “Ey Efendim, sen kimsin?” dedi. “Ben senin zulmettiğin İsa'yım” diye yanıt geldi." O andan itibaren Saul'un hayatı alt üst oldu. Rab'bin ışığı onu kör etti ve yolculuğuna devam ederken arkadaşlarının elinden tutmak zorunda kaldı. Saul, İsa'nın talimatı uyarınca, Hananya adında bir adamla temas kurmak üzere Şam'a gitti; bu adam, Saul'un kötü bir adam olarak ününü bildiği için ilk başta Saul'la tanışmaktan çekinmişti. Ancak Rab Hananya'a, Saul'un kendi adını diğer uluslara, krallara ve İsrailoğullarına taşımak için "seçilmiş bir araç" olduğunu (Elçilerin İşleri 9:15) ve bunu yapacağı için acı çekeceğini (Elçilerin İşleri 9:16) söyledi. Hananya, Rab'bin talimatlarını uyguladı ve üzerine el koyduğu Saul'u buldu ve ona İsa Mesih'le ilgili görümünü anlattı. Saul dua yoluyla Kutsal Ruh'u aldı (Elçilerin İşleri 9:17), yeniden görme yetisine kavuştu ve vaftiz edildi (Elçilerin İşleri 9:18). Saul hemen havralara gitti ve İsa'nın Tanrı'nın Oğlu olduğunu ilan etti (Elçilerin İşleri 9:20). Saul'un ünü iyi bilindiği için halk şaşkına döndü ve şüpheci davrandı. Yahudiler onun Hristiyanları götürmek için geldiğini sanıyordu (Elçilerin İşleri 9:21), ama aslında o da onlara katılmıştı. Şam'da yaşayan Yahudiler, Saul'un İsa'nın Mesih olduğunu kanıtlayan iddiaları karşısında şaşkına döndükçe, Saul'un cesareti arttı (Elçilerin İşleri 9:22) Saul Arabistan'da, Şam'da, Kudüs'te, Suriye'de ve memleketinde vakit geçirdi ve Barnabas, Antakya'daki kilisede bulunanlara ders vermek için ondan yardım istedi. (Elçilerin İşleri 11:25) İlginç bir şekilde, İstefanos'un ölümünden sonra ortaya çıkan zulüm nedeniyle Yahudiye'den sürülen Hristiyanlar bu çok etnik kökenli kiliseyi kurdu. (Elçilerin İşleri 11:19–21) Saul üç müjdeyi iletme yolculuğunun ilkini MS 40'ların sonlarında yaptı. Saul, Yahudi olmayan bölgelerde daha fazla vakit geçirdikçe, Romalı ismi Pavlus'u kullanmaya başladı. (Elçilerin İşleri 13:9) Pavlus Yeni Ahit kitaplarının çoğunu yazdı. Daha önce de belirtildiği gibi, İncil'in Elçilerin İşleri bölümü bize Pavlus'un yaşamına ve zamanına tarihsel bir bakış sunuyor. Elçi Pavlus, hayatının çoğunu büyük tehlikelere rağmen, dirilen Mesih İsa'yı Roma dünyasında ilan ederek geçirdi.(2 Korintliler 11:24-27) Pavlus, MS 60'ların ortalarından sonlarına doğru Roma'da kafası kesilerek şehit edildi. Peki, Elçi Pavlus'un hayatından ne öğrenebiliriz? Öncelikle Tanrı'nın herkesi kurtarabileceğini öğreniyoruz. Pavlus'un dikkate değer öyküsü, dünyanın her yerindeki günahkar, birçok kötülük yapmış insanların Tanrı'nın İsa Mesih'teki kurtarıcı lütfuyla dönüştürülmesiyle her gün kendini tekrarlıyor. Bugün teröristleri veya diğer suçluları, insanlığa karşı işledikleri suçlar çok büyük olduğu için kefarete layık olmayanlar olarak görebiliriz. Pavlus'un hikayesi bugün anlatılabilecek bir hikaye; bizim gözümüzde ikinci bir şansa layık değil ama yine de Tanrı ona merhamet etti. Hayatının zorlukla, ama esenlikle geçtiğini tekrardan hatırlatalım. Gerçek şu ki, "iyi, düzgün" ortalama insandan "zalim, kötü" yozlaşmış insana kadar her insan Tanrı için önemlidir. Bir canı cehennemden ancak Rab İsa Mesih kurtarabilir. İkinci olarak, Pavlus'un hayatından herkesin İsa Mesih için alçakgönüllü, güçlü bir tanık olabileceğini öğreniyoruz. Tartışmasız, İncil'deki başka hiçbir insan figürü, Pavlus olarak İsa Mesih'in müjdesini paylaşırken bu kadar alçakgönüllülük göstermedi. Elçilerin İşleri 20:19 bize onun "Yahudiler'in kurduğu düzenlerden çektiğim sıkıntıların ortasında Rab'be tam bir alçakgönüllülükle, gözyaşları içinde kulluk ettim." söyler. Elçilerin İşleri 28:31'de Pavlus, İsa Mesih'in iyi haberini paylaşıyor: "Hiçbir engelle karşılaşmadan Tanrı'nın Egemenliği'ni tam bir cesaretle duyuruyor, Rab İsa Mesih'le ilgili gerçekleri öğretiyordu." Pavlus, Rab'bin kendisi için yaptıklarını başkalarına anlatmaktan korkmuyordu. Pavlus, İsa'ya iman ettiği ilk günden şehitliğe kadar tüm günlerini yorulmadan Tanrı'nın krallığı için çalışarak geçirdi. Sonunda herkesin Tanrı'ya tamamen teslim olabileceğini öğreniyoruz. Pavlus kendini tamamen Tanrı'ya adamıştı. Filipililer 1:12-14'te Pavlus hapishaneden şunları yazdı: "Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjde'nin yayılmasına yaramıştır. Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi. Kardeşlerin çoğu da zincire vuruluşumdan ötürü Rab'be güvenerek Tanrı'nın sözünü korkusuzca söylemekte daha da cesur davranıyorlar." Pavlus, içinde bulunduğu koşullara rağmen Tanrı'yı övdü ve sürekli olarak iyi haberi paylaştı (ayrıca bakabilirsiniz: Elçilerin İşleri 16:22–25 ve Filipililer 4:11–13). Pavlus, yaşadığı zorluklar ve acılar sayesinde, Mesih için adanmış bir yaşamın sonucunu biliyordu. Her şey için Tanrı'ya güvenerek hayatını tamamen teslim etmişti. Şöyle yazdı: “Çünkü benim için, yaşamak Mesih'tir, ölmek kazançtır.” (Filipililer 1:21) Aynı iddiayı biz de ileri sürebilir miyiz?

  • Dua hayatımı nasıl geliştirebilirim?

    10 adımda dua hayatını nasıl geliştirirsin? Giderek daha meşgul ve dikkat dağıtıcı şeylerle dolu bir dünyada dua bir kenara bırakılabilir. Ancak aynı zamanda hepimiz duanın önemli olduğunu söyler ve buna inanırız, ancak çoğu zaman bu Rab'le olan yürüyüşümüzde odak noktamızdan uzaktır. Sürekli olarak (1 Selanikliler 5:17) ve her zaman (Efesliler 6:18) dua etme çağrısını unutuyoruz veya bu çağrıdan bunalıyoruz. Çünkü duanın ne demek olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Duanın, yaptığım her şeyin önemli bir parçası olduğuna inanıyorum ama yine de gerektiği gibi dua etmekte zorlanıyorum. Kalbimi ve zihnimi Tanrı'nın isteğiyle nasıl aynı hizaya getirdiğimi ve O'nun bende ve benim aracılığımla çalıştığını bilerek (Filipililer 2:13), yardıma ihtiyacım olmayacağını düşünebiliyorum bazen, ama her gün ihtiyaç duyuyorum. Sürekli olarak dua konusunda gelişmek istediğim için, daha sık ve derinlemesine bir dua hayatı yaşamama yardımcı olacak yollar aradım. Deneyimlerime dayanarak, dua etmemde bana yardımcı olan ve size de yardımcı olması için dua ettiğim 10 şeyi burada bulabilirsiniz. 1.) Dua Günlüğü Bana göre, dualarınızı günlüğe kaydetmek (temel olarak, ne için dua ettiğinizi yazmak veya en azından ne için dua ettiğinizi listelemek) faydalıdır çünkü ne için dua ettiğinizin ve Tanrı'nın zaman içinde dualara nasıl cevap verdiğinin bir kaydını görebilirsiniz. Geçmişte cevaplanmış bir dua, sizi cesaretlendirir ve canlandırır. Bunu yapmanın birçok farklı yolu ve kullanabileceğiniz birçok günlük türü vardır. Günlük türleri araştırmanızı size bırakıyorum. Ya da en basitinden bir defter alıp, normal günlük tutar gibi ne için dua ettiğinizi yazabilirsiniz. Hayatınızda olacak veya olan değişiklikleri de not almayı unutmayın. Size teşvik olacağından eminim. 2.) Ayetleri kullanarak dua edin Ne için dua etmeniz gerektiğinden emin değil misiniz ya da dua ederken aklınızı başıboş mu buluyorsunuz? Tanrı'nın Sözü'nü kullanarak dua edin. İncil'i, Mezmurlar'ı, Süleyman'ın Özdeyişleri'ni kullanabilirsiniz örneğin. Ancak ezberci bir şekilde değil, Kutsal Ruh'un rehberliğinde. (Efesliler 6:18) Şöyle yapabilirsiniz: Rab'den kendinize rehberlik etmesini isteyin, sonra yavaş yavaş ayetleri okuyun, kelimeler üzerinde derin derin düşünün. Bunlar için Tanrı'ya dua edin. Spontane itiraf, şükran, yakarış, hayranlık ve daha pek çok şeye yol açar. Size minicik bir örnek: "Rab, sen sözünde dedin ki ''Kaygılanmayın.'' ama ben kaygılanıyorum. Bana bu konuda yardım et.." 3.) Dua notları, minik dua kağıtları Göreceğim yerlere yapıştırmak üzere post it kağıtlarına veya telefonumun notlarına dua edeceğim şeyleri yazıyorum. Dua edilecek belirli kişiler ve durumlara dair bu hatırlatıcılara sahip olmak, dua hayatınızı bencilliğe veya narsistliğe değil; yukarıya ve dışarıya, derinlemesine geliştirmeye yardımcı olur. Unutmayın, siz çarmıhınızı yüklendiniz. Benliğe karşı ölüsünüz. Sadece kendiniz için değil, başkaları için de dua etmeyi unutmayın. 4.) Telefona dua etmek için hatırlatıcı kur Akıllı telefonlar çoğu zaman bizi kişisel gelişimimizden uzaklaştıran bir dikkat dağıtıcı işlevi görse de, telefonunuzu daha fazla dua etmenize yardımcı olması için kullanabilirsiniz. Belirli zamanlarda belirli insanlar veya şeyler için dua etmeyi hatırlatıcı olarak yinelenen günlük alarmlar ayarlayın. Örneğin tanıdığınız birinin duaya ihtiyacı varsa, her gün saat 19.30'a bir hatırlatıcı kurup o kişiye dua edebilirsiniz. 5.) Dua için hazırlan Tanrı bizi beden, zihin ve ruh olarak yarattı. Kutsal Yazılar boyunca insanların çeşitli fiziksel şekillerde dua ettiğini görüyoruz. Yalvarmak için örneğin ellerimi bir çocuk gibi kaldırırım, teslim olmada yüzüm yere doğru diz çökerim, şifa isterken de ellerimi iyileşmesini istediğim bölgenin üstüne koyarım. Ya da genellikle, avuçlarımı yukarıya doğru çevirerek dua ederim. Bazen otururken, sadece gözlerimi kapatarak içimden dua ederim, Rab ile konuşurum. Dua ederken fiziksel duruşunuzu değiştirmeyi düşünebilirsiniz. Odaklanmanızı arttırır. Özellikle gözlerinizi kapamanızı öneririm. Dua ederken hiç İsa'nın yaptığı gibi başınızı kaldırıyor musunuz? (Luka 9:16) Oturup dinleniyor musunuz?(1. Tarihler 17:16) Alçakgönüllü bir şekilde diz çöktünüz mü ya da eğildiniz mi? (Mezmur 95:6) Övmek ve teslim olmak için ellerinizi kaldırdınız mı? (1. Timoteos 2:8) Bunların hepsi (ve daha fazlası) Kutsal Yazılar'da tasvir edilmiştir ve bunların kalbimin duamla aynı hizaya gelmesine yardımcı olduğunu tecrübe ettim. Her güne dizlerimin üzerinde, sevinçli bir teslimiyetle, Rab'den bana yol göstermesini isteyerek ve O'nun dışında hiçbir şey yapamayacağımı itiraf ederek başlıyorum. 6.) Başkalarından dua iste Herkes kendi içinde bir mücadeleyle karşı karşıya. Durup sorsak, dua etme fırsatı veren acıları ve pişmanlıkları duyarız. Yakup 5:16 şöyle diyor: "Bu nedenle, şifa bulmak için günahlarınızı birbirinize itiraf edin ve birbiriniz için dua edin. Doğru kişinin yalvarışı çok güçlü ve etkilidir." Ne zaman biri size bir günah itiraf etse, önce kendi günahınızı itiraf edip sonra birbiriniz için dua ederek karşılık vermeyi unutmayın. Hiçbir şey, kendi itirafınıza yanıt olarak bir itirafı duymak ve ardından duayla örtülmek kadar suçlamayı ortadan kaldıramaz. Örnek: Ali : Mehmet abi, geçen öfkeme yenik düştüm ve eşime kaba davrandım. Mehmet : Ben de geçen gün zamanımı boş yere heba ettim kardeşim. Hadi bunun için Rab'be dua edelim. Rab'bin çarmıhının önüne getirelim. Rab bize şifa verir, O yaşayan diri Rab'tir. Rab bize güç kuvvet versin ve her gün bizi Ruh'uyla yönetsin.. 7.) Bir işe başlamadan veya biriyle buluşmadan önce dua et Yapılması gereken projeler, görevler, işler veya buluşmalar dua etmeyi hatırlatıcı görevi görebilir. İster bir LEGO seti açmak, ister işe giderken araba kullanmak ya da otobüse binmek, ister bir futbol maçı olsun bir şeye başlamadan önce dua etmek; Tanrı'yı işe dahil etmenin, O'na zaman ayırmanın ve O'ndan bilgelik istemenin bir yoludur. Her işinize duayla başladığınızda, bereketin ve kutsamanın ne kadar aktığına şahit olacaksınız. 8.) Dua ederek yürümeyi öğren Bir iş arkadaşımın belirli bir dua isteği olduğunu biliyorsam, yanından her geçtiğimde onun için dua edebilirim mesela. Onlara, onlar için dua ettiğimi söylemek için durmam gerekmez, en azından yanlarından geçtiğimde onlara bir kez onlar için düzenli olarak dua ettiğimi söyleyebilirim. Bu uygulamadan bazı cevaplanmış duaların geldiğine şahit olduk. Bunu arabanızla geçerken komşularınızın evleri, geçtiğiniz diğer yerler, iş arkadaşlarınız, oda arkadaşlarınızın kapıları, okuldaki arkadaşlarınız ve daha fazlasıyla yapabilirsiniz. Ya da bir yere yürüyerek gidiyorum diyelim. O yere giderken Tanrı ile konuşabilirim. Gözlerimi kapatmam gerekmez, sesli olması gerekmez. Kulağı yaratan duyar, gözü yaratan görür. 9.) Hemen, o an dua et Geçmişte, birisi bir endişesini paylaştığında veya dua istediğinde kendimi sıklıkla "Senin için dua edeceğim." derken buluyordum ve sonra bu sözü yerine getirmeyi her zaman hatırlamıyordum. O yüzden şimdi bu şekilde karşılık vermek yerine hemen orada, bulunduğum yerde sadece dua ederek karşılık vermeye çalışıyorum. Talep kısa mesaj veya Whatsapp yoluyla ise, "Şu anda senin için dua ediyorum." veya "Arkadaşım ve ben senin için dua ettik." şeklinde yanıt verebiliyorum. Çünkü dua isteğini görür görmez, hemen o an dua ediyorum. Bunun faydasını çok gördük. Bir konu hakkında konuşuyoruz diyelim. O konu hakkında, hemen o an dua etmeliyiz. 10.) Kilisenle beraber (ve oradakiler için) dua et Bazen uzun süre dua etmek korkutucu olabilir, ancak başkalarıyla birlikte dua ettikçe inancınız gelişecek ve daha fazla dua etmeye teşvik edileceksiniz. İlk adımı atın, gerisi gelecektir. Herkes ilk seferinde çekiniyordu. Bu 10 şeyin hepsini yapmak zorunda değilsiniz. Ancak şu anda yapmadığınız bir şeyi seçseniz bile, Rab'be günlük bağımlılık içinde kaldığınızda meyvelerinizin çoğaldığını göreceksiniz. Tanrı çoğu zaman halkının dualarıyla hareket eder.

  • İncil giyim hakkında ne söyler?

    İncil'e göre giyim nedir? Giyinmek nedir? Hristiyanlıkta giyimin yeri nedir? Giyim, Tanrı'nın insanlıkla etkileşiminin tarihinde önemli bir rol oynamıştır ve Yaratılış'tan (3:7) Vahiy'e (22:14) kadar belirgin bir şekilde öne çıkar. Dış giyim bazen içsel gerçekleri sembolize eder ve Kutsal Kitap'ta giyim çoğu zaman ruhsal bir öneme sahiptir. Giyimden ilk söz edilen yer Aden Bahçesi'ndedir. Adem ile Havva günah işlediğinde gözleri açıldı.(Yaratılış 3:6–7) Bu da onların çıplak olduklarına dair yeni bir farkındalığa sahip oldukları anlamına gelir. Buna eşlik eden utanç, onları ilk kıyafetleri yapmaya itti; vücutlarını örtmek için incir yapraklarını birbirine diktiler. Yani kıyafet, başlangıçtan beri utancımızı ve günahı örtme ihtiyacını simgelemektedir. Tanrı, merhametiyle bir hayvanı öldürdü ve hayvanın derisinden Adem ile Havva için giysiler yaptı.(Yaratılış 3:21) Tanrı'nın bu eylemi, kendi günahımızın kefaretini etkili bir şekilde ödeyemediğimizin bir resmi olarak hizmet eder. Adem ile Havva'nın utancını örtmek için bir hayvanın ölmesi (kan dökülmesi) gerektiği gerçeği, Mesih'in daha sonraki kurbanlığının bir habercisi ve simgesidir. Kendi günahımızı örtme konusundaki yetersizliğimiz, bizim kendi başımıza yapamayacağımız şeyleri bizim için yapmak üzere Tanrı'nın Oğlu'nun yeryüzüne gelmesini gerektirdi. (Filipililer 2:6–8; Titus 3:5) İnsanlık tarihi boyunca giyim tarzları ve renkleri; kişinin statüsünün, zenginliğinin, konumunun ve cinsiyetinin göstergesi olmuştur. Kutsal Kitap'ta farklı şeyleri anlatmak için kullanılan birçok giysi örneği bulunur. Kraliyet cübbeleri krallar tarafından halktan ayırt edilmek için giyilirdi. (2. Tarihler 18:9; Ester 6:8; 1. Krallar 22:30) Giyilmesi rahatsız edici olan kaba bir kumaş olan çuval, keder ve yas zamanlarında sevilen birinin kaybından dolayı duyulan iç acıyı simgelemek (Yoel 1:8) tövbeyi göstermek (Yunus 3:5) ya da siyasi bir trajedinin yasını tutmak (Yoel 1:13; 2. Krallar 19:1) için giyilirdi. Hayat kadınlarının belirli bir giyim tarzı vardı ve giyimlerinden tanınabiliyorlardı. (Yaratılış 38:14–15; Özdeyişler 7:10) Deri kemerler yoksulluğun ya da çileciliğin işaretiydi; İlyas ve Vaftizci Yahya'nın ikisi de deri kemer takıyordu. (2 Krallar 1:8; Markos 1:6) Yasa'da erkeklere ve kadınlara yalnızca cinsiyetlerine uygun kıyafetler giymeleri emredilmişti (Yasa'nın Tekrarı 22:5) çünkü karşı cinsin kıyafetlerini giymek Tanrı'nın tasarımına karşı isyan anlamına geliyordu. İncil boyunca beyaz giysiler saflığı simgelemektedir. Görünümün değişmesiyle birlikte İsa'nın giysileri “ışık gibi bembeyaz oldu.” (Matta 17:2) Vahiy kitabında İsa, kendi sonsuz krallığında kendisiyle birlikte hüküm sürmeye layık görülenlerin kıyafetlerini anlatır. Kıyafetler beyazdır. (Vahiy 3:18; 4:4; 6:11; 7:9) İsa genellikle beyaz giyinmiş olarak görülür. (Daniel 7:9; Markos 9:2) Meleklerin de sıklıkla beyaz kaftanlar giydiği anlatılır. (Matta 28:3; Yuhanna 20:12) Giyim yaşamın temel ihtiyaçlarından biridir. (1 Timoteos 6:8) İsa, ilk önce O'nun krallığını arayan öğrencilerine, giyecek kıyafet konusunda endişelenmemelerini öğretti çünkü tarladaki zambakları giydiren, aynı zamanda kendi çocuklarını da giydirecektir. (Matta 6:28-33). Giyimin evrensel standardı tevazudur, sadeliktir: " ..altınlarla, incilerle ya da pahalı giysilerle değil, sade giyimle, edepli ve ölçülü tutumla.." (1 Timoteos 2:9-10) Pahalı kıyafetlerden ve ünlü markalardan çok daha değerli olan, Rab'bine adanmış bir hayatın getirdiği güzel işlerdir. Giyim insanlık tarihinin önemli bir parçası olmuştur ve insanlığın günahına bir yanıt olarak başlamıştır. Giyim iyidir çünkü hem koruma hem de sadelik için vücudumuzu kapalı tutma ihtiyacımız vardır. Tanrı, başkalarının "çıplaklığını ortaya çıkaran" kişilere hükümler verdi. (Çıkış 20:26; Levililer 18:6; Yeşaya 47:3) Kutsal Yazılar'da çıplaklık neredeyse her zaman cinsel günah ve/veya utançla ilişkilendirilir. Sadece ebedi(ruhsal) kıyafetlerimizi değil, aynı zamanda Tanrı dünyevi kıyafetlerimizi de önemli görüyor.

  • Hristiyan olmak zor mudur?

    Yaşamınızı İsa Mesih'e adamanın yaşamınızı kolaylaştıracağını söyleyen kişi doğruyu söylemiyor demektir. Ruhsal olarak tatmin edici bir hayat, evet. Kesinlikle daha neşeli. Ama daha rahat bir hayat mı? Hayır. Mesih'e geldikten sonra hayat bazı açılardan daha da zorlaşıyor. Günaha ve kötülüğe karşı mücadele daha da belirginleşir. Tembellik, oburluk, küfür, öfke, kıskançlık, benmerkezcilik, materyalizm, açgözlülük, yakınlık sorunları; dünyada kötü olan şeyler hiç bitmeyecek gibi görünür. Dünya, egomuzun kötü istekleri ve şeytan Mesih'le bir ilişkiye adım attığımız için ortadan kaybolmaz. Fakat... Umudunu kaybetme, okumaya devam et. Galatyalılar 5:19-21'deki 2000 yıllık günah listesi, 21. yüzyılda yaşayan bizler için hala gayet tanıdık. Bu listeyi, Kutsal Ruh'un meyveleri olan başka bir liste takip ediyor: Sevgi, sevinç, esenlik, sabır, nezaket, iyilik, sadakat, yumuşak huyluluk ve özdenetim. Zor olan, bedenin işlerinden Ruh'un meyvelerine geçiştir. Ama korkma.. Mesih'i Kurtarıcı olarak kabul etmek, Tanrı'nın önünde anında aklanmamız anlamına gelir. (Romalılar 10:10) Geçmişin hesabı sorulmaz, biz artık Mesih'te özgürüz demektir. O'nunla çarmıh aracılığıyla barıştık ve O'nun bir oğlu veya kız çocuğu olarak sahip olduğumuz tüm yasal haklara ve ayrıcalıklara sahibiz.(Yuhanna 1:12) Artık evrenin yaratıcısıyla bir ilişkimiz var. Evrenin yaratıcısı, bizim Baba'mız. Bizi asla terketmez, hep bizimledir.. Çoğu zaman gözden kaçırılan şey, aynı zamanda Mesih'i Rab olarak kabul etmemiz gerektiğidir. Tanrı'nın kanıyla satın alınmış biri olmak, günahtan vazgeçtiğimiz, ondan döndüğümüz anlamına gelir. (1 Korintliler 6:20) Burası kutsallaşmanın başladığı noktadır ve bu an be an benliğe karşı ölmemiz (kötü tutkulara, günahlara, bedenin kötü isteklerine), dünyevi bedenlerimizde yaşadığımız sürece devam eder. (Matta 16:24) Kutsal Ruh'un bizi yenilemesi, bazı şeylerin değiştiğini bize bildiren bir uyarı sistemini başlatır. Bir zamanlar rahat bulduğumuz günahkar davranışlar artık öyle değildir. Eski yaşam tarzımız, biz Rab'de ilerledikçe gerimizde kalır. (2 Korintliler 5:17) Hristiyan olmak zordur çünkü artık yaşamlarımıza yeni bir dizi değerle, yani Tanrı'nın değerleriyle gelen farklı bir dünya görüşüyle yüzleşiriz. Fikirlerinin borazanlığını yapan ve itiraz eden herkese iftira atan bir dünya sisteminin içindeyiz. Onlar gibi kötü olmayanı, garip ve acayip olarak tanımlayan bir toplumdayız. İsa Mesih'te kurtulmadan önce dünyanın söylediklerini hiç düşünmeden kabul etmişizdir. "İntikam almak salaklık değildir, yeri gelince karşımızdakini kandırmamız gerekir." gibi. Bundan başka bir şey bilmeyiz. Fakat kurtulduktan sonra gözlerimiz gerçeğe açılır ve dünyanın yalanlarını algılayabiliriz. Bu yalanlara karşı mücadele etmek zor olabilir. Hristiyan olmak zordur çünkü kurtulduğumuzda, birdenbire etrafımızdaki dünyanın akıntısına karşı, akıntıya karşı yüzmeye başlarız. Günah işlemeye karşı iştahımız değişse de kutsallaşmamız zor bir süreç olabilir. Arkadaşlarımız artık bizi anlamayabilir, ailelerimiz değerlerimizi sorgulayabilirler. Sevdiklerimiz bizi İsa'ya iman ettiğimiz için reddedebilir, öfkeli ve savunmacı hissedebilirler. Çünkü neden eskisi gibi davranmadığımızı anlamazlar. Hristiyan olmak zordur çünkü büyümeyi gerektirir. Tanrı bizi aynı kalmamıza izin vermeyecek kadar çok seviyor. Büyüme bazen sancılı olabilir ve genellikle konfor alanımızdan ayrılmayı sevmeyiz ancak olumlu değişim her zaman ödüllendiricidir. Mesih'te büyüdükçe, Tanrı'nın yalnızca bir dizi kurala uymamızı arzulamadığını anlarız. O kalbimizi, zihnimizi tamamen istiyor. Tamamen kendisine verilen, Mesih'te kötü olan şeylere karşı çarmıha gerilmiş bir yaşam istiyor. İtaat ve güven yoluyla O'nun rehberliğinde huzur bulmayı günler geçtikçe öğreniriz. Hristiyan olmak zordur çünkü kendi kötü bedensel arzularımıza sürekli “hayır” demeliyiz ve Ruh'a teslim olmalıyız. Anlaşmazlıkları misilleme yerine zarafetle ele almayı öğreniriz. Bize kötü davranan kişi için dua ederiz. Kin tutmak yerine affetmeyi öğreniriz. Bir zamanlar aşk dediğimiz kararsız ve değişken duyguları gerçek, koşulsuz sevgiyle değiştirmeyi öğreniriz. Her gün kendi kötü düşüncelerimize ölme, O'na itaatkar olma fırsatını yakalayarak büyürüz. Evet, Hristiyan olmak birçok açıdan zordur. Ama bu hikayenin sadece yarısı. Hayatta karşılaştığımız sorunları tek başımıza çözemeyiz. Her zorluğa, içimizde yaşayan Mesih'in gücü aracılığıyla karşılık veririz. (Filipililer 4:13). , Mesih'in sadık takipçisi asla umutsuzluğa düşmez. (2 Korintliler 4:8-9) Mesih'i takip etmenin kesin ve sonsuz ödülleri vardır. (Luka 18:29–30) Tanrı'nın yollarının dünyanın yollarından ve yöntemlerinden daha iyi, daha güvenli ve daha güvenilir olduğunu hayatta deneyimleyerek öğreniyoruz. Tanrı'ya olan güven dolu itaatimiz, bereketli bir yaşama giden yol haline gelir.(Yuhanna 10:10) Bu sebeple, korkma bunu okuyan kişi. Rab her zaman bizimledir. Bizi asla terketmez. O'nun evrenin yaratıcısı olduğunu unutma. O'nun için imkansızlık yoktur. Her şeyin yaratıcısı O'dur. Zorluk yaşayacağını sana garanti ederim. Rab'bin gücünü de göreceğini sana garanti ederim. Esen kal..

  • Hristiyanlar Tevrat'ın, Eski Ahit'in Yasalarını İzlemeli mi?

    Hristiyanlar Tevrat'ın, Eski Ahit'in, Kutsal Yazılar'ın kurallarını izlemeli midir? Hristiyan ile Kutsal Yasalar / Tevrat / Eski Ahit arasındaki ilişkiyi anlamanın anahtarı, Eski Ahit kanunlarının Hristiyanlara değil İsrail milletine verildiğini bilmektir. Bazı kanunlar İsraillilere Tanrı'ya nasıl itaat edeceklerini ve Tanrı'yı nasıl memnun edeceklerini açıklamaktadır. (örneğin On Emir.) Kutsal Yasa'dan bazıları İsrailoğullarına Tanrı'ya nasıl tapınacaklarını ve günahın kefaretini (kurban sistemi) gösterdi. Bazı kanunlar İsraillileri diğer milletlerden farklı kılmayı amaçlıyordu. (Domuz eti yememek, et ve süt ürününü birlikte tüketmemek, giyim kuralları vb.) Eski Ahit yasalarının hiçbiri bugün Hristiyanlar için bağlayıcı değildir. İsa çarmıhta öldüğünde Eski Ahit yasasını kendi üzerinde tamamlamıştır. (Romalılar 10:4; Galatyalılar 3:23-25; Efesliler 2:15) Eski Ahit yasasının yerine, Hıristiyanlar Mesih'in yasasına tabidirler. (Galatyalılar 6:2) "İsa ona şu karşılığı verdi: “ ‘Tanrın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin.’ İşte ilk ve en önemli buyruk budur. İlkine benzeyen ikinci buyruk da şudur: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’" (Matta 22:37-39) Bu iki emre itaat edersek Mesih'in, Tanrı'nın bizden talep ettiği her şeyi yerine getirmiş olacağız. İsa Mesih, ayetlerin devamında şunu söylüyor: "Kutsal Yasa'nın tümü ve peygamberlerin sözleri bu iki buyruğa dayanır.” (Matta 22:40) Bu, Eski Ahit yasasının bugün geçersiz olduğu anlamına gelmez. Eski Ahit'teki emirlerin çoğu “Tanrıyı sevmek” ve “komşunu sevmek” kategorilerine girer. Eski Ahit yasası, Tanrı'yı nasıl seveceğinizi ve komşunuzu sevmenin neleri gerektirdiğini bilmek için iyi bir yol göstericidir. Aynı zamanda Eski Ahit yasasının bugün Hristiyanlar için geçerli olduğunu söylemek de yanlıştır. Eski Ahit yasası bir bütündür. (Yakup 2:10). Ya hepsi geçerli olur ya da hiçbiri geçerli olmaz. Birbirinden ayıramayız. Kutsal Yasa'dan örneğin et ve süt ürünlerini birlikte tüketmemeyi alıp başka birini almamak olmaz. Mesih, kurban sistemi gibi bunların hepsini kendi üzerinde bizim yerimize yerine getirmiştir. Çünkü bizler, Yasa'yı tamamen yerine getirecek güçte değiliz. Fakat Yasa aracılığıyla, bazı gerçekleri öğrenmiş oluyoruz. " Tanrı'yı sevmek O'nun buyruklarını yerine getirmek demektir. O'nun buyrukları da ağır değildir. " (1. Yuhanna 5:3) On Emir aslında Eski Ahit'te bulunan yasaların tamamının bir özetidir. On Emirden dokuzu Yeni Ahit'te açıkça tekrarlanmıştır. Açıkçası, eğer Tanrı'yı seviyorsak, sahte tanrılara tapmayacağız veya putların önünde eğilmeyeceğiz. Eğer komşularımızı seviyorsak, onları öldürmeyeceğiz, onlara yalan söylemeyeceğiz, zina yapmayacağız, onlara ait olana göz dikmeyeceğiz. Eski Ahit yasasının amacı, insanların yasayı yerine getirmekte yetersiz olduğu konusunu göstermek ve bizi Kurtarıcı olarak İsa Mesih'e olan ihtiyacımıza işaret etmektir. (Romalılar 7:7-9; Galatyalılar 3:24). Eski Ahit yasası hiçbir zaman Tanrı tarafından tüm insanlar için, tüm zamanlar için evrensel yasa olması amaçlanmamıştır. Tanrı'yı ​​sevmeliyiz ve komşularımızı sevmeliyiz. Eğer bu iki emre sadakatle itaat edersek, Tanrı'nın bizden istediği her şeyi yerine getirmiş olacağız. Rab'bimiz ve Kurtarıcımız İsa Mesih'e sonsuz şükürler olsun.

  • "Düşmüş bir dünyada yaşıyoruz." ne demek?

    Düşmüş dünya nedir? Nereden düştük? Önceden nasıldık? Şuanki hayatımızdan daha mı iyiydi? "Düşmüş" sözcüğü Kutsal Kitap'ta ruhsal ve ahlaki açıdan bozulmuş birini veya bir şeyi tanımlamak için kullanılır. İyi halinden tamamen uzaklaşmış da diyebiliriz. İsrail halkı, melekler (Yeşaya 14:12; Vahiy 12:4) ve insanlığın yüceliği (1 Petrus 1:24) gibi “düşmüş” (Amos 5:2) olarak tanımlanır. Bunların her biri Tanrı'ın onlara olan iyi niyetinin doruğundan uzaklaşmış, günaha düşmüş ve dolayısıyla Tanrı'nın sevgisinden uzaklaşarak kendi kendilerini kötülüğün kucağına atma gafletinde bulunmuştur. Düşmüş durumda olanlar günahkarlığın alçaltıcı ve ölümcül ruhsal, ahlaki ve toplumsal sonuçlarına katlanırlar. Böylece insanlar arasında savaşlar, ego çatışmaları vb. gibi durumlara şahit oluruz. Kutsal Kitap'ta bazı ayetler bu tür bir düşüşten söz eder, 1. Korintliler 10:12'de, Mesih İsa takipçilerini şöyle uyarır: "Onun için, ayakta sağlam durduğunu sanan dikkat etsin, düşmesin!" (1. Kor 10:12) Günah işlemek, doğruluk içinde büyümenin ve güzelliğin tam tersidir. Vahiy 2:5'te İsa, Efes kilisesine şöyle seslenerek uyarıyor: "Bunun için, nereden düştüğünü anımsa! Tövbe et ve başlangıçta yaptıklarını sürdür." Tüm insanlık, ilk günahın dünyaya girmesiyle beraber iyi konumundan düştü ve günümüzdeki halini aldı. Nasıl mı düştü, nereden mi düştü? Beraber bakalım: Tanrı ile dostluktan, O'ndan kibirli bir şekilde yabancılaşmaya ve O'na düşmanlığa; bu bizim kişiliğimizin ve bedenlerimizin her yerinde hastalığa ve ölümlere yol açtı: (Yaratılış 2:16; 3:2-19; Çıkış 15:26; Yasa'nın Tekrarı 30:15–20) O'nun benzerliğinde, suretinde yaratılmamıza rağmen onun benzerliğini yansıtamayışımız. Böylece acı çekmemiz: (Yaratılış 6:5; Matta 15:19; Romalılar 1:14—2:16; Romalılar 3:9–20) Tanrı'nın yaşamlarımıza yönelik üstün tasarılarını gerçekleştirmek için O'nun kurallarına sevinçle itaat etmekten, toplumun her düzeyinde kanunsuz isyana, sürekli hüsrana ve savaşlara yol açtı: (Yaratılış 3:14–16; Yakup 4:1–10) Tanrısal aile yaşamının güzelliğinden, huzurundan ve canlılığından; cinsel kimlik karmaşalarına, aile içi çekişmeler ve amaçsızlığın olduğu bir bunalıma: (Yaratılış 3:16; Romalılar 1:14—2:16; Galatyalılar 5:19–21) Tanrı'nın dünyasının emanetçisi olarak egemenlikten, toprağın bencilce sömürülmesine ve bunun sonucunda ortaya çıkan ekolojik felaketlere yol açtı: (Yaratılış 3:17–19; Vaiz 5:8–17; Hagay 1:6) Tanrı'nın aydınlatıcı gerçeğinin bilgisinden cehaletin karanlığına ve ahlaksız zihinlerin karışıklığına yol açtı: (Yaratılış 2:17; Özdeyişler 1—31; Hakimler 1—21; Romalılar 1:28) Düşmüş bir dünyada yaşamak, her gün günahla ve acılarla mücadele ettiğimiz anlamına gelir. Kalp acısı ve ruhsal sıkıntılar yaşıyoruz. Doğal afetlere ve sarsıcı kayıplara tanık oluyoruz. Adaletsizlik, insanlık dışılık ve sahtekarlık bu dünyada hakim görünüyor. Anlaşmazlık ve sorun olağandır. Çünkü insanlık olarak biz, egomuzu ve bencilliğimizi takip etmek istedik. Bunların hiçbiri Tanrı'nın insanlık için planı değildi. Cennet Bahçesi'ndeki orijinal konumumuzdan düştük. Artık düşmüş bir dünyada yaşıyoruz ve tüm yaratılış bizim günahımızın sonuçları altında “inliyor.” (Romalılar 8:22) İyi haber şu ki Tanrı, dünyasının sonsuza dek inlemesini istemiyor. Tanrı, İsa Mesih aracılığıyla yaratılışı onarıyor:  İsa Mesih (Yani kurtarıcımız ve Rab) kendisiyle dostluğu yeniden tesis ederek bize sonsuz yaşam verir: (Yuhanna 10:10; 15:15; Romalılar 3:21–31; 5:1–11; 6:1–14; 8:1–4; 8: 22–23; 1 Korintliler 15:26; Efesliler 1:3–2:22; Koloseliler 1:15–22) Tanrı'nın benzerliğinin İsa Mesih'teki yansımasını yeniden sağlar: (Romalılar 8:28–32; 1 Korintliler 6:11) Yaşamını İsa Mesih'te tatmin edici bir şekilde tamamlar. Bu da huzur ve esenlik içerisinde olmana yol açar: (Matta 5—7; Efesliler 5:15–21; Yakup 2:8) Tanrı'nın aileye yönelik tasarımını İsa Mesih aracılığıyla geri verir. Mutlu ve huzurlu aileler olur: (Luka 1:17; 1 Korintliler 6:11; Efesliler 5:21—6:4; Koloseliler 3:18–21)  Tanrı'nın dünyasına özen gösterme konusunda insanın uygun egemenliğini yeniden sağlar. Böylece savaşlar, ekolojik felakatler vb. olmaz: (Romalılar 8:18–21) İsa Mesih geri döneceğine söz vermiştir ve geri döndüğünde her şeyi sonsuza dek düzeltmeyi tamamlayacaktır. (Yeşaya 2:2–4; 25:6–9; 65:17–25; Vahiy 20—22) Tanrı'nın tüm düşmüş insanlara olan son davetini kaçırmayın: "..Gel!.." (Vahiy 22:17) İsa Mesih'e iman ederek Tanrı'ya gelen herkes eski, görkemli, iyi durumuna dönecektir. Bu, bizim asıl halimizdir. Tanrı'nın Kutsal Ruhu, içimizde ve aramızda yaşıyor. Diri bir Rab'bimiz ve Kurtarıcımız var. O'na ve mesajına güvenin..

  • Hristiyanlıkta Gusül Var mı?

    Hristiyanlıkta gusül abdesti var mıdır? Öncelikle, soruyu soran değerli kardeşimize teşekkür ediyoruz. Türk bir Hristiyan olarak, bu sorunun gelmesi bizleri şaşırtmadı. İnancımızı araştırırken, bu konuyu bizler de merak etmiştik. Bildiğiniz üzere, ülkemizde İslam inancının birçok emrine aykırı gelen fakat "gusül abdesti" denince akan suları durduranlar mevcut. Bu sebeple, Hristiyanların bu açıdan pis veya kirli olduğunu zannedenler mevcut. Bir hikaye anlatmak istiyorum. Çok sevdiğim, fakat maalesef ruhsal boşluğunu farklı tatmin yollarıyla doldurmaya çalışan bir abimiz vardı. Kendisi, para ile hayat kadınlarıyla ilişkiye girerdi. Fakat, bu eyleminden sonra gusül almayı ihmal etmezdi. Bu gusül abdestinin, onu temizlediğine inanırdı. Peki, lafı fazla uzatmadan konumuza girelim. Hristiyanlıkta gusül almak, gusül abdesti almak var mı? Açıklamasına bakmak istemeyenler için cevabı çok çok özetleyerek verelim, açıklama için fotoğraf altına bakabilirsiniz: Hayır, Hristiyanlıkta "Niyet ettim Allah rızası için gusül abdestimi almaya.. Üç ağıza, üç buruna. " diye bir ritüel yok. Fakat, bizler cinsel temas / ejekülasyon/ menstürasyon sonrasında elbette ki temizleniyor ve hijyenimizi sağlıyoruz. Yıkanıyoruz, fakat öyle bir niyet etmiyoruz veya dinsel bir ritüel yok. Şimdi nedenine bakalım: Hristiyanlıkta "Temizlik" kavramı üzerine.. Hristiyan inancında temizlik kavramı, dışsal ölçütlerden daha çok ruhsaldır. Dış hijyenimize dikkat ederiz, fakat asıl anlam bu mudur? Elimi günde 10 kez yıkamam, beni daha iyi ve başkalarına faydalı bir insan yapar mı? Eski Ahit'te, özellikle Levililer kitabında, İsrailoğullarına ve onların kahinlerine (inanç görevlisi, Tanrı ile halk arasında aracılar) temizlik ve bu durum kaybolduğunda nasıl restore edileceğine ilişkin çeşitli talimatlar verilmektedir. Kutsal Kitap temizliği kutsallığa, dolayısıyla tapınağın yıkanmasına bağlar. Temiz olmak doğru olmanın, Tanrı'ya yaklaşmaya ve huzuruna çıkmaya hazır olmanın sembolik çağrışımlarını taşır. Yani Eski Ahit'te (Tevrat) temizlik, kişinin Tanrı'nın halkının bir parçası olarak onların doğruluğunu simgelemek için gösterdiği törensel özeni kapsayan bir tür terimdir. Eğer sembolik temizlikleri kusurluysa, topluluğa tekrar girmeden önce yıkanmaları gerekir. Bu, birisinin Tanrı'nın kanununun bir bölümünü ihlal etmesi durumunda fedakarlık yapılmasına ve kan dökülmesine benzer. İsa Mesih, insan bedeninde geldiğinde kendi zamanının dini liderlerinin bu törensel temizliği aşırı vurgulayıp içsel doğruluğu ihmal ettiklerini öğretir. Çünkü onlar, gerçek anlamından olayı saptırıp sadece şekilcilik ve dincilik yapmışlardır. Günümüzde de bu durumlar söz konusudur, bu sebeple İsa Mesih bizi geçmişten günümüze hep uyarır. “Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Bardağın ve çanağın dışını temizlersiniz, oysa bunların içi açgözlülük ve taşkınlıkla doludur. Ey kör Ferisi! Sen önce bardağın ve çanağın içini temizle ki, dıştan da temiz olsunlar. “Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Siz dıştan güzel görünen, ama içi ölü kemikleri ve her türlü pislikle dolu badanalı mezarlara benzersiniz. Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz." (Matta 23:25-27) Elbette daha sonra İsa Mesih, kendi isteği ve bizim uğrumuza çarmıha gerildi ve ölümden dirildi. Öğrencileri bunun şokunu atlattıktan sonra, kendi ölümünün son "gerçek" temizlik ve fedakarlık olduğunu anlamalarına yardım etti. Eski tören ve kurallar sistemini kendisi üstlenmişti, neyi sembolize ettiklerini anlattı ve insanlar sonunda Kutsal Yazılar'ı kalbe işleyen Kutsal Ruh ile yürümeye başladılar. Şuanda, Eski Ahit'ten özgürüz. Çünkü, İsa Mesih bunu kendisi tamamladı. Ahit'in yasalarını kendi başımıza yapmamız, imkansız ve zor. Yasalar, bize günahımızı gösterdi. İsa Mesih, bizi kurtardı. "Günahımı ne temizleyebilir? İsa'nın kanından başka bir şey değil; Beni tekrar bir bütün haline ne getirebilir? İsa'nın kanından başka bir şey değil." "Haydi, ne bekliyorsun? Kalk, O'nun adını anarak vaftiz ol ve günahlarından arın!’ (Elçilerin işleri 22:16) "Öyleyse yüreklerimiz serpmeyle kötü vicdandan arınmış, bedenlerimiz temiz suyla yıkanmış olarak, imanın verdiği tam güvenceyle, yürekten bir içtenlikle Tanrı'ya yaklaşalım." (İbraniler 10:22) "Bedenin kirden arınması değil, Tanrı'ya yönelen temiz vicdanın dileği olan vaftiz, İsa Mesih'in dirilişiyle şimdi sizi de kurtarıyor." (1. Petrus 3:21)

  • Bir Hristiyan Nasıl Yaşar?

    Hristiyan oldunuz, peki bundan sonra dünyadaki hayatımızı nasıl geçireceğiz? Hristiyan yaşamı, inanç ve imanla dolu olarak yaşanması gerekir. Hristiyan yaşamına imanla gireriz ve onu imanla yaşarız. Günahın bağışlanması için Mesih'e gelerek Hıristiyan yaşamına başladığımızda, aradığımız şeyin imandan başka hiçbir yolla elde edilemeyeceğini anlarız. Cennete giden yolda çalışamayız çünkü yapabileceğimiz hiçbir şey yeterli olmayacaktır. Mesih haricinde, biz cennete girebilecek kadar "mükemmel ve günahsız" değiliz. Yapılacaklar ve yapılmayacaklar listesine uyarak sonsuz yaşama ulaşabileceklerine inananlar, Kutsal Kitap'ın açıkça öğrettiği şeylere aksi bir alternatif üretmişlerdir. İyi işlerimiz, bizi Rab'bin yanına götürmez. Cenneti karşılıkla, alışveriş eder gibi çabamızla kazanamayız. "Tanrı katında hiç kimsenin Yasa'yla aklanmadığı açıktır. Çünkü “İmanla aklanan yaşayacaktır." (Galatyalılar 3:11) İsa'nın zamanındaki Ferisiler, Mesih'i onlara bunu söylediği için reddettiler. gerçek şu ki, onların tüm doğru işleri değersizdi ve yalnızca Mesihlerine olan iman onları kurtarabilirdi. Romalılar 1'de Pavlus, İsa Mesih'in sevindirici haberinin bizi kurtaracak güç olduğunu, müjdenin O'na iman eden herkesin sonsuz yaşama sahip olacağına dair iyi haber olduğunu söylüyor. Bu iyi habere iman ederek Hristiyan yaşamına girdiğimizde, bizi kurtaran Tanrı hakkında giderek daha fazla bilgi edindikçe imanımızın arttığını görürüz. Bizler her gün O'na daha da yakınlaşmak için yaşarken, Mesih'in sevindirici haberi aslında Tanrı'yı ​​bize açıklıyor. Romalılar 1:17 şunu söylüyor: "Tanrı'nın insanı akladığı, Müjde'de(İncil) açıklanır. Aklanma yalnız imanla olur. Yazılmış olduğu gibi, “İmanla aklanan yaşayacaktır.” Dolayısıyla Hristiyan yaşamının bir kısmı da hayatı, anlayış ve bilgelikle yaşamaktır. Bunun için Kutsal Ruh aracılığıyla Tanrı ile daha yakın, daha samimi bir ilişki için duanın eşlik ettiği, Söz'ün (Kutsal Kitap'ın) özenle okunması ve incelenmesidir. Mesih'le birlikte bir yaşam sürdürebilmek için benliğe, kötü tutkulara karşı ölü olmamız da gerekir. Pavlus Galatyalılara şöyle dedi: “Mesih'le birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor. Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı, beni seven ve benim için kendini feda eden Tanrı Oğlu'na imanla sürdürüyorum.” (Galatyalılar 2:20) Mesih'le birlikte çarmıha gerilmek, eski doğamızı (kötü, günahlı tutkularımızı) çarmıha çivilenmiş olarak kabul ettiğimiz ve Mesih'inki olan yeni doğada yaşamayı seçtiğimiz anlamına gelir (2 Korintliler 5:17) Bizi seven ve bizim için ölen kişi şimdi Ruh'uyla içimizde yaşıyor ve yaşadığımız hayat O'na iman sayesindedir. Mesih ile yaşamak kötü arzularımızı, hırslarımızı ve yüceliklerimizi, büyüklenmemizi O'na feda etmek ve bunların yerine Mesih'inkileri koymak anlamına gelir. Bunu ancak O'nun gücüyle, O'nun lütfuyla bize verdiği imanla yapabiliriz. Hristiyan yaşamının bir kısmı bu amaçla dua etmektir. İsa Mesih'e olan imanımız, bu dünyaya gözlerimizi kapayana kadar devam etmelidir. İbraniler 10:38-39 bu konuyu Eski Ahit peygamberi Habukkuk'tan alıntı yaparak ele alır: “Doğru adamım, imanla yaşayacaktır. Ama geri çekilirse, ondan hoşnut olmayacağım.” Tanrı, bir taahhütte bulunduktan sonra O'ndan "geri çekilen" kişiden memnun değildir, ancak imanla ve ona bağlı olarak yaşayanlar asla geri adım atmazlar çünkü onlar, Mesih'le birlikte sonuna kadar devam edeceğimizin güvencesini veren Kutsal Ruh tarafından korunurlar. (Efesliler 1:13-14) İbraniler kitabının yazarı bu gerçeği 39. ayette doğrulamaya devam ediyor: “Ama biz cehenneme dönenlerden değil, canın kurtarılacağına inananlardanız.” Gerçek Hristiyan sonuna kadar inanandır. Dolayısıyla bir Hristiyanın yaşamı; bizi kurtaran, bize güç veren, bizi cennete mühürleyen ve gücü sayesinde sonsuza dek korunacağımız Tanrı'ya imanla yaşanan bir yaşamdır. Günlük iman yaşamı, Tanrı'yı ​​Sözünde (Kutsal Kitap) ve dua aracılığıyla aradıkça ve Mesih benzerliği hedefi bizimkine benzeyen diğer Hristiyanlarla birleştikçe büyüyen ve güçlenen bir yaşamdır.

  • Hristiyanlığın Sperm Bankasından Sperm Almaya / Yumurta Donasyonuna Bakışı Nedir?

    Hristiyanlık, sperm bankası aracılığıyla çocuk sahibi olunmasına nasıl bakıyor? / Hristiyanlık yumurta donasyonuna nasıl bakıyor? Bazıları, bir yumurtayı döllemek için sperm bankasına bağışlanan spermi kullanmanın ya da başka birinin hamile kalması için kendi yumurtanızı bağışlamanın yanlış olduğunu, çünkü bunun Tanrı'nın iradesini devre dışı bırakmayı amaçladığını söyleyebilir. Eğer Tanrı o kişinin çocuk sahibi olmasını isteseydi, bu düşünceye göre kadının kocası dışında kimsenin spermine ihtiyacı olmazdı. Ancak bu mantığı en uç noktaya taşırsak, o zaman apandisitli ya da kanser hastası bir kişinin ölmesinin de Tanrı'nın isteği olduğunu söylemek zorunda kalacağız çünkü hayat kurtaran bir ameliyatın gerçekleştirilmesi "Tanrı'nın isteğini devre dışı bırakacaktır." Böyle bir mantık yanlıştır çünkü tıbbi müdahale doğası gereği günah değildir. Peki, Hristiyanlar olarak bu olaya bakış açımız nasıl olmalıdır? Hayatın "Gri" alanları.. Teknolojinin tamamı Tanrı'nın çocuklarının (Yani inananların) kullanmasını istediği bir şey midir? (1. Korintliler 6:19-20, 10:31) Bu “gri” alanlarda İsa'ya inanan birinin Tanrı'nın bilgeliğine ihtiyacı vardır. Bağışlanan spermi ya da başkasının yumurtasını kullanmayı düşünenlere şunu soralım: Başka bir erkeğin spermini vücudunuza vermenin etik ve ahlaki sonuçlarını düşündünüz mü? Ya da başka birinin yumurtasına verilen eşinizin spermi sonucu ortaya çıkan çocuk, sizin çocuğunuz mu olur? Tanrı, evliliği bir erkekle bir kadının “tek beden” olmaları için birleşmesi olarak tasarladı. "Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak." (Yaratılış 2:24) Bir imanlı dua etmeli, Tanrı'nın Sözünü okumalı ve Rab'den açık bir yanıt beklemelidir. (Elçilerin İşleri 17:11; 2 Timoteos 2:15; Koloseliler 1:9–10) Kararınız birçok insanı etkiliyor ve diğer insanların potansiyel yaşamını (hatta ölümünü) etkiliyor. Bu sebeple, bunun yerine tüp bebek veya evlat edindirme gibi yöntemlere başvurabilirsiniz. Fakat belirttiğimiz gibi, önce dua edip Rab ile iletişime geçilmelidir. Unutmayın, sonuçta yaşamın yaratılması Tanrı'nın elindedir. (Mezmur 139:13–16; Efesliler 2:10; Mezmur 110:3) Bilim birinin hamile kalmasına yardımcı olabilir ama teknoloji yaşamın kaynağı değildir. Tanrı, istemediği bir hamileliği her şeye rağmen engelleyebilir. Ya da imkansızlıklardan mucizeler yaratabilir. "İç varlığımı sen yarattın, Annemin rahminde beni sen ördün. Sana övgüler sunarım, Çünkü müthiş ve harika yaratılmışım. Ne harika işlerin var! Bunu çok iyi bilirim. Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi. Henüz döl yatağındayken gözlerin gördü beni; Bana ayrılan günlerin hiçbiri gelmeden, Hepsi senin kitabına yazılmıştı." (Mezmur 139:13-16)

  • Hristiyanlıkta Kadın Peygamberler Var Mıdır?

    Hristiyanlıkta Kadın Peygamberler Var Mıdır? Tanrı'nın insanlarla iletişim kurmasının birçok yolları var. Mesela rüzgarın fısıltısını, Kutsal Yazılar'ı ve mucizeleri kullandı. Hatta ara sıra insanları kullanmayı bile seçti. Bu insanlar peygamberdi ve hayatlarını Rab'bin hizmetine adamışlardı. Listeye bakıldığında erkeklerin hakimiyetinde olduğu ve rolünü yalnızca erkeklerin üstlendiği belirli bir peygamber türü olduğu görülebilir. Ancak Kutsal Kitap'ta peygamberlik yeteneğine sahip olan veya Tanrı'nın kendi halkıyla konuştuğu kadınlardan söz eden örnekler vardır. Peygamberlik armağanına sahip olmak üzere Kutsal Ruh tarafından yetkilendirilen kişiler, İsrail ulusunun küçük peygamberleri olarak çağrılan kişiler ve Tanrı'nın İsrail'i çağırdığı peygamberler olarak hizmet etmeye çağrılan kişiler arasında ayrım yapmak önemlidir. Bu ayrımlar yapıldıktan sonra peygamberin rolü en iyi şekilde anlaşılabilir. Tanrı, erkekleri ve kadınları kendi amaçları doğrultusunda kullanır ve Kutsal Kitap'taki peygamberler, O'nun kadınları nasıl benzersiz ve özel bir şekilde kullanmayı seçtiğini gösterir. İncil'de birçok kadının peygamber olduğu belirtilmektedir. İsrail halkına hizmet ettiler ya da onlara peygamberlik etme armağanı verildi. Erkek meslektaşları gibi onlar da Rab'den rehberlik aldılar. Eski Ahit'teki erkek peygamberlerin aksine, kadınlar olağanüstü anlarda çağrılmaya eğilimliydiler. Eski Ahit'te (Tevrat) adı geçen bu kadınlar şunlardı: Miryam: Musa ve Harun'un kız kardeşidir. Kardeşleriyle birlikte halka peygamber olarak hizmet etmiştir. İnanç görevlileri haline gelen Levi Kabilesi'nin bir üyesiydi. Bir kadın peygamber olduğundan ilk kez bahsedilmesi, rolünün bir parçası olarak İbrani kadınlara ibadette liderlik ettiğini gösteriyor. "Firavunun atları, savaş arabaları, atlıları denize dalınca, RAB suları onların üzerine çevirdi. Ama İsrailliler denizi kuru toprakta yürüyerek geçtiler. Harun'un kızkardeşi Peygamber Miryam tefini eline aldı, bütün kadınlar teflerle, oynayarak onu izlediler. "(Mısırdan Çıkış 15:19-20) "Seni Mısır'dan ben çıkardım, Ben kurtardım seni kölelik diyarından. Sana öncülük etsinler diye Musa'yı, Harun'u, Miryam'ı ben gönderdim." (Mika 6:4) Debora: Çoğu kişi Debora'nın hakim olarak görev yaptığını ve İsrail'i savunmak için düzenlenen askeri harekata yardım ettiğini biliyor. Ancak Kutsal Kitap onun siyasi liderliğinin yanı sıra aynı zamanda bir peygamber olarak da hizmet ettiğini açıklıyor. O sırada İsrail'i Lappidot'un karısı Peygamber Debora yönetiyordu. (Hakimler 4:4) Tanrı'yı onurlandırdı, İsrail birliklerini ruhsal bilgelik, liderlik ve cesaretle güçlendirdi. Hilkiya: Hilkiya hakkında çok az şey biliniyor. Zamanının diğer peygamberleri gibi o da Yahuda milletinde işlenen kötülüklere karşı konuşuyor. Ona elçiler gönderen kral, günahlarından tövbe etme sürecindeydi ve Rab aracılığıyla krala şöyle dedi: “RAB'be danışmak için sizi gönderen Yahuda Kralı'na şöyle deyin: ‘İsrail'in Tanrısı RAB duyduğun sözlere ilişkin diyor ki: Madem yıkılıp lanetle anılacak olan burası ve burada yaşayanlarla ilgili sözlerimi duyunca yüreğin yumuşadı, önümde kendini alçalttın, giysilerini yırtıp huzurumda ağladın, ben de yalvarışını işittim. Seni atalarına kavuşturacağım, esenlik içinde mezarına gömüleceksin. Buraya getireceğim büyük felaketi görmeyeceksin.’ ” Hilkiya ile yanındakiler bu sözleri krala ilettiler." (2. Krallar 22:18-20) Peygamber Yeşaya'nın Eşi: Adı bilinmemektedir. Geçen ayet: "Peygamber olan karım bundan bir süre sonra gebe kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. RAB bana, “Adını ‘Maher-Şalal-Haş-Baz’ koy” dedi." (Yeşaya 8:3) Anna: İsa'nın yaşamının ilk günlerinde ve öncesinde, evli fakat genç yaşta dul kalan Anna adında bir kadın vardı. Kocası öldükten sonra hayatını tapınağa ve Tanrı'ya hizmet etmeye adadı. İsa'yı doğumundan sonra ilk görenlerden biriydi ve O'nun Mesih olduğunu doğrulayan kişilerden biriydi: "Anna adında çok yaşlı bir kadın peygamber vardı. Aşer oymağından Fanuel'in kızıydı. Genç kız olarak evlenip kocasıyla yedi yıl yaşadıktan sonra dul kalmıştı. Şimdi seksen dört yaşındaydı. Tapınaktan ayrılmaz, oruç tutup dua ederek gece gündüz Tanrı'ya tapınırdı. Tam o sırada ortaya çıkan Anna, Tanrı'ya şükrederek Yeruşalim'in kurtuluşunu bekleyen herkese İsa'dan söz etmeye başladı." (Luka 2:36-38) İsa Mesih'in ölümü ve dirilişinden sonra, Kutsal Ruh her inanlıya geldi; eğer İsa'ya inanırlarsa, günahlarından tövbe ederlerse ve O'nu yaşamlarının efendisi yaparlarsa, onlara Tanrı ile doğrudan iletişim kurma yetkisi verdi. Buna ek olarak, Tanrı artık insanlardan oluşan tek bir ulus aracılığıyla değil, iman eden ve dolayısıyla O'nun krallığının bir parçası olan herkes aracılığıyla çalıştı. Bu aynı şekilde peygamberlere ihtiyaç olmadığı anlamına geliyordu. Ruh, kadınlar da dahil olmak üzere bazı insanlara peygamberlik armağan etmeye devam etti. Tanrı, yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun kadınları peygamber olarak kullanmıştır. Onların kalplerini görmüştür ve hala kalplerimizi görmektedir. Rab kadınları da hizmet etmeye istekli oldukları şekilde kullanmıştır.

  • Hristiyanlar, diğer inançlara inanan kişilere nasıl davranmalı?

    Hristiyanlar, diğer inançlara inanan kişilere nasıl davranmalıdır? Bazen biz Hristiyanlar, diğer inançlara sahip insanlarla inançlar hakkında konuşurken onlara doğru şekilde nasıl yaklaşacağımız ve daha da önemlisi onlara nasıl davranacağımız konusunda zorluk yaşayabiliriz. Peki Hristiyanlar için farklı inançlara sahip insanlarla etkileşim kurmanın yolu nedir? Peki sevindirici haberi yani İncil'i onlarla paylaşmanın uygun bir yolu var mı? Başka inançlara sahip insanlarla iletişim kurarken hatırlamanız gereken dört önemli şeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Farklı İnançlara İnanmalarına Saygı Duymak Seçme özgürlüğü Rab'bin verdiği bir haktır. Tanrı herkese yürümek istediği yönü seçme hakkını verir. Bu, ondan uzaklaşmak ya da Tanrı'nın gitmesini istediğinden farklı bir yöne gitmek anlamına gelse bile. Sonuçta herkesin kendi kararıdır. Onların seçtikleri gibi inanma kararlarına saygı duymalısınız. Bu onlara sevindirici haberle ulaşmaya çalışmayacağınız anlamına gelmez, ancak başka bir yoldan yürümeyi seçerlerse saygı duymanız gerektiği anlamına gelir. Onlara gereken saygıyı göstererek, aynı fikirde olmasanız bile, komşunuzu sevmenin ne demek olduğunu gösterebilirsiniz. Çoğu zaman insanların inandığımız şeyleri kabul etmelerini isteriz. Eğer arzuladığımız şey buysa, vermeye de istekli olmamız gereken şey budur. 2. Neye İnanmaları Gerektiğini Söylemeden Önce, Neye İnandıklarını Anlayın Birini Mesih'e kazanma gayretindeyken, çoğu zaman kişinin sevindirici habere ulaşmasındaki durumunu göz ardı ederiz. Sonuçta herkese İsa'dan bahsetmemiz gerekir. Heyecan ve aciliyet harika olsa da (özellikle doğru şekilde kanalize edilirse) göz önünde bulundurulması gereken bir şey vardır: Bir kişiye ne yapması gerektiğini veya neden Mesih'e gelmesi gerektiğini anlatmaya çalışmadan önce her zaman karşımızdakinin inancını anlamaya çalışmalıyız. Bunu yapmanın en iyi yolu soru sormaktır. İşte size iki tane örnek: Neden bu yolu veya dini takip etmeyi seçtiniz? Ruhsal doyuma ulaştınız mı yoksa bir şeylerin eksik olduğunu mu hissediyorsunuz? Bir kişi bulunduğu yerden memnunsa, yaptığı şeyi değiştirme ihtiyacı hissetmesinin çok nadir olduğunu kabul etmek akıllıca olacaktır. Bu durumda olan bir kişi bulursanız, onu neden olayları doğru görmediğine ikna etmeye çalışmayın. Bu nadiren işe yarar. Sadece onlar için dua edin, onları sevin ve Tanrı'dan onların kalplerini gerçeğe açmasını isteyin. Çoğu zaman sevindirici haberle insanları alt etmek isteriz ve sonra bunun neden işe yaramadığını merak ederiz. Neye inandıklarını anlamak, onların dini sistemleri veya inançları hakkında bilgi edinmenizi gerektirecektir. Tekrar ediyorum, amaç strateji oluşturabilmeniz değil, bulundukları yere karşı empati ve şefkat geliştirmeye başlayabilmenizdir. Çoğu zaman diğer birçok dinde Tanrı yani yaratıcımız ile kişisel bir ilişkinin gerçekte var olmadığını göreceksiniz. Ayrıca kurtuluş güvencesinin ve cennet umudunun genellikle belirsiz ve mevcut olmadığını da keşfedebilirsiniz. 3. Unutma, Tartışmayı Kazanmaya Çalışmıyorsun - Kişiyi Kurtarmaya Çalışıyorsun İleriye doğru bir adım attığınızı ve sevindirici haberi farklı inançtan olan arkadaşınızla, komşunuzla veya akrabanızla paylaşmaya karar verdiğinizi varsayalım. Size bir şeyi hatırlatmama izin verin; siz bir tartışmayı kazanmaya çalışmıyorsunuz. Aslında, diğer inançlara sahip insanlara onay işareti olarak bakmayı bırakmanızı tavsiye ederim. Unutmayın ki onlar öncelikle Rab tarafından sevilen insanlardır. Hedefleri, hayalleri ve istekleri var. Ailelerini seviyorlar ve sizin yaptığınız şeylerin çoğunu istiyorlar. Burada, İstanbul'da birçok kişiyle sohbet ediyorum. Onları kafeye davet ediyorum, oturup konuşuyoruz. Önceden amacım onlara yollarının yanlışını göstermeye çalışmak ve onları Mesih'e kazanmaktı. Pek çok konuşmadan sonra oldukça başarısız oldum. O zamanları düşündükçe, motivasyonlarımın iyi olmasına rağmen taktiklerimin tamamen yanlış olduğunu fark ettim. İnancımı kanıtlamaya o kadar odaklanmıştım ki bu süreçte onların kim olduklarını, insan olduklarını unuttum. Artık gayretimin (ve belki de 'Ben haklıyım, sen haksızsın ve sana göstereceğim' gibi egomun) yoluma çıktığını anlıyorum. Onlara ailelerini, hedeflerini, hayallerini veya onları gerçekten tanımak için herhangi bir şeyi sorduğumu sanmıyorum çünkü demek istediğimi kanıtlamaya kararlıydım. İşe yaramadığına şaşmamalı. Yemek yemeye veya birisiyle meşgul olmaya zaman ayıran İsa'nın modelini takip etmem gerekiyordu. İsa onların durumları ve durumları hakkında düşünmelerini sağlayacak sorular sorardı. Sen de aynısını yapmalısın. Bu nedenle daha önce sizlerle paylaştığım ilk iki soru çok önemli. Değişim hakkında bir konuşma yapmadan önce onların buna açık olduklarından veya onu aradıklarından emin olmalısınız, aksi takdirde konuşma işe yaramaz. Bir tartışmayı kazanmaya çalışıyorsanız bunu anlamayabilirsiniz, ama bir ruhu kazanmaya çalışıyorsanız anlayacaksınız. İnsanlar değişmeleri gerektiğini anlayana kadar değişmezler. Bu nedenle onların durumlarının farkına varmasını ve gözlerini müjdenin gerçeğine açmasını sağlamak için Kutsal Ruh'a ihtiyacımız var. O, onların kalbinde çalışmadığı sürece tartışmayı gerçekten kazanabilirsiniz ama ruhu kazanamazsınız. Eğer değişmek istemiyorlarsa en azından bu süreçte bir ilişkiyi mahvetmemişsinizdir. Ve ilerleyen zamanlarda o açık kapının değerinin ne olacağını kim bilebilir? Biz de önceden inananlar değildik. 4. Amacımız, Karşıdakinin İnancını Alaşağı Etmek Değil, İnancımızı Aktarmaktır Onlarla etkileşime geçtiğinizde, onların inandıkları şeyden hareket etmelerini ve bunu tek gerçek ve yaşayan Tanrı'ya aktarmalarını isteyin. Bunun gerçekleşmesi için, onlara sadece müjdeyi verip kaçıp işe yarayacağını ummak yerine, bu süre boyunca bu işin içinde olmaya istekli olmalısınız. Birisinin inanç sistemini değiştirmesinin büyük bir adım olduğunu anlamalısınız. İnandığınız şeyi değiştirmek için geçtiğiniz süreci unutmayın. Bu kolay değil, ama onlardan yapmalarını istediğimiz şey bu. Eğer bu gerçekleşecekse, o kişinin bu süreçte kendisine yol gösterecek birine ihtiyacı olacak. Sorularını cevaplayacak, endişelerini dinleyecek ve İsa'ya gerçekten güvenebileceklerini bilmelerine yardımcı olacak biri. İşin gerçeği bu. Ve bu, birinin inancını aktarmasına gerçekten yardımcı olmak için gereken türde bir çalışmadır. Kolay değil ama eğer birini seviyorsanız ve birine saygı duyuyorsanız o zaman bu, yapmaya istekli olduğunuz bir iş olmalıdır. Kutsal Ruh'dan da yardım istemeyi unutmayın. Kutsal Ruh'suz başarılı olamayız. Son Olarak, İnsanları Sevin Başka inançlara sahip insanlarla etkileşime geçtiğinizde her şeyden çok şunu unutmayın: onlar da sizin gibi insan. Onları sevme, onları anlamaya çalışma ve uygun olduğunda İsa'yı onlarla paylaşma sorumluluğunuz var. Ancak, onlara saygı duymazsanız ve onlarla tam olarak oldukları yerde tanışmazsanız, İsa'yı asla paylaşamayacağınızı anlamalısınız. İsa Mesih'in modelini takip edelim ve insanlarla onun istediği şekilde etkileşime geçelim. Süreç içerisinde çok daha iyi sonuçlar göreceğiz. İnsanlarla vakit geçirin, tartışmayın ve onları sevin. Onlar için dua edin. Hal ve hareketlerimizle İsa Mesih'in takipçisi olduğumuzu gösterelim. "Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız'ı yüceltsinler!” (Matta 5:16)

bottom of page