top of page

İncil Gerçekten Değiştirildi mi? Tarih ve El Yazmaları Ne Diyor?

16 Ağu
5 dakikada okunur

Soruyu soran kişi: "İncil'in veya Kutsal Kitap'ın Gerçekten Tanrı'dan Gelen Bir Vahiy Olduğuna Nasıl Emin Olabiliriz? Tarihsel ve Teolojik Deliller Nelerdir? "


Öncelikle, soruyu soran değerli kardeşimize teşekkür ediyoruz.


Kutsal Kitap ve İncil gerçekten değiştirildi mi? Tarihsel el yazmaları, arkeolojik bulgular ve tahrif iddialarına verilen yanıtları inceleyin.

Şüpheler ve Tarihsel Gerçekler


Türkiye'de doğup büyümüş biriyseniz, Kutsal Kitap (Tevrat, Zebur, İncil) hakkında duyduğunuz ilk şey muhtemelen şudur: "Orijinali kayboldu, insanlar onu kendi çıkarları için değiştirdi." ya da " Allah değişmesine izin verdi kardeşim."


Bu argüman bizim buralarda adeta bir kültürel reflekstir. Peki, dünya çapında milyarlarca Hristiyan  (ve sayı olarak az da olsa gerçekten inanan, sonradan İsa Mesih'e iman etmeyi seçen eskiden Müslüman olan Hristiyan Türkler) neden hayatını bu kitaba göre şekillendiriyor? Gerçekten körü körüne bir inanç mı, yoksa masaya konulabilecek sağlam, mantıklı deliller var mı?


Şüpheci yaklaşmakta hiçbir sakınca yok. Zira gerçeğin sorgulanmaktan korkmaması gerekir. Eğer inancımız gerçekse, soru sormaktan korkmayız. İnancımız gerçekse, kitabı elimize alıp okumak bize korkutucu gelmez. "Çok derinleşme, delirirsin aman ha!" sözü Hristiyanlar için geçerli değildir.


Tutarlılık


Bugün Aristoteles, Platon veya Ömer Seyfettin'in yazdıklarını okurken kimse "Acaba bunlar değiştirilmiş midir?" diye sormaz. Ancak iş İncil'e gelince bu şüphe hemen belirir. Neden? Çünkü öyle duyduk.


Hristiyanlıkta Kutsal Kitap gökten bir anda basılı halde inmiş tek bir cilt kitap değildir. Tanrı'nın, farklı yazarların karakterlerini ve dillerini kullanarak kendini insanlığa açmasıdır.


Bugün elimizde Yeni Antlaşma'nın (İncil'in) orijinal dilinde yazılmış 5.800'den fazla antik Grekçe el yazması bulunuyor. Orijinal yazım tarihi ile elimizdeki ilk kopyalar arasındaki süre, diğer tüm antik metinlerden çok daha kısadır.


Burada hemen o meşhur itiraz yükselir:


"İznik Konsili'nde (MS 325) binlerce İncil arasından 4 tanesi seçildi, gerisi yakıldı! Masayı şöyle bir salladı papazlar, düşenleri kabul etmediler ama masada kalanları İncil yapalım dediler!"

Siz masadan düşen kitapları atıp masada kalan kitaplara iman eder miydiniz? Ne kadar mantıklı bu?


Kahvede çay içerken üretilmiş, 101 oynanırken mantıklı gibi üretilen tarihsel gerçekliği olmayan bir efsanedir bu. İznik'te hangi İncil'in kabul edileceği tartışılmamıştır bile.


"İyi ama, Yeni Antlaşma'daki kelime sayısından daha fazla farklılık var?" diyen bazı tarihçiler mevcut.,


Yaklaşık 400.000 varyasyon olduğu sayısal olarak doğrudur. Fakat Hristiyan metin bilimcileri bunun bir kelime oyunu olduğunu söyler. Bu farklılıkların %99'u sadece imla hatalarıdır; "Yuhanna" yerine "Yuhana" yazılması veya "ve, ama" gibi bağlaç eksiklikleridir. Hristiyanlığın hiçbir temel doktrini, iman ilkeleri şüpheli bir el yazması varyasyonuna dayanmaz.


Üstelik kapsamlı el yazmaları 4. yüzyıla ait olsa da, 2. ve 3. yüzyılda yaşamış Erken Dönem Kilise Babaları'nın o kadar çok İncil alıntısı vardır ki (mesela vaazlarında kullandıkları), bugün tüm el yazmaları yok olsa bile, sadece bu mektuplardan yola çıkarak Yeni Antlaşma'nın %99'u yeniden inşa edilebilir.


Peygamberlik Sözleri ve Arkeolojik Gerçekler


Kutsal Kitap'ı eşsiz kılan en büyük özelliklerinden biri, olaylar gerçekleşmeden yüzlerce yıl önce yazılan önbildiri (peygamberlik) sözleridir. (Geleceği bilme gibi düşünebilirsiniz.)


Eski Antlaşma'da, gelecek olan Kurtarıcı (Mesih) hakkında 300'den fazla spesifik peygamberlik bulunur. İsa Mesih'in nerede doğacağı, çarmıha gerilerek öleceği ve üçüncü gün dirileceği detaylarıyla yüzyıllar önceden kaleme alınmıştır.


Örneğin, İsa'dan 700 yıl önce yazılan Yeşaya 53. bölüm. Eleştirmenler burada anlatılan acı çekenin aslında İsrail ulusu olduğunu iddia eder. Ancak bu, Orta Çağ'da popülerleşmiş bir yorumdur. (Çünkü İsa'yı Mesih olarak kabul etmekte inat eden bir grup kişiler bunu popülerleştirmiştir.)


İsa'dan önceki antik Yahudi metinleri (Targum) burayı doğrudan gelecek olan Mesih olarak yorumlar. Üstelik metin, bu kulun günahsız olduğunu söyler; İsrail ulusu hiçbir zaman günahsız olmamıştır.


"Bu kehanetler olaylar bittikten sonra hikayeye uysun diye uyduruldu!!" argümanı ise 1947'deki Ölü Deniz (Kumran) tomarları keşfiyle çökmüştür. Bulunan antik küplerin içinde Tevrat ve Zebur'un İsa'dan önceki dönemlere ait kopyaları olduğu gibi duruyordu. Kısacası metinler İsa'ya uydurulmamıştır. İsa antik metinlerdeki vaatleri birebir yerine getirmiştir. Havarilerin sırf peygamberlik sözlerine uysun diye İsa'ya halk önünde Roma çarmıhında ölme gibi, herkesin gözü önünde yaşanmış olayları sıfırdan senaryolaştırması zaten tarihsel olarak imkansızdır.


İçsel Bütünlük


40'tan fazla yazar. 1500 yıllık bir zaman dilimi. Krallar, peygamberler, balıkçılar ve bir doktor. Coğrafyalar...

Bugün yoldan geçen aynı inanca sahip 5 kişiyi çevirip aynı soruyu sorsanız (Allah bir midir sorusu gibi kolay bir soru değil ama :) ) 5 farklı cevap alırsınız. Denemesi bedava.


Ancak Kutsal Kitap'ın yazarları, birbirleriyle çelişmeyen tek bir ana hikaye anlatır: İnsanın düşüşü ve İsa Mesih aracılığıyla kurtuluşu.
Kutsal Kitap ve İncil gerçekten değiştirildi mi? Tarihsel el yazmaları, arkeolojik bulgular ve tahrif iddialarına verilen yanıtları inceleyin.
Kutsal Kitap (Tevrat, Zebur, İncil) İçindeki İçerik Uyumu. İngilizce araştırma için "Bible Cross Reference Chart"

Bazen de bazıları, sözde çelişki iddiaları ile gelir. Diriliş sabahı mezarda bir melek mi vardı, iki mi? Mahkemede bir trafik kazasını anlatan şahitleri düşünün. Biri "Kırmızı araba ağaca çarptı" derken diğeri "Arabanın içinde iki kişi vardı" derse, bu bir çelişki midir? Hayır. Sadece farklı detaylara odaklanmışlardır. Eğer ilk dört müjde kelimesi kelimesine aynı olsaydı, asıl o zaman "Oturup uydurmuşlar" deme hakkımız olurdu.


Markos ve Yuhanna'nın İsa'yı farklı anlatması da çelişen değil, tamamlayıcı portrelerdir. Markos'un İsa'yı sadece insan gibi gösterdiği iddia edilir. Fakat daha 2. bölümde İsa, sırf Allah'a özgü bir yetkiyle günahları bağışlar. Yuhanna'da Tanrısal yönü vurgulanan İsa ise mezar başında ağlar ve çarmıhta "Susadım" der. (İnsan bedenine bürünüşünün bir göstergesi)

İncil'in ilk dört kısmı tek boyutlu bir biyografi değildir. Dört farklı kitlenin (Yahudiler, Romalılar, Grekler ve Kilise) sorularına cevap veren farklı kamera açılarıdır.


Tarihsel hatalar (örneğin Luka'daki nüfus sayımı) iddiaları ise arkeoloji geliştikçe sarsılmıştır. Başta Luka'nın uydurma yazdığına inanarak Anadolu'ya gelen ünlü arkeolog Sir William Ramsay, yıllar süren kazılarda Luka'nın bahsettiği şehir isimlerinin ve vali unvanlarının kusursuz olduğunu görünce Kutsal Kitap'ın güvenilirliğini kabul etmiştir.


Diriliş ve Psikolojik Engeller


Hristiyan inancı sadece bir iyi insan olma felsefesi değildir. Tarihsel bir gerçeğe dayanır. Elçi Pavlus'un dediği gibi: "Mesih dirilmemişse, bildirimiz de imanınız da boştur."


İsa tutuklandığında korkudan kaçan o balıkçılar, birkaç hafta sonra Roma'nın göbeğinde "İsa dirildi!" diye bağırıp aslanların önüne atılmayı göze aldılar. Neden? "Cesedi çaldılar ve yalan uydurdular" demek kolaydır. Evet, insanlar inandıkları yalanlar uğruna ölebilir (canlı bombalar gibi) ama onun doğru olduğunu sandıkları için.

Havariler ise İsa ile bizzat karşılaştıklarını iddia ettiler. Eğer cesedi çaldılarsa, bunun bir yalan olduğunu kesin olarak biliyorlardı. Hiçbir insan, kendisine çıkar sağlamayan ve sadece işkence getiren bir yalan uğruna, bile bile ölüme gitmez.


İlginçtir ki, düşmanların "Cesedi çaldılar" demesi, aslında Hristiyanlık lehine devasa bir kanıttır. Bu durum, mezarın gerçekten boş olduğunu Ferisilerin ve Romalıların bile kabul ettiğini gösterir. Ceset orada olsaydı, onu bir arabaya koyup Kudüs sokaklarında dolaştırırlar ve Hristiyanlık daha başlamadan biterdi.


Halüsinasyon iddiası ise tamamen gerçek dışıdır. Psikolojide halüsinasyon, rüya görmek gibi bireysel bir olaydır. 500 kişinin aynı anda, aynı rüyayı görmesi ve o kişinin gelip onlarla balık yemesi tıbben imkansızdır. Kaldı ki halüsinasyon bile görseniz, gidip mezara baktığınızda ceset oradaysa olay biter. Oysa o mezar boştu.


Kutsal Kitap, tarihte hiçbir metnin maruz kalmadığı kadar ağır bir mikroskobik incelemeye ve şüpheciliğe maruz kalmıştır. Ancak her yüzyılda bu eleştirilerden güçlenerek çıkmayı başarmıştır.


Türkiye'deki yaygın "Zaten bozulmuş" savunmasıyla kitabı hiç açmadan kapağını kapatmak işin kolayıdır. Ancak tarihi belgelere, arkeolojiye ve metinlerin iç tutarlılığına dürüstçe bakan biri için Kutsal Kitap, antik dünyanın en güvenilir metnidir.


Bunun Tanrı'dan gelen bir vahiy olduğuna ikna olmanın nihai yolu ise sadece akademik araştırma değildir. Hristiyan inancına göre bu kitap canlıdır. (İsa'dır. Çünkü İsa, Kelamullah'tır. Tanrı'nın Sözü'dür.)


Tanrı'nın size yazdığı kişisel bir mektuptur. Binlerce yıldır en azılı suçlulardan filozoflara kadar milyonlarca insanın hayatını kökten değiştirmesi, içindeki gücün pratik delilidir. En iyi yöntem, önyargıları bir kenara bırakıp İncil'i açmak ve İsa Mesih'in sözlerini bizzat okumaktır. Unutmayın, gerçeği arıyorsanız onu arayanlardan saklanmaz.

"Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.” (Matta 24:35)
bottom of page